05.01.2024 HKHM Konferansı Bölüm 1

Soru

05.01.2024 HKHM Konferansı Bölüm 1

Cevap

1. BÖLÜM

“Bütün peygamberler insanları Allah’a davet etmişler.” konulu konferansımıza hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Allah hepinizden razı olsun.

Allah, hiçbir şey yokken, kâinat yokken vardı. Kâinatı yaratan Allah’tır. Allah yaratandır, emredendir ve hükmedendir. Allah kâinatı; zahirî âlem, karşıt zahirî âlem, gayp âlemi, karşıt gayp âlemi, emr âlemi, karşıt emr âlemi olmak üzere üç asıl ve üç de karşıt olmak üzere altı âlemden yaratmıştır. Bakara Suresinin 29. âyet-i kerimesinde: “Yeryüzünde neyi yarattıysam hepsini sizin için yarattım ey insanlar.” buyuruyor.

2/BAKARA-29: Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).

O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve O, Alîm’dir (herşeyi en iyi bilendir).

Hadîd-4’te Allahû Tealâ:

57/HADÎD-4: Huvellezî halakas semâvâti vel ardafisitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), a’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).

Gökleri ve yeri 6 günde yaratan O’dur. Sonra arşın üzerine istiva etti. Arza gireni ve ondan çıkanı, semadan ineni ve orada uruç edeni (yükseleni) bilir. Ve siz nerede iseniz O, sizinle beraberdir. Ve Allah, sizin yaptıklarınızı en iyi görendir.

Arş, yokluk. Yani kâinat yokken Allah vardı. Neredeydi? Arştaydı. Ve Allahû Tealâ bütün kâinatı yarattı. Zat’ıyla yine arşta, ilim ve rahmetiyle bütün kâinatı kuşatmıştır. İşte arşta olan Allah, yarattığı kâinatın içerisinde en üst noktada insanı yaratmıştır. Şu kâinatta Allah’ın üç vücutla yarattığı tek varlık insandır. Hicr Suresinin 26. âyet-i kerimesinde zahirî âleme ait olan bir fizik beden:

15/HİCR-26: Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

Şems Suresinin 7. âyet-i kerimesinde berzah âlemine ait olan bir nefs:

91/ŞEMS-7: Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) andolsun.

Ve Secde Suresinin 9. âyet-i kerimesinde emr âlemine ait olan bir ruhla Allahû Tealâ insanı üç vücutla yaratmıştır.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Allah’ın yarattığı mahlûkatın içerisinde insandan başka üç vücuda sahip olan varlık yoktur. Melekler emr âleminin varlıklarıdır. Cinler gayp âleminin varlıklarıdır. Şeytanlar zulmanî âlemin varlıklarıdır. Ama bütün bunlardan en üstün olarak Allah insanı yaratmıştır. Herşeyi, bütün kâinatı Allah insan için yaratmış ama insan başıboş değil. İnsan Allah içindir. Arşta Allah Zat’ıyla bulunuyor ve herşeyin uğruna yarattığı insanın Kendisine teslim olmasını istiyor. Âdem (A.S)’dan kıyamet gününe kadar dünya hayatını yaşayabilecek bay ve bayan herkes için Allah’ın farz kıldığı tek bir din var: Babamız İbrâhîm’in Hanif dini, Arapça adıyla İslâm. Üç esas üzerine bina edilmiştir.

Kâinatı yoktan var eden Allah tektir. Allah’tan başka ilâh yoktur ve arşta Zat’ıyla bulunmaktadır. Enbiyâ Suresinin 22. âyet-i kerimesinde: “Allah’tan başka ilâhlar olsaydı onlar aralarında kavga ederlerdi.” diyor Allahû Tealâ.

21/ENBİYÂ-22: Lev kâne fîhimâ âlihetun illâllâhu le fesedetâ, fe subhânallâhi rabbil arşi ammâ yasıfûn(yasıfûne).

Eğer ikisinde de (semada ve arzda), Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi Allah, onların vasıflandırdığı (isnat ettikleri) şeylerden münezzehtir.

Tek olan Allah’a insanın 7 safhada teslim olmasını istiyor; Allah’a teslim. Ve teslimlerini gerçekleştirenlerin vücuda getirdiği tek bir toplum. İşte sevgili kardeşlerim, bir kere daha konferansımızın konusuna gelecek olursak Allahû Tealâ bütün insanlar için ezelî ve ebedî tek bir dini farz kılmıştır ve Allahû Tealâ bu dinin yaşanması noktasında peygamberlerini vazifeli kılmıştır. Peygamberler doğmadan evvel Allah tarafından seçilenlerdir. Kasas Suresinin 68. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

28/KASAS-68: Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).

Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.

Bütün peygamberlere Allahû Tealâ şeriat kitabı veriyor. Yedi âyet-i kerimede şeriat kitaplarının peygamberlere verildiğini görüyoruz.

ALLAH NEBÎLERE (PEYGAMBERLERE) ŞERİAT KİTABI VERMİŞTİR

1. BAKARA-213:

İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi…

2. ÂLİ İMRÂN-81:

ÂLİ İMRÂN-81 Ve Allah, nebîlerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah’ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O’na mutlaka îmân edeceksiniz ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman...

3. A’RÂF-158:

“...Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî, nebî Resûl’üne îmân edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O’na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”

4. MERYEM-30:

(Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”

5. EN’ÂM-154:

Sonra Mûsâ (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).

6. ŞÛRÂ-13:

(Allah) dinde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Mûsâ’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı...

7. ANKEBÛT-27:

Ve Biz O’na İshak’ı, Yakûb’u vehbî olarak verdik. O’nun zürriyetine peygamberlik ve kitap verdik. Dünyada O’nun ücretini verdik. ...

HADÎD-26:

Ve andolsun ki, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrâhîm’i gönderdik. Ve onların zürriyetlerinden nebîler kıldık. Ve kitap (verdik). …

Allahû Tealâ’nın ulûl’azm nebîlere şeriat kitabı verdiğini görüyoruz. Hz. Nuh’a verdiğini, Hz. İbrâhîm’e, Hz. Mûsâ’ya, Hz. İsa’ya ve son olarak Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim’i indirdiğini görüyoruz. Ve dinin iki kaynağından bir tanesi Allah’ın peygamberleri, diğeri de peygamberlerin Allah’tan öğrendiği, kendilerine verilen şeriat kitaplarıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Cuma-463. İbn Mâce, Mukaddime-7.

“Sözün en doğrusu Allah’ın Kitabıdır. Yolun en faziletlisi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizin yoludur. İşlerin en şerrlileri sonradan icat edilen bid’atlardır. Bid’at dalâlettir, dalâletin sonu nar-ı cehennemdir.”

87/ALÂ-19: Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.

(Hz.) İbrâhîm’in ve (Hz.) Mûsâ’nın sahifelerinde (var).

Demek ki Hz. Mûsâ (A.S)’a nasıl şeriat indirdiyse, Hz. İbrâhîm (A.S)’a da şeriat kitabı indirmiştir. Allahû Tealâ Hz. Nuh’a da şeriat kitabı vermiştir. Yani bütün peygamberlere Allahû Tealâ, insanların Allah’a teslim olması, sonsuz saadeti yaşaması babında şeriat kitaplarını indirmiştir ki dinin iki kaynağından bir tanesi Allah’ın peygamberleri, diğeri de bu peygamberlere Allah’ın indirdiği şeriat kitaplarının öğretisidir. İşte Ankebût Suresinin 27. âyet-i kerimesinde ve Hadîd Suresinin 26. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bu hakikati dile getiriyor.

29/ANKEBÛT-27: Ve vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûbe ve cealnâ fî zurriyyetihin nubuvvete vel kitâbe, ve âteynâhu ecrehu fîd dunyâ, ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).

