Muhterem Hocam, Allahû Tealâ bilinmeyen konuların niçin ehli zikirden sorulmasını emrediyor?

Soru

Muhterem Hocam, Allahû Tealâ bilinmeyen konuların niçin ehli zikirden sorulmasını emrediyor?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, bir kere ehli zikir, daimî zikrin sahipleridir, 4 tane vasıf ve 3 sonuç şartının sahipleridirler.

Vasıf şartlarına baktığımız zaman;

1- Hepsi 24 saat Allah'ı zikrediyor

2- 19 faziletin sahibi

3- Kalp gözleri açık

4- Kalp kulakları açık.

Sonuç şartlarına baktığımız zaman;

1- Ehli hayırdırlar, yani daimî zikrin sahipleridir

2- Ehli hükümdürler; Allah'tan sorarak ihtilaflı olan konuları çözümlerler

3- Ehli tezekkürdürler; bilmedikleri konuları rahatlıkla Allah'tan sormak suretiyle öğrenebilirler.

Allahû Tealâ Bakara Suresinin 269. âyet-i kerimesinde: "Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona çok büyük hayır verilmiştir.

2/BAKARA-269 Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).

(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.

Çok büyük hayırdan murad, daimî zikirdir. Daimî zikre ulaşan herkes devamlı derecat kazanan birisidir. Öyleyse bunu ancak ulûl’elbab (daimî zikir sahipleri) tezekkür edebilir.

Allahû Tealâ Âli İmrân 91'de buyuruyor: "Onlar ki otururken, ayaktayken, yan üstü yatarken Allah'ı zikrederler."

3/ÂLİ İMRÂN-191 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).

Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.

Ehli tezekkür olmayan herkes ehli tefekkürdür ama ehli tefekkür ile ehli tezekkür arasında Kitab'ın ilk 4 ruhunun öğretilmesi noktasında bir köprü söz konusu ve ehli zikir Allah'ın söylediklerini işitebilen insanları muhtevasına alır. Zikir ehli, vahyin başladığı noktadan itibaren geçerlidir. Allahû Tealâ o kişiyle konuşur. Bu konuşma dizaynı içerisinde her zaman Allah'ın o kişiye bilgi vermesi söz konusudur. Allah'ın dilediği istikamette bilgilendirmesi söz konusudur. Eğer kişi Allah'tan bir şey soruyorsa, Allah'ın mutlaka ona cevap vermesi söz konusudur. Öyleyse kişi ehli tezekkürdür. İşte Kur’ân-ı Kerim buna 'zikir ehli' diyor. Allahû Tealâ: “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun” diyor.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerrifinde: "Cehaletten kurtulmanın yolu, ehli zikre sormaktır." buyuruyor.

Kimdir cahiller? Cahiller, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir, yani bilmeyenler. Ya âlimler kimlerdir? Allah'a ulaşmayı dileyenler. Öyleyse insanlar Kur’ân-ı Kerim'i okuyacaklardır. Bildikleri olacak veya bilmedikleri olacak. İşte o bilmediklerini ehli zikirden sormak durumundalar. Burada mutlaka irşad makamına ihtiyaç duyuluyor. Bu sebeple irşad makamı farzdır.

Bakara 85'te: "Mânâsına vardıkları Kita'ın bir kısmına îmân etmek, bilmediklerini inkâr etmek kişiyi mutlak cehennemlik kılar. Kitab'ın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?"

2/BAKARA-85 Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).

Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, size esir olarak gelseler, onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde (onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karşılığı değiştirirsiniz. Yoksa Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır. Ve Allah, yaptığınız şeylerden gâfil değildir.

Halbuki sahâbeye baktığımız zaman, sahâbe Kitab'ın bütününe tâbîdiler. Âli İmrân Suresinin 119. âyet-i kerimesinde; kişi Kitab'ın bütününe tâbî, bildikleri var ve bilmedikleri var. Bildiklerini zaten biliyor, bilmediklerini de o kişi ehli zikre soruyor. Öyleyse ehli zikre sorabilen herkes, mürşidine tâbî olan herkes Kitab'ın bütününe tâbîdir, sahâbe gibi.

3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

Allahû Tealâ Enbiyâ 7'de: "Senden önce vahyettiğimiz ricalin dışında kimseyi vazifeli kılmadık. Bilmiyorsanız zikir ehline sorun." buyuruyor. Buradan da bir kere daha irşad makamının farziyeti ortaya çıkıyor.

21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.

Nahl Suresinin 43. âyet-i kerimesinde de yine ehli zikir, sadece kendisine sorulan suallerin cevabını değil, aynı zamanda Kur’ân-ı Kerim tefsirini yapabilen, açıklamasını verebilen kişidir.

16/NAHL-43 Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi zikir sahiplerine) sorun!

Nahl 43: "İnsanlara açıklaman için…"

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma155