01.11.2023 Her An Kur'ân, Her An Mutluluk 2. Bölüm Soru yok
Soru
01.11.2023 Her An Kur'ân, Her An Mutluluk 2. Bölüm Soru yok
Cevap
Seçilmeyenler Kur'ân âyetlerinde bahsedilen beş grup insan söz konusudur. Bunlar Sırat-ı Cahim üzerinde olanlardır: Fesat çıkaranlar, saadet-i kûbrâyı ve hidayeti gizleyenler, Resûlullah’a ve âyetlere alay edenler, zulmanî ilimlerle amel edenler... Bunlar insanların yüzde onundan fazlasıdır, seçilmezler. Allah kendilerinde hayır görmez; onlar Sırat-ı Cahim üzerinde, sebîli gayyda bulunanlardır.
SEÇİLMEYENLER – (ALLAH’IN KALPLERİNDE HAYIR GÖRMEDİKLERİ )
1. ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER
YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
2. DALALET ÜZERİNE HAK OLANLAR
A’RAF-30: …bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki; onlar, Allah'tan başka şeytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar.
KASAS-63 : Üzerlerine azap sözü hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte bunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık..
1. FESAT ÇIKARANLAR
TEVBE – 32: (Onlar) ağızları ile Allah'ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. …
RAD – 25: … Allah'ın ahdini bozarlar Ve Allah'ın, O'na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler .Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (insanların da Sıratı Mustakîm'e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar). …
2. SADAT VE KÜBERALAR
AHZAB – 67:… sâdatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) ettik. …
AHZAB – 68:Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetleitaat ettik. …
3. HİDAYETİ GİZLEYENLER
BAKARA-159: İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler, onlara, hem Allah lânet eder. … ALİ-İMRAN-7:…Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o (Kitab')ın müteşabih olan kısmına uyarlar. …
4. RESUL VE AYETLERLE ALAY EDENLER
KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.
ENAM-68: Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman...
NİSA-140: … Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onların alaya alındığını işittiğiniz zaman …
5. ZULMANİ İLİMLERLE AMEL EDENLER
BAKARA-102: …Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla (sihre karşılık) nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.
Geri kalan insanların yüzde doksanından fazlası seçilir. Ama seçilenleri de Allahû Tealâ musîbetlerle imtihan eder. İşte musîbetlerden ders alanlar (seçilenlerin yüzde doksanından fazlası içinden) yüzde ondan azdır. Geri kalanlar seçilmesine rağmen ölüme kadar Allah’a ulaşmayı dilemezler, dalâlet üzerine hak olurlar.
Neden Allah’a ulaşmayı dilemek önemlidir? Allahû Tealâ bütün Âdem (A.S.) zürriyeti ve insanlar için Zât’ını hedef olarak göstermiştir. Yani herşey insan içindir ama insan Allah içindir. İnsan, Allah ile diğer bütün varlıklar arasında bir köprüdür ve hepimizin hedefi Allah’ın Zât’ına ulaşmaktır. Bir; Allah’ın Zât’ını görmek, iki; ama hedef değişmiyor.
İşte hedefi bilmek yetmez, hedefe giden yolu bilmek gerekir. Allah’ın Vechini dileyenler: Her devirde dâveti kabul edenler, onlar Allah’ın Zât’ına ulaşmayı dileyenlerdir. Nefs tezkiyesiyle daha sonra Allah’ın Zât’ını görmeyi dileyenler... Ama hedef aynı: Allah’ın Vechini (Zât’ını) dileyenler, yani hedefi tespit edenler.
Rûm 38: Allah’ın Vechini (Allah’a ulaşmayı) dileyenler için daha hayırlıdır.
Rûm 39: Allah’ın Vechini (Allah’a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekat ve yaptığınız zikir... O zaman Allahû Tealâ derecatı artırıyor.
Kehf 28: Sabah akşam Allah’ın Zât’ını dileyerek...
En'âm 52: Sabah akşam Allah’ın Zât’ını dileyenlerle beraber...
Ra'd 22: Sabırla Rabbinin Zât’ını dileyenler...
İnsân 9: Biz sadece Allah’ın Vechi için sizi doyuruyoruz.
Leyl 20: Yüce Rabbinin Zât’ını dileyenler...
Bakara 115: Hangi tarafa dönerseniz dönün, Allah’ın vechi (Zât’ı) işte oradadır.
Bakara 272: Sadece Allah’ın Zât’ına ulaşmayı dileyenler infak ederler.
Secde 4: Keza öyle...
Rahmân 27: Sadece celâl ve ikram sahibi Rabbinin Zât’ı bâkî kalacaktır.
Âli İmrân 28: Dönüş Allah’adır; ruhun ulaşacağı makam Allah’ın Zât’ıdır.
Yûnus 26: Allah’ın Zât’ını görmeyi dileyenler...
ALLAH’IN VECHİNİ (ZAT’INI) DİLEYENLER
1. RÛM-38 … Bu, Allah’ın vech’ini (Allah’a ulaşmayı) dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
RÛM-39 … Allah’ın vech’ini (Allah’a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekât (yaptığınız zikirler);
işte böylece kat kat artıranlar onlardır.
2. KEHF-28 Sabah akşam, O’nun vech’ini (Zat’ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan çevirme…
EN’ÂM-52 Ve sabah akşam, Rab’lerinin Zat’ını dileyerek dua edenleri kovma…
3. RA’D-22 Onlar, sabırla Rab’lerinin vech’ini (Zat’ını, Zat’a ulaşmayı ve Allah’ın Zat’ını görmeyi) dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.
4. İNSÂN-9 Biz sadece Allah’ın vechi için sizi doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz.
LEYL-20 O sadece, Yüce Rabbinin vech’ini (Zat’ını) ibtiga etti (diledi).
5. BAKARA-115 … Artık hangi tarafa dönerseniz dönün, Allah’ın vechi (Zat’ı) işte oradadır…
BAKARA-272 … Siz (ey mü’minler), sadece Allah’ın vech’ini (Zat’ını, Allah’ın Zat’ına ulaşmayı) dileyerek infâk edersiniz. Ve hayır olarak ne infâk ederseniz, (o) size tamamen ödenir ve siz zulmedilmezsiniz.
6. SECDE-4 O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde halketti (yarattı). Sonra arşa istiva etti (arşı sevva etti, dizayn etti, vechi arşta karar kıldı)…
RAHMÂN-27 Ve celâl ve ikram sahibi Rabbinin vechi (Zat’ı) bâki kalacaktır.
7. ÂLİ İMRÂN-28 … Ve Allah, sizi kendisinden sakındırır (takva sahibi olmanızı ister). Ve dönüş Allah’adır (ruhun ulaşacağı makam, Allah’ın Zat’ıdır).
YÛNUS-26 Onlar için Ahsenü’l hüsna (Allah’ın Zat’ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah’ın cemalini görmek) vardır.
Hedef Allah’ın Zât’ıdır ve Allah’ın Zât’ını hedef ittihaz edenler, onlar aynı zamanda Allah’a ulaşmayı dileyenler, Allah’a giden ve ulaştıran Salihlerin yolu üzerinde bulunanlardır. Ne demiştik? Hedefi tespit etmek yetmez, hedefe giden yolu bilmek gerekir. Hedefe giden yol, Salihlerin yolu olan Sırat-ı Müstakîm’dir.
İşte üçüncü basamakta kişi Allah’a ulaşmayı diliyor. Allah’a ulaşmak bir yol üzerinde gerçekleşecektir. Allahû Tealâ da Rahîm esmasıyla tecelli ediyor o kişiye ve peş peşe o kişide mevcut olan engelleri (varsa) Allahû Tealâ kaldırıyor: Gözünden hicâb-ı mestûreyi kaldırıyor, kulaklarından vakrayı kaldırıyor, kalbinden ekinneti kaldırıyor ve böylece o kişi Allah’ın Rahîm esmasıyla yedi Furkân’ın sahibi oluyor.
Ama Allahû Tealâ onu o hâlde bırakmıyor; Teğâbun Sûresi’nin 11. âyet-i kerimesine göre hidayete ulaştırıyor. Kâf 33’e göre Allahû Tealâ o kişinin kalbini Kendisine çeviriyor. En'âm 125’e göre göğsünden kalbine nur yolunu açıyor ve dört kalp şartının sahibi olan kişi Allah’ı zikretmeye başladığı an zikir bir şifredir, "Allah" isminin tekrarı bir şifredir. Allah’ın katından rahmet ve fazl geliyor. Rahmet, henüz açılmamış mührün kenarlarından içeriye sızıyor ve o kişiyi huşû sahibi kılıyor.
İKİNCİ 7’Lİ BASAMAK
14. Basamak: MÜRŞİDE BAĞLANMAK (TÂBÎ OLMAK) ÂLİ İMRÂN 31, ÂLİ İMRÂN 164, MERYEM 43,
YÂSÎN 21, MU’MİN 38, ZUHRÛF 61, CUMA 2
13. Basamak: MÜRŞİDİN ARANMASI BAKARA 45-46, MÂİDE 35, FÂTİHA 5-6, BAKARA 153, CİNN 14,
NAHL 9
12. Basamak: HUŞÛNUN OLUŞMASI HADÎD 16, MU'MİNÛN 1-2
11. Basamak: KİŞİNİN ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMASI ZUMER 22
10. Basamak: KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLUNUN AÇILMASI EN’ÂM 125
9. Basamak: KALBİN ALLAH’A DÖNMESİ KAF 33
8. Basamak: ALLAH’IN KALBE HİDAYETLE ULAŞMASI TEGÂBUN 11
İşte bir kere daha istiâne: yedi âyet-i kerimede geçen istiâne ile mürşidi Allah’tan nasıl istiyoruz? Kimler isterse Allah onlara mürşid gösterir, kimler istemesine rağmen Allah onlara mürşid göstermez? İşte Allahû Tealâ bunun cevabını veriyor: Sabırla ve namazla (Hacet namazıyla) Allah’tan mürşidinizi isteyin; zordur, ama huşû sahipleri için değil.
[25.09.2026 06:56] Nuran Çelik Çelik: Peki kimlerdir bu huşû sahipleri? Huşû sahipleri, onlar ruhun hayattayken Allah’a ulaşacağına emin olanlardır. Yani ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır, ama hayattayken ruhun Allah’a ulaşmasına kesin imân edenlerdir. Eğer olay buysa, dâvete muhatap olan insan ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına imân ediyorsa ki Allah’a inanıyor (1, yetmez), ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanıyor (2, yetmez), farz olduğuna inanıyor (3, yetmez); ancak ulaşmayı dileyen takva sahiplerinin ruhunu Allah Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.
Yani kalbine bakıyor; onun kalbinde ruhunu dünya hayatında Allah’a ulaştırmak talebi varsa, o talebi Allah kimin kalbinde görüyorsa Allahû Tealâ’nın verdiği söz (Şûrâ 13 ve Ra'd 27’de) mutlak surette onun ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.
ŞÛRA – 13 … keberu alâi muşrikîne mâ ted'ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
Öyleyse kişinin salihlerden birisine kavuşabilmesi, mutlak surette dört tane inânç şartının sahibi olmasına bağlıdır:
Allah’a inânacak.
Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanacak.
Farz olduğuna inanacak.
Ve ulaşmayı dileyecek.
Bu dört inânç şartı varsa, o kişinin kalbinde bu talep varsa Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve peş peşe o yedi Furkan’ı veriyor, on iki tane ihsanla o kişiyi kalbine koyduğu mürşid sevgisiyle Hacet namazı kılması hâlinde Allahû Tealâ ona mutlaka mürşidini gösteriyor.
İşte bir kere daha Fâtiha’ya gelelim. Ne diyoruz? " Sadece Sana kul oluruz ve istiâneyi (mürşidimizi) sadece Senden isteriz." Niçin istiyoruz mürşidimizi? "Bizi Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırsın diye." Bu Sırat-ı Müstakîm’in işareti ne? " Üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur."
Her devirde devrin imamı vardır. Devrin imamının ruhu bütün müminler için bir nimettir; Allahû Tealâ Âli İmrân 164’te bunu söylüyor.
3/ÂLİ İMRÂN-164 (https://www.mihr.com/Kuran/Meal/3/Âli İmrân/164#) Lekad mennallâhu alâl mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Andolsun ki Allah, mü’minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
Kavim resûlü var, dört görevi var; ama bu dört görevle vazifeli olan kavim resûlünü Allahû Tealâ devrin imamı olarak seçerse, artık o devrin imamı beş görevin sahibi olduğu gibi aynı zamanda ruhu bütün insanlar için bir nimettir (Âli İmrân 164). İşte üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur.
O zaman mürşidine tâbî olup ruhu vücudundan ayrılan, Sırat-ı Müstakîm’e ulaşan herkesin başının üzerinde devrin imamının ruhu bir nimet olarak vardır. Allahû Tealâ bunu tarif ediyor: Üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Diğerleri ise ulaşmayı dilemedikleri için dinde fırkalara ayrılanlardan olurlar; dinde fırkalara ayrılanlar olarak şeytana tâbî olurlar,
Nitekim Sebe 20: "Andolsun ki İblis, onlar üzerindeki zannını gerçekleştirdi. Müminleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi şeytana tâbî oldular."
34/SEBE-20 Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
Ve gerçekten de En'âm Sûresi’nin 153. âyet-i kerimesinde: "İşte bu Benim Sırat-ı Müstakîm’imdir, ona tâbî olun."
6/ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Sırat-ı Müstakîm Salihlerin yoludur, Sırat-ı Müstakîm nebîlerin yoludur, Sırat-ı Müstakîm sıddıkların yoludur, Sırat-ı Müstakîm şehitlerin yoludur. Ama ister Nisâ 69’daki gibi nebîlerin, sıddıkların, şehitlerin yolu densin; sonunda salihler vardır.
4/NİSÂ-69 Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ(rafîkan).
Ve kim, Allah'a ve Resûl'e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah'ın kendilerine ni'met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.
Bu âyet-i kerimedeki Sırat-ı Müstakîm’i salihler parantezine alırsak, Sırat-ı Müstakîm’i Salihlerin Yolu olarak da tarif edebiliriz.
Salihlerin Yolu Allah’a ulaştıran yoldur, Sırat-ı Müstakîm’dir ve fizik yoldur. Kur'ân-ı Kerîm’de geçen fizik yol (Sırat-ı Müstakîm) Salihlerin yolu olarak ifade ediliyor. Kim on iki tane ihsanla Allah’ın kendisine gösterdiği mürşide tâbî olursa, Allah’tan yedi nimet alır ve yedi kalp şartının sahibi olur.
MÜ’MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RA’D - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSÂ - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinnet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HACC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
7 Nİ’MET
1. Devrin imamının ruhu gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar sevaba çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh vücudu terk eder. NEBE - 39
5. Fizik vücut Allah’a kul olmaya başlar. RA’D - 36
6. Salih amel (zikir) başlar. ZUMER - 23
7. İradenin güçlenmesi. BAKARA - 257
Zaten ulaşmayı kalben dileyen kişi dört kalp şartının sahibi olmuştu, göğsünden kalbine nur yolunu açmıştı. Mürşidine tâbî olduğu an Allah mührü açıyor, küfrü dışarıya alıyor ve kalbine imânı yazıyor. Ama aynı zamanda devrin imamının ruhu başının üzerine gelip yerleşiyor. O kişinin mürşide tâbî olmasından dolayı günahları sevaba çevriliyor. Tövbe eden, mürşidine tâbî olan kişinin tabi olduğu mürşidin ruhu değil; her devirde devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerinde yer alıyor.
Şu an dünya üzerinde kim Hacet namazıyla Allah’ın kendisine gösterdiği mürşide tâbî olmuşsa veya Allah kime hangi mürşidi göstermiş de Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmuşsa, mutlak surette o kişinin ruhu vücudundan ayrılmıştır, Sırat-ı Müstakîm’e ulaşmış ve devrin imamının ruhu o tövbe eden, mürşidine tâbî olanların başının üzerine gelip yerleşmiştir bir nimet olarak. İşte bu sebeple Salihlerin Yolu, üzerine nimet verilenlerin yoludur; Salihlerin Yolu sıddıkların yoludur, Salihlerin Yolu şehitlerin yoludur, Salihlerin Yolu salihlerin yoludur. Bunların hepsini tek tek ifade edebiliriz.
O zaman Allah’ın garantisinde... Allahû Tealâ onun ruhunu Kendisine ulaştırdığını garanti ettiğine göre, hem Ra'd 27’de hem Şûrâ 13’te Allahû Tealâ onun nefsini yedi kademede tezkiye ediyor: Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiyye, Tezkiye kademelerini Allahû Tealâ gerçekleştiriyor.
NEFS TEZKİYESİNİN 7 KADEMESİ
1. NEFS-İ EMMARE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat
YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...
2. NEFS-İ LEVVAME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat
KIYÂME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim.
3. NEFS-İ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat
ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.
4. NEFS-İ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat
FECR–27: Ey mutmain olan nefs!
5. NEFS-İ RADİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
6. NEFS-İ MARDİYYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
7. NEFS-İ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat
FÂTIR–18: ...Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
Çünkü söz vermiş: "Ben onların ruhunu Kendime ulaştıracağım." Nefs tezkiyesi olmadan ruh Allah’a ulaşamadığına göre, Allahû Tealâ onların nefsini tezkiye ediyor.
Neyle tezkiye ediyor? Yedi kalp şartı, yedi nimetin sahibi olan kişi zikre başlıyor. On beş bin zikirle nefs-i emmâreyi geçiyor, on yedi bin zikirle nefs-i levvâmeyi, on dokuz bin zikirle nefs-i mülhimeyi, yirmi bir bin zikirle nefs-i mutmainneyi, yirmi üç bin zikirle nefs-i radiyeyi, yirmi beş bin zikirle nefs-i mardiyyeyi ve otuz üç bin zikirle nefs-i tezkiyeyi aşarak ruh, yedi tane gök katı yükselerek yoklukta Allah’ın Zât’ına ulaşıyor, ermiş evliya oluyor.
Ruhu Allah’a ulaştıran Sırat-ı Müstakîm (fizikî Sırat-ı Müstakîm) Dört bölümden oluşuyor:
Birinci yatay bölüm: Tövbe aldığı noktadan devrin imamının ana dergâhına ulaştıran yatay Sebîl.
Sebîl-i Reşad: Devrin imamının ana dergâhından devrin muhafızının kapısına kadar olan kesim.
Tarîq-i Müstakîm (3. bölüm).
Sırat-ı Rabbike Müstakîm (4. bölüm).
Ruhun fizik yolu dört bölümden oluşuyor. Ama aynı zamanda fizik vücudun üzerinde bulunduğu Sırat-ı Müstakîm var (Yâsîn 60 ve 61’de zikrediliyor);
36/YÂSÎN-60 E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YÂSÎN-61 Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
nefsin üzerinde bulunduğu imajiner Sırat-ı Müstakîm var (Hicr 41’de zikrediliyor) ve iradenin üzerinde bulunduğu Sırat-ı Müstakîm var.
15/HİCR-41 Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun).
Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.”
Diğerleri imajinerdir, ama fizik olan sadece ruhu Allah’a ulaştıran yoldur, Salihlerin yoludur.
Kişi ermiş evliya olduktan sonra, ondan sonra Allah’ın Zât’ını görmek için harekete geçerse, o zaman fizik vücut ve nefs teslimini de, irade teslimini de yapması lâzımdır. İşte kim "Ben Senin Zât’ını görmek istiyorum ya Rabbi!" derse, Allah’ı kendisine vekil tayin ederse, o zaman zikri artacaktır. Üç, dört saat zikirden zühd kademesine, on sekiz saat zikre ulaşacaktır.
Fizik vücut teslimini yapabilmesi için zikrini mutlaka on sekiz saat zikre ulaştırması lâzımdır. On sekiz saat zikre ulaşan herkes, sosyal bir varlık olarak başka insanlarla birlikte yaşayan bu kişi, başkasından kendisine ulaşan her ne varsa zulüm noktasında onları affeder; O kişi zalime de mazluma da yardım eder; mazlum olması hasebiyle sabreder ama zalime de yardım eder kötülüğe karşı hayırla mukabele ederek.
Daha sonra Allahû Tealâ’nın herkesten istediği nefsin teslimi gelir. Ne diyor Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)?
"Allah şüphesiz ki bu dini nefsinizi ihlasa ulaştırmak için var etti."
Evet, ihlas kişinin nefsinin de Allah’a teslim olduğu bir noktayı ifade eder. Nefsin Allah’a teslimi, nefsimizin manevî kalbindeki on dokuz afetin temizlenmesi, yerine on dokuz faziletin yerleşmesiyle gerçekleşir. Şeytan sadece afetlere tesir edebiliyor. Şeytanın tesir edemediği insan, on dokuz tane fazileti geçirmiş olan insandır ve içi dışı pûr-nûr olan insandır.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Fazıllar
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Yunus’un ifadesiyle:
"Allah’a âşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı,
Pûr-nûr olur içi dışı, söyler Allah deyû deyû..."
İşte bu içi ve dışı nur olan insan, seher vaktinde Allah tarafından Tövbe-i Nasûh’a davet edilir. Tahrîm Sûresi’nin 8. âyet-i kerimesi bunu söylüyor.
66/TAHRÎM-8 Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tövbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meahu, nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler. Salahın birinci kademesinde o kişinin mürşide tâbî olduktan o noktaya gelene kadar işlediği günahları Allah örtüyor.
Daha sonra salah nurunu veriyor ve salah nurunun ona verilmesiyle dışı da nurlanıyor. İhlasa ulaştığı zaman içi tamamen nurla doluyor, ama salahın ikinci kademesinde Allahû Tealâ salah nurunu da kendisine verdiği için içi de dışı da pûr-nûr oluyor. Sonra üçüncü kademesinde günahları Allahû Tealâ bir kere daha sevaba çeviriyor ve salahın dördüncü kademesinde Allahû Tealâ o kişinin iradesini teslim alıyor.
İşte mürşid olarak iradesini Allah’a teslim eden kişi, beşinci kademesinde teslim-i küllî ile Allah’a teslim oluyor ve irşada memur ve mezun kılınıyor.
ADN CENNETLERİ
7. KATI DEVRİN İMAMLARI (NEBÎLER VE VELÎ RESÛLLER) – TASARRUF
A’RÂF 181, SECDE 24, ENBİYÂ 73
6. KATI KAVİM RESÛLLERİ – İRADENİN REF’İ (KAVİM RESÛLLERİ)
NAHL 36, İBRÂHÎM 4, İSRÂ 15, ZUMER 71, MU’MİNÛN 44
5. KATI ŞAHİTLER – İRŞÂDA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
TEVBE 100, ÂLİ-İMRÂN 110, KEHF 17, YÛNUS 26
4. KATI MÜRŞİTLER – İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
ÂLİ-İMRÂN 102, HUCURÂT 7
3. KATI SIDDÎKLAR – GÜNAHLARI İKİNCİ DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
TAHRÎM 8, FETİH 2
2. KATI ŞEHİTLER – SALÂH NURU VERİLENLER
TAHRÎM 8, HADÎD 12
1. KATI SALİHLER – GÜNAHLARI İKİNCİ DEFA ÖRTÜLENLER
TAHRÎM 8
Allahû Tealâ’nın yeryüzünde vazifeli kıldığı en üst seviyedeki mürşid, Allah’ın tasarrufunda olan devrin imamıdır. Her devirde ister asaleten ister vekaleten devrin imamı Allah’ın tasarrufunda olanlardır. Ondan sonra ardı arkası kesilmeksizin yine salâh makamında olan kavim resûlleri vardır ve daha sonra dört teslimi yaşayan, irşada memur ve mezun kılınan velî mürşidler vardır.
İşte Kehf Sûresi’nin 17. âyet-i kerimesinde: "Allah kimi dalâlette bırakırsa onun için bir velî mürşid bulunmaz."
18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.
Kim resûlün davetini kabul etmezse, uyarılmasına rağmen kesinlikle gideceği yer cehennemdir. İşte resûlleri yalanlayanlar söz konusudur. İster daveti kabul etmesin, ister resûlü yalanlasın; her iki hâlde de o kişinin kurtuluşa ulaşması söz konusu değildir.
Yedi safha davetten bahsedebiliriz: İster devrin imamı, ister kavim resûlleri, ister velî mürşidler, ister muhlis, ister ulûl'elbab, muhsinler, zâhitler... Hepsi Allah’a dâvet ediyorlar, peygamberlerin varisleridirler. Ama dâveti kabul edenler 7 safha Sıratı Mustakîm ile Salihlerin yolunu takip edip Allahû Tealâ’nın insanlardan istediği en üst seviyedeki kemalâta ulaşmak için gayret içindedirler.
Allah’a dâvet edenler yedi safha dâvet ettiği gibi, aynı zamanda yedi safha Sırat-ı Müstakîm de söz konusudur:
ALLAH’A DAVET EDENLER
1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!
BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’
2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’
3. YÛNUS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.
İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.
5. HACC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Kim kalben Allah’a ulaşmayı dilediyse: 1. safha Sırat-ı Müstakîm.
Mürşidine tâbî olan: 2. safha Sırat-ı Müstakîm.
Ruhunu Allah’a teslim eden: 3. safha Sırat-ı Müstakîm.
Fizik vücut teslimi yapan: 4. safha Sırat-ı Müstakîm.
Nefs teslimi yapan: 5. safha Sırat-ı Müstakîm.
Zühd / İhlas safhası: 6. safha Sırat-ı Müstakîm.
İradenin de Allah’a teslim edildiği, Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınan kullarını Allahû Tealâ 7. safha Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırıyor.
7 SAFHA SIRATI MÜSTAKÎM
1. HACC - 54 ...Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.
2. FÂTİHA - 5 (Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
FÂTİHA - 6 (Bu istiâne’n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM’e hidayet et (ulaştır).
3. NİSÂ - 175 ... Allah kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran
"Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).
4. YÂSİN - 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanız (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
5. EN’ÂM - 153 Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır.
6. SAFFÂT - 118 Ve ikisini (de) Sıratı Mustakîm’e hidayet ettik (ulaştırdık).
7. NİSÂ - 68 Ve onları mutlaka Sıratı Mustakîm’e (Allah’a ulaştıran yola) iletirdik.
Nitekim Nisâ Suresi’nin 68. âyet-i kerimesinde "Onları mutlaka Sırat-ı Mustakîm'e ulaştıracağız." Allah'ın Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırdığı kişi kimdir? İradesini de Allah’a teslim eden Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı kişi. İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) Yâsîn 4: "Sen muhakkak Sırat-ı Müstakîm üzerindesin." Yetmez, Şûrâ Suresi’nin 52. âyet-i kerimesinde: "Muhakkak ki sen Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırıyorsun." Mü'minûn Suresi’nin 73. âyet-i kerimesinde: "Sen Sırat-ı Müstakîm’e davet ediyorsun."
Bütün bunlar bize Kur'ân’ın bütünü içerisinde Salihlerin yolunun Allah’a ulaştıran yol, Allah’ın Zât’ını görmeyi bize nasip eden yol olduğunu gösteriyor. İşte:
"Sen Sırat-ı Müstakîm’desin." (Yâsîn 4)
"Sen Sırat-ı Müstakîm’e davet ediyorsun." (Mü'minûn 73)
"Sen Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırıyorsun." (Şûrâ 52)
"Ben ve bana tâbî olanlar basiret üzere (görerek, Allah’ın Zât’ını görerek) davet ettiğimiz Sırat-ı Müstakîm yolu bizim yolumuzdur." (Yûsuf 108)
Ve Fâtiha Sûresi’nde biz: "Bize istiâneyi nasip et ki biz onunla Sırat-ı Müstakîm’e ulaşalım." diyoruz.
SIRATI MUSTAKÎME DAVET
1. FÂTİHA-6: (Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e hidayet et (ulaştır).
2. NİSÂ-175: Böylece Allah'a âmenû olanları ve O'na sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).
3. YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
4. YÛSUF-108: De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
5. MU’MİNÛN-73: Ve muhakkak ki; sen, mutlaka onları Sıratı Mustakîm'e davet ediyorsun.
6. YÂSİN-4: Sıratı Mustakîm üzerinde(sin).
7. ŞÛRÂ-52: …Kullarımızdan dilediğimizi O'nunla hidayete erdiririz. Ve muhakkak ki sen, mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet ediyorsun.
İbn Mes'ud (R.A.)’dan rivayet edilen bir hadîste Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz yere düz bir çizgi çiziyor: "İşte bu Allah’ın yoludur." Sağına soluna başka çizgiler çiziyor: "Bu da diğer yollardır; hepsinin üzerinde yanlışa dâvet eden şeytanlar vardır."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1
İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:
"Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu."
Yanlışlar nedir, doğrular nedir? Hemen bir kere daha söyleyelim. Yanlışlar iblisin uydurduğu on dokuz tane hurâfedir.
"Bütün resûller peygamberdir."
"Nebî olmadan resûl olmaz."
"Allah peygamberden başkasına âyet indirmez."