Ve ona İshak (A.S)’ı ve Yakub (A.S)’ı bahşettik. Ve onun zürriyetinde nübüvveti ve kitabı kıldık. Ve ona dünyada ecrini verdik. Ve muhakkak ki o, ahirette de mutlaka salihlerdendir.

Yani nübüvvet, Hz. İbrâhîm’in zürriyetinden kaim kılınıyor ve o peygamberlere de Allahû Tealâ kitap veriyor. Hadîd-26’da da aynı: “Andolsun Nuh’u, Hz. Nuh’u, İbrâhîm’i... Onların zürriyetinden nebîlik kıldık ve kitaplar verdik.”

57/HADÎD-26: Ve lekad erselnâ nûhan ve ibrâhîme ve cealnâ fî zurriyyetihimen nubuvvete vel kitâbe fe minhum muhted(muhtedin), ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Ve andolsun ki, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrâhîm’i gönderdik. Ve onların zürriyetlerinden nebîler kıldık. Ve kitap (verdik). Böylece onlardan bir kısmı hidayete erenlerdir ve onların çoğu fasıklardır.

Öyleyse peygamberlik ve şeriat kitapları dinin iki kaynağını, esasını oluşturuyor. İşte bütün peygamberler Allahû Tealâ’nın Kendilerine indirdiği şeriat kitabındaki âyetlerle hep insanları Allah’a davet etmişler. Bütün insanlar için hedef Allah’ın Zat’ıdır. İnsanın Allah’a teslim olması lâzım. Üç vücut, serbest irade ve aklın standartları içinde yaratılan insan neyini Allah’a teslim edecek? Nasıl Allah’a teslim olacak? İşte sırasıyla evvelâ ruhunu Allah’a teslim edecek. Daha sonra fizik vücudunu Allahû Tealâ’ya teslim edecek. Daha sonra nefsini Allah’a teslim edecek. En son olarak iradesini Allah’a teslim edecek. İşte Allahû Tealâ’nın bütün insanlardan istediği, teslim-i küllî ile Allah’a teslim olmaktır.

Hz. İbrâhîm (A.S)’ın: “Ben Sana teslim-i küllî ile teslim olmayı diliyorum.” buyurduğu gibi. Bütün peygamberler Allah’ın vehbî olarak kontrolünde evvelâ ruhlarını, daha sonra fizik vücutlarını, daha sonra nefslerini ve en son olarak iradelerini Allah’a teslim etmek suretiyle teslim-i küllî ile Allah’a teslim olmuşlardır. Allahû Tealâ son şeriat kitabını Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) indirmiştir. Ve Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), 14 asır evvel Kendisine indirilen Kur’ân-ı Kerim’le insanları Allah’a davet etmiştir.

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), Allah’ın Kendisine şeriat kitabı verdiği peygamberdir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), yaşadığı dönemde asaleten devrin imamıdır, huzur namazının imamıdır. Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), bulunduğu dönemde Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Aynı zamanda Allah’ın Resûlü’dür. İşte Allah’la insan arasında daima ilişkiyi kuran Allah’ın resûlleri vardır. Ve yedi âyet-i kerimede: “Resûl göndermezsem azap etmem.” İşte bu gönderilen resûllerin başında Allah’ın peygamberleri geliyor.

KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESÛL GÖNDERMESİDİR

1. NİSÂ-165:

(Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz’dir, Hakîm’dir.

2. İBRÂHİM-4:

Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibidir.

3. NAHL-36:

…Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...

4. İSRÂ-15:

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

5. TÂHÂ-134:

Ondan önce gerçekten Biz onları azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: “Rabbimiz, bize resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce Senin âyetlerine tâbî olsaydık.”

6. KASAS-47: ... “Rabbimiz! Keşke bize bir resûl gönderseydin. Böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

KASAS-59: Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.

7. ZUMER-71: ... “Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun ve bugüne geleceğinizi uyarsın?” dediler ki: “Evet.” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

MÜLK-8-9: ... Onun bekçileri: “Size nezir gelmedi mi?” diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

Öyleyse Allahû Tealâ yarattığı mahlûkatın içerisinde en çok insanı seviyor. En sevdiği varlık olan insan için Allah’ın dilediği iki cihan saadeti; evvelâ ahiret saadeti, daha sonra dünya saadeti. Bu da ancak Allah’a teslimle mümkündür. Yani hangi oranda Allah’a teslim olmuşsak o oranda mutluluğu yaşıyoruz. Başlangıç noktasında bütün insanlar 19 tane negatif özelliğin sahibi ve hepsi şeytanın kulu ve dostu durumunda.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra’d-27

5. Fısktadır. Bakara-26

6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27

8. İsyandadır. Yûnus-11

9. Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28

10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara-18, 171 / Zuhrûf-40 / En’âm-39, 122 / Enfâl-24

11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43

13. Sebîlel gayy’dadır. A’râf-146

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A’râf-178

17. Takva sahibi değildir. Rûm-32

18. Mü’min değildir. Sebe-20

19. Hidayette değildir. Yûnus-45

19 tane negatif özelliğin sahibidirler. İşte Kur’ân’ın özeti olan Vel Asr Suresinde: “İnsanlar hüsrandadır.” buyuruyor. Hüsranda olanların gideceği yer cehennem. Ama kendisini hüsrandan kurtaranlar kimlerdir? 7 safha ve 4 teslimi yaşayanlar. İnsanla Allah arasında 28 basamaklı İslâm merdiveni var.

BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK

1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216

2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7

Seçilmeyenler: NİSÂ 167–168–169, BAKARA 79

3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK

Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN’ÂM 152, YÛNUS 25, RA’D 21, RÛM 31, LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28

4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118, HÛD 119

5. Basamak: HİCAB-I MESTÛRENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45

6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN’ÂM 46

7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54

Birinci basamakta herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir. İkinci basamakta olayları yaşayan, olayları değerlendiren insanlar seçilenler ve seçilmeyenler diye iki gruba ayrılıyor. Seçilmeyenler Allah’ın emrine isyan eden, başkasını da isyana teşvik edenler. Yani seçilmeyen beş grup insan olarak karşımıza çıkıyor:

SEÇİLMEYENLER – (ALLAH’IN KALPLERİNDE HAYIR GÖRMEDİKLERİ)

1. ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER

YÛNUS-7: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

2. DALÂLET ÜZERİNE HAK OLANLAR

A’RÂF-30: …bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki; onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar.

KASAS-63: Üzerlerine azap sözü hak olanlar: “Rabbimiz, azdırdıklarımız işte bunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık.

1. FESAT ÇIKARANLAR

TEVBE-32: (Onlar) ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. …

RA’D-25: … Allah’ın ahdini bozarlar Ve Allah’ın, O’na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (insanların da Sıratı Mustakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar). …

2. SÂDAT VE KÜBERÂ

AHZÂB-67: … sâdatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) ettik. …

AHZÂB-68: Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle. ettik. …

3. HİDAYETİ GİZLEYENLER

BAKARA-159: İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitap’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler, onlara, hem Allah lânet eder. … ÂLİ İMRÂN-7: …Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o (Kitab’ın) müteşabih olan kısmına uyarlar. …

4. RESÛL VE ÂYETLERLE ALAY EDENLER

KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve âyetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.

EN’ÂM-68: Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman...

NİSÂ-140: … Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onların alaya alındığını işittiğiniz zaman …

5. ZULMANÎ İLİMLERLE AMEL EDENLER

BAKARA-102: …Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla (sihre karşılık) nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.

Her devirde insanların %10’dan azı seçilmeyen, yani lânetlikler; yani insan ve cin şeytanlar. Bunlar kendileri Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insanlar. Âyetler bu şekilde yer alıyor. Geri kalan insanların %90’dan fazlası seçiliyor ikinci basamakta. Ama bu %90’dan fazla seçilenler de iki gruba ayrılıyor: Peygamberlerin davetine icabet edenler ve davete uymayanlar. Bütün peygamberler insanları Allah’a davet ediyorlar. Peygamberlerin Allah’a olan davetini kabul edenler ve de davete uymayanlar. Davete uymayanlar insan şeytanlara meylediyorlar. İşte En’âm Suresinin 112 ve 113. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

6/EN’ÂM-112: Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev şâe rabbuke, mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).

Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel (süslü) sözler vahyederler (fısıldarlar). Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket (bırak).

6/EN’ÂM-113: Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhırati ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn(mukterifûne).

Ve ahirete inanmayanların gönülleri ona (onlara; insan ve cin şeytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler.

İşte bu sebeple 28 basamaklı İslâm merdiveninin bir ve ikinci basamağında olanlar her devirde dalâlette. Bu dalâlette olanlar, onlar cehenneme gideceklerdir. Ama seçilenlerden %10’dan azı da peygamberlerin davetini kabul ediyor. Bütün insanlar için tek bir hedef vardır: Allah’a teslim olmak. Bu Allah’a teslim insana ne sağlar? Ahiret ve dünya saadetini sağlar. İnsanlara sorsanız, insanlar neyin beklentisi içinde? Hepsi huzur ve saadeti arıyor. Bu dünyada mutluluk, ahirette de cennette yaşamayı istiyorlar. Ama bu ancak Allah’ın kanunlarına itaat etmekle, onu yaşamakla gerçekleşir. İşte seçilenlerden üçüncü basamakta Allah’a ulaşmayı dileyenler. Ne demiştik konferansımızın konusu olarak? Bütün peygamberler insanları Allah’a davet etmişlerdir. Evvelâ resûllerin hepsi davetçidir.

6/EN’ÂM-48: Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Seçilen insanlara diyorlar ki: “Allah’a ulaşmayı dileyin.” Allah sizi üç vücut ve serbest iradeyle yarattı. Ruh, Allah’ın Zat’ından size üfürülen ruh, bir emanettir. Allahû Tealâ bu emanetin dünya hayatını yaşarken Allah’a teslim olmasını 19 tane fiille, 73 âyet-i kerimede açıklıyor. 19 tane fiil, 73 âyet-i kerime.

KUR’ÂN’DA 73 ÂYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI

1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38

2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)

Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8

3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)

Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm-8, Fussilet-54, En’âm-154

4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22

5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58

6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33

7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36

8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47

9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50

10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14

11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25

12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42

13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21

14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87

15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)

Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56

16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)

Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18

17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40

18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75

19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zat’ına Ulaşmak) Yûnus-26

Bunun 12 tanesini de farz kılıyor.

ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ

(İlk üç âyet-i kerime; Nisâ-58, Mâide-7, En’âm-152, ruh ile birlikte fizik vücut ve nefsin de Allah’a teslimini farz kılar.)

1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....

2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...

3. 6/EN’ÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

5. 13/RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...

6. 30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...

8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...

10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, c.2, shf. 291 (2669) - 14. Basamak.

“Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun.”

Yani ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını farz kılıyor. Ve bütün resûller: “Duyduk duymadık demeyin, kalpten Allah’a ulaşmayı dileyin. Yani hayattayken ruhunuzu Allah’a ulaştırın, Allah’a teslim edin.” Resûlullah’ın hadîste zikrettiği:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, c.2, shf. 291 (2669) - 14. Basamak.

«MÛTU KABLE EN TEMÛTU»

«qatlaa qabl ’an tamut»

«اقتلی قبل أن تموت»

“Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun.”

Ruh iki şekilde Allah’a ulaşır: Hayattayken ve ölümle. Bakara Suresinin 46. ve 156. âyet-i kerimesinde:

2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Ruhun iki şekilde Allah’a ulaştığını Allahû Tealâ net olarak açıklıyor. Bütün peygamberler hayattayken ruhun Allah’a ulaşmasına davet edenlerdir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 202620 dk okuma0