08.09.2023 “Rehin nasıl emanet olur?” Konferans 2. Bölüm
Soru
08.09.2023 “Rehin nasıl emanet olur?” Konferans 2. Bölüm
Cevap
Allahû Tealâ son şöhret kitabı Kur’ân-ı Kerîm'de 19 fiil ile 73. âyet-i kerimede ruhun dünya hayatında Allah'a dönüşünü açıklıyor ve 12 kere üzerimize farz kılıyor. Emanetin sