05.01.2024 HKHM Konferansı Bölüm 2

Soru

05.01.2024 HKHM Konferansı Bölüm 2

Cevap

2. BÖLÜM

İşte bu daveti kabul edenler ki bütün resûllerin birinci görevleri âyetleri tilâvet etmektir. Allah’ın âyetleriyle insanları Allah’a davet ediyorlar.

Ve daveti kabul eden 7 safha davete baktığımız zaman, birinci safha davet...

ALLAH’A DAVET EDENLER

ENFÂL-24: Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.”

YÛSUF-108: De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.”

YÛNUS-25: Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.

İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

HACC-67: …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

KASAS-87: Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

FUSSİLET-33: Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

İşte Fussilet-33’te bir mürşid tarifini veriyor. Ne yapmıştır?

Bu Resûl’ün davetini kabul etmiş, kalben Allah’a ulaşmayı dilemiş.

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI 7 SAFHA İSLÂM

BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerîm’i) ve (D) hikmeti öğretsin ve (E) (hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

(A) - Âyetlerin Tilâveti

1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...

ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...

2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbî Olmak

MUMTEHİNE-12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...

(B) - Nefs Tezkiyesi

3 - Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D-21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...

(C) - Kitabın Öğretilmesi

4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

ÂLİ İMRÂN-20: ...de ki; “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...

(D) - Hikmetin Öğretilmesi

5 - Nefsin Allah’a Teslimi

ZUMER-18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).

6 - İrşada Ulaşmak

BAKARA-139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

HUCURÂT-7: ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

(E) - Hikmetin Ötesi

7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek

TEVBE-100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden, bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsanla tâbî olanlardandı...

Zümer-17’ye göre bütün sahâbe Allah’a ulaşmayı dilemişler. Yûsuf-108’e göre hepsi Allah’ın kendileri için tayin ettiği devrin imamına tâbî olmuşlar. Çünkü devrin imamı o çağda yaşayan bütün insanların mürşidi.

Bütün sahâbe ruhlarını Allah’a teslim etmişler. Hepsi fizik vücut teslimine ulaşmışlar. Hepsi nefs teslimine ulaşmışlar. Hepsi İhlâs’a, irşada ulaşmışlar ve son olarak iradelerini de Allah’a teslim etmişler. Teslim-i küllî ile Allah’a teslim olmuşlar.

Öyleyse görüyorsunuz ki bütün peygamberler 7 safha ve 4 teslime davet ediyorlar. Ve serbest irade sahibi insanlar, daveti kabul edenler, hayattayken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı dileyenler, 28 basamaklı İslâm merdiveninin 4. basamağında Allah Rahîm esmasıyla tecelli ediyor. 5, 6, 7’de gözlerdeki hicab-ı mestureyi, kulaklardaki vakrayı, kalpteki ekinneti almak suretiyle 7. basamakta âmenû oluyor.

Allah’a ulaşmayı dileyen, âmenû olan bu kişi cennetin, Allahû Tealâ’nın birinci kat cennetinin sahibi oluyor. Allah Rahîm esmasıyla tecelli ettiği kişinin üzerinde faaliyetine devam ediyor.

İKİNCİ 7’Lİ BASAMAK

14. Basamak: MÜRŞİDE BAĞLANMAK (TÂBÎ OLMAK)

ÂLİ İMRÂN 31, ÂLİ İMRÂN 164, MERYEM 43, YÂSÎN 21, MU’MİN 38, ZUHRÛF 61, CUMA 2

13. Basamak: MÜRŞİDİN ARANMASI

BAKARA 45-46, MÂİDE 35, FÂTİHA 5-6, BAKARA 153, CİNN 14, NAHL 9

12. Basamak: HUŞÛNUN OLUŞMASI

HADİD 16, MU’MİNUN 1-2

11. Basamak: KİŞİNİN ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMASI

ZUMER 22

10. Basamak: KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLUNUN AÇILMASI

EN’ÂM 125

9. Basamak: KALBİN ALLAH’A DÖNMESİ

KAF 33

8. Basamak: ALLAH’IN KALBE HİDAYETLE ULAŞMASI

TEGÂBUN 11

Kalbe hidayetle Allah ulaşıyor. Kalbi Allah Kendisi’ne çeviriyor. Kişinin göğsünden kalbine nur yolunu açıyor. Zikir yapmaya başlıyor kişi. Hadîd-16’ya göre huşû sahibi oluyor. Ve huşû sahibi olan kişi, perşembeyi cumaya bağlayan gece hacet namazını kılması hâlinde Allahû Tealâ ona mürşidi gösteriyor.

Ama her devirde devrin imamı Allah’ın tasarrufunda olan, ister nebî ister velî olsun, devrin imamı velî resûl olsun, devrin imamı Allah’ın tasarrufundadır ve bütün insanların mürşididir. Fakat devrin imamı her devirde tek bir kişi. Bütün insanların bu tek kişiye ulaşabilmeleri fizikî açıdan mümkün değil.

İşte Allahû Tealâ herkesin en yakın ulaşabileceği, kendisini Allah’a ulaştırabilecek, devrin imamına ulaştırabilecek mutlaka bir vesile tayin etmiştir. Mâide Suresinin 35. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Vesileyi Allah’tan isteyin.

Devrin imamı hidayete erdirir. Enbiyâ-73 ve Secde-24’e göre:

21/ENBİYÂ-73: Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).

Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).

Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Ama her devirde devrin imamı hidayete erdiren, bütün insanların mürşididir. Fakat dediğim gibi tek kişidir. Bütün insanların fizikî açıdan ulaşmaları mümkün değil.

Ama bütün insanları devrin imamının ana dergâhına ulaştıracak olan vesileler herkesin yakınında bulunmaktadır. Onu insanlar nasıl bulacak? Hacet namazı kılarak vesileyi Allah’tan isteyecekler ve Allah’ın gösterdiğine tâbî olmaları hâlinde Allahû Tealâ Mü’min-38’de buyurduğu gibi:

40/MÜ’MİN-38: Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd(reşâdi).

Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

Yani vekil mürşidlere tâbî olan, velî mürşidlere tâbî olan, velî resûllere tâbî olanların hepsi; tâbî olanları bulunduğu dergâhtan devrin imamının ana dergâhına ulaştırıyor.

Bütün insan ruhları tek bir dergâhtan Allah’a ulaşıyor. O, devrin imamının ana dergâhıdır. Zemin katta bulunuyor. Ve devrin imamının ana dergâhından Allah’a ulaştıran yol Sıratı Mustakîm.

İşte Allahû Tealâ En’âm-153’te:

6/EN’ÂM-153: Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti (emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

İbn Mesud’dan rivayet edilen hadîste:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1

İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:

“Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve ‘Bu Allah’ın yoludur.’ dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek ‘Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.’ buyurdu.”

İşte Resûlullah (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî 2778, İbn Mâce 3991-3994

“Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. 72 tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç.”

Bu 72 tane cehenneme giden insanlar, Sıratı Mustakîm’in sağında solunda başka fırkalara ait olan yollar üzerinde bulunanlardır. Şeytanların kendilerine çağırdığı insanlar. Ama peygamberlerin Allah’a davet ettiği insanlar da Sıratı Mustakîm’dedir.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davut, Sünne 1-4596; Tirmizî, Îmân 18-2640

“Ümmetimden Kitab’a ve sünnete sarılan fırka-i nâcidir.”

Sahâbe soruyor:

“Fırka-i Naciye kimlerden oluşuyor? Ya Resûlullah?”

“Ben ve sizin gibi Sıratı Mustakîm’de olanlar.”

İşte Yûsuf Suresinin 108. âyet-i kerimesinde:

12/YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).

De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

“Ümmetimden Kitab’a ve sünnete sarılan Fırka-i Naciye.”

Allah’ın kitabına sarılan, kalben Allah’a ulaşmayı dileyendir. Sünnete sarılan da Resûlullah’ın sünnetine sarılan, Allah’ın kendileri için tayin ettiği mürşide tâbî olanlardır.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, görüyorsunuz ki tam 7 tane âyet-i kerimede seçilmiş olmasına rağmen Allah’a ulaşmayı kalben dilemeyenler; onlar insan ve cin şeytanlara meyleden, dalâlette kalan, dalâlet üzerine hak olanlardır.

Ama 7 âyet-i kerimeye göre kalben Allah’a ulaşmayı dileyen, Allah’ın Rahîm esmasıyla tecelli ettiği, Allah’ın kendisine mürşid gösterdiği ve o mürşid vasıtasıyla ruhu ana dergâha ulaşan, ana dergâhtan da devrin imamının eliyle Allah’a ulaştırılan, hidayete eren kişidir.

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerîm’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

İşte resûllerin birinci görevi âyetleri tilâvet etmek. Bu âyetlerin tilâvetinde Allah’a yönelme var, kişinin devrin imamının ana dergâhına gelmesi var. Daha sonra nefs tezkiyesi, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, hidayete erdirmek o devrin imamının görevidir. Ama o nefs tezkiyesi olmadan olmaz.

İşte tövbe eden, devrin imamının dergâhına ulaşan herkes 7.000 zikirle başlıyor.

Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmainne, Radiye, Mardiyye ve tezkiye kademelerini hep zikirle geçiriyor. İbadetlerin sultanı zikir. Zikir yoksa teslimler yok. Zikir yoksa dini yaşamak mümkün değil.