"Vahiy Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ile sona ermiştir."
"Allah görülmez."
"Nurların kalbe ulaşması/nefs tezkiyesi yoktur."
"Kullar arasında kimseye tâbi olunmaz, mürşide tâbiyet şirktir."
"Allah’a ulaşılmaz."
"Hidayet sadece doğru yoldur..."
Bütün bu on dokuz tane hurâfe İblis’in uydurduğu yanlışlardır.
KUR’ÂN’A TERS DÜŞEN HURAFELER
ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR
BİDATLER - DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR.
1. Tüm Resûller peygamberdir.
2. Nebî olunmadan Resûl olunmaz.
3. Allah peygamberlerden başkasına âyet indirmez.
4. Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.
5. Allah görülmez.
6. Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.
7. Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbiyeti şirktir.
8. Allah’a ulaşılamaz.
9. Hidayet de doğru yoldur, Sıratı Mustakîm de doğru yoldur.
10. Dinde zorlama vardır.
11. Dünyada rahat yoktur.
12. Kalbinde zerre kadar îmânı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.
13. Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvide ve harflerin mahreçlerinden çıkışına telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.
14. Kıyamet günü şefaat vardır.
15. Takva Allah’tan korkmaktır.
16. Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrcîi emri bir ölüm emridir.
17. Yevmil ahir kıyamet günüdür.
18. Hayır da şerr de Allah’tandır.
19. “LÂ İLÂHE İLLALLÂH” diyen cennete girer.
İSLÂM’DAN KOPAN KUR’ÂN KAVRAMLARIYLA TARİKAT
DEVRİN İMAMININ ÖĞRETTİĞİ – MARUFU EMRETMEK
VE MÜNKERDEN NEHYETMEK
1. Resûl ve Nebî
2. Zikir ve Ehli Zikir
3. Hikmet
4. Teslim
5. Mürşîd
6. İhlâs
7. Ulûl'elbab
8. İrfan
9. Zühd
10. Birr
11. Nefs Tezkiyesi
12. Amilussalihat
13. Sıratı Mustakîm
14. Tövbe ve Mağfiret
15. Takva sahibi olmak
16. Allah’a ulaşmayı dilemek
17. Abd ve Abid
18. Âmenû olmak
19. Dalâlet
Peki doğrular nedir? Doğrular da Kur'ân’da yer alan ama din tatbikatından çıkarılan kavramlardır: Resûl, nebî, zikir, zikir ehli, teslim, mürşid, ihlas, hikmet, ulûl'elbab, irfan, zühd, nefs tezkiyesi, amel-i salihat, Sırat-ı Müstakîm vesaire... Bunların hepsi kutsal kitaplarda yer alıyor. İşte kutsal kitaplarda yer alanlar; Allah’ın Salih kulları, Allah’ın mürşidleri, nebîleri, resûlleri... Hepsi bunlar Salihler yolunun bütün özelliklerini âyetlerle bizlere açıklıyorlar ve Salihlerin Yolu Allah’a ulaştıran, kemalâta ulaştıran yol olarak tarif ediliyor.
Ama iblis ise evvela Kur'ân-ı Kerîm’in on dokuz tane kavramını unutturuyor. Ve İblis insan nefsindeki on dokuz afete tesir etmek tiyle uydurduğu, din tatbikatına soktuğu on dokuz tane hurâfeyi bu unutturulan Kur'ân kavramlarının yerine koymuş. Yanlışları o boşalan kavramların yerine yerleştirmiş, ve insanlar yanlışa dâvet eden birtakım şeytanlar vasıtasıyla, din adına ne yazık ki insanları Allah’a ulaşma yolundan menediyorlar. Nisâ 167, 168, 169’da bildirildiği gibi.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, hamdeder, şükrederiz. Bütün kutsal kitaplarda Salihlerin Yolu tarif ediliyor. Bütün kutsal kitaplarda hepimize Allahû Tealâ’nın tayin ettiği en üst seviyedeki hedef, salihler zümresine girebilmektir. Ve eğer siz de salihlerden biri olmak istiyorsanız bunun giriş kapısı bir dilektir: Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek. İkincisi ise Allahû Tealâ’nın salihler zümresine kattığı yedi safha dört teslimi yaşayan, Hacet namazıyla Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olmanızla mümkündür.