7 SAFHA NEFS TEZKİYESİ KADEMELERİ

1. NEFS-İ EMMARE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat

YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ıbra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...

2. NEFS-İ LEVVAME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat

KIYÂME-2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim.

3. NEFS-İ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat

ŞEMS-8: Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.

4. NEFS-İ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat

FECR-27: Ey mutmain olan nefs!

5. NEFS-İ RADİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat

FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

6. NEFS-İ MARDİYYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat

FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

7. NEFS-İ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat

FÂTIR-18: ...Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).

Yedi âlemi geçerek yoklukta Allah’ın Zat’ına ulaşıyor, hidayete eriyor.

İşte bir kere daha bakalım.

Bütün peygamberler kavimlerini, insanları Allah’a davet ediyorlar. Bu davetin muhtevasında ne var? Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, Allah’a teslimi var ki bu Allah’ın garantisinde.

İşte bütün peygamberler kavimlerini evvelâ Allah’a ulaşmayı dilemeye, daha sonra mürşide tâbî olmaya davet etmişler. Yani rahmet ve mağfirete.

BÜTÜN PEYGAMBERLER TÖVBEYE, RAHMET VE MAĞFİRETE (ŞEFAATE) DAVET ETMİŞLERDİR

1. ÂDEM (A.S)

A’RÂF-23

İkisi şöyle dedi:

“Rabbimiz! Biz nefslerimize zulmettik. Eğer Sen bize mağfiret (tövbe) etmez ve bize rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

BAKARA-37

Sonra Âdem, Rabbinden kelimeler telakki etti (öğrendi) ve Rabbine tövbe etti. Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvâb’tır, Rahîm’dir.

2. NUH (A.S)

HÛD-47

(Nuh A.S):

“Rabbim! Muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve Senin bana rahmet etmen olmazsa ben hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.

NUH-10

(Nuh A.S) ve dedim ki:

“Artık Rabbinizden mağfiret dilediğinizi söyleyin. Muhakkak ki O, Gaffâr’dır (mağfiret edendir).”

3. HÛD (A.S)

HÛD-52

“Ya kavmim! Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O’na tövbe edin (mürşidin önünde tövbe edip zikre başlayın). Üzerinize semadan bol yağmur (bol rahmet) göndersin…”

HÛD-50

Ve Âd kavmine, onların kardeşi Hûd (A.S) (şöyle) dedi:

“Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin, O’ndan başka ilâhınız yoktur. Siz ancak iftira edenlersiniz (uyduranlarsınız).”

4. SÂLİH (A.S)

NEML-46

(Salih A.S) dedi ki:

“Ey kavmim! Niçin hasenattan önce seyyiat için acele ediyorsunuz? Allah’tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Böylece rahmet olunasınız, diye.”

HÛD-61

Ve Semûd kavmine, onların kardeşi Salih (A.S) (şöyle) dedi:

“Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada size imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”

5. İBRÂHİM (A.S)

MERYEM-47

“Sana (senin üzerine) selâm olsun.” dedi. “Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana (çok) lütufkârdır.”

MERYEM-50

Ve onlara rahmetimizden bahşettik (karşılıksız verdik). Ve onları (Hz. İbrahim ve oğullarını), (bütün) dillerde sadık ve âli (üstün, yüce) kıldık.

İBRÂHİM-41

“Rabbimiz! Hesap yapıldığı (görüldüğü) gün beni, annemi, babamı ve mü’minleri mağfiret et. (Günahlarımızı affet.)”

6. YAKUB (A.S)

BAKARA-132

Ve İbrahim (A.S) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yakub (A.S) da:

“Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dini sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti).

BAKARA-133

Yoksa siz Yakub (A.S), öleceği zaman (ona):

“Şahit mi oldunuz?”

(O Yakub A.S), oğullarına:

“Benden (ben öldükten) sonra neye (kime) kul olacaksınız?” demişti.

(Onlar):

“Senin ilâhına ve senin ataların İbrahim (A.S) ve İshak (A.S)’ın ilâhı olan tek ilâha kul olacağız. Ve biz O’na teslim olanlarız.” dediler.

7. YÛSUF (A.S)

YÛSUF-98

“Sizin için Rabbimden yakında mağfiret isteyeceğim. Muhakkak ki O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.” dedi.

YÛSUF-92

“Bugün size kınama (suçlama) yoktur. Allah size mağfiret etsin. Ve O, Rahîm olanların en çok rahmet (merhamet) edenidir.” dedi.

8. ŞUAYB (A.S)

HÛD-90

Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin (dileyin). Sonra O’na tövbe edin. Muhakkak ki benim Rabbim, rahmet edendir (rahmet nuru gönderen), Vedûd’dur.

9. MÛSÂ (A.S)

A’RÂF-151

Rabbim! Beni ve kardeşimi mağfiret et ve bizi rahmetinin içine al. Ve Sen, rahmet edenlerin en çok rahmet edenisin.

A’RÂF-155

Ve Musa (A.S), ...Sen bizim dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize rahmet (merhamet) et. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.

A’RÂF-161

Ve onlara:

“Bu şehirde yerleşin ve dilediğiniz yerden yiyin. Af dilediğinizi söyleyin ve kapıdan secde ederek girin.” denilmişti. Sizin hatalarınızı mağfiret edelim ve muhsinlere daha da artıralım.

10. DÂVUD (A.S)

SÂD-24

(Dâvud A.S):

“...Ortaklardan çoğu birbirlerinin hakkına tecavüz ediyorlar. Âmenû olanlar ve amelüssalihat yapanlar hariç. Onlar ne kadar az!”

Ve Dâvud (A.S), onu imtihan ettiğimizi zannetti. Bunun üzerine Rabbinden mağfiret istedi, rükû ederek secdeye kapandı ve Rabbine yöneldi.

11. ÎSA (A.S)

MÂİDE-74

Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan mağfiret dilemiyorlar mı? Ve Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

HADÎD-27

...Ve Meryemoğlu İsa (A.S)’ı gönderdik ve O’na İncil’i verdik. Ve O’na tâbî olanların kalplerinde refet (şefkat) ve rahmet kıldık. Ve onlar, O’na ruhbanlık ihdas ettiler. Biz, Allah’ın rızasını ibtiga etmekten başkasını onlara farz kılmadık. Oysa O’na hakkıyla riayet etmediler.

12. HZ. MUHAMMED (S.A.V)

ÂL-İ İMRÂN-31

De ki:

“Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin...

NİSÂ-64

...sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı tövbeleri kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

MUMTEHİNE-12

...sana tâbî olmak için geldikleri zaman biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.

Ve Allah’ın garantisinde Allah, onlara tâbî olanların ruhunu mutlaka Kendisi’ne ulaştırmış. Hepsi ermiş evliya olmuşlar.

Ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

“Ümmetimin büyükleri çok namaz kılmak, oruç tutmakla değil; kalplerinin merhametiyle, göğüslerinin selâmetiyle ve cömertlikleriyle en üst seviyedeki cennetlere ulaşırlar.”

İşte bu noktadan itibaren o kişinin fizik vücut teslimi yapması...

Fizik vücut teslimi yapabilmesi için de zikrini artırması lâzım. 18 saat zikre ulaştığı zaman Allahû Tealâ’nın bütün emirlerine itaat eden, yasak olan fiilleri işlemeyen bir yapıya ulaşır. Fizik vücudu Allah’a teslim olur.

Daimî zikre ulaştığı zaman, daimî zikreden nefsini Allah’a teslim eder. Nefsin manevî kalbinde şeytanın pençelerini geçirebileceği afetlerin hepsi temizlenir. Yerine 19 fazilet yerleşir ve böylece nefs de Allah’a teslim olur.

Kişi İhlâs’a ulaşır. Allahû Tealâ şüphesiz ki bu dini nefsinizi İhlâs’a ulaştırmak için var etmiş. Ve en sonunda seher vaktinde Tövbe-i Nasuh’a davet ederek Allahû Tealâ o kişiyi...

Tövbe-i Nasuh’la tövbe eden kişi Salâh’a ulaşır.

Salâh’ın birinci kademesinde günahları örtülür.

İkinci kademede Salâh nuru verilir.

Üçüncü kademede tekrar mürşide tâbî olduktan sonra işlediği günahların sevaba çevrilmesi tamamlanır ve irade teslimine ulaşır.

Kişi iradesini Allah’a teslim eder. İradesini Allah’a teslim eden kişiye Allah Zat’ını gösterir ve böylece o kişi Allah’ın Zat’ını gören, teslim-i küllî ile Allah’a teslim olan kişidir.

İşte herşey insan için, teslim-i küllî ile teslim olan insan da Allah içindir. Ve Allah tektir. Allah bütün insanların Kendisi’ne teslim olmasını diliyor ve teslim olanların da tevhid akidesi içerisinde tek bir cemaati oluşturmasını istiyor.

Böyle olursa ne olur? Böyle olursa tevhid dairesine giren herkes ahiret ve dünya saadetinin sahibi olur.

Evet, konferansın adından da anlaşıldığı gibi bütün peygamberler insanları Allah’a davet ediyor.

Bütün güzellikler sizlerin olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 202616 dk okuma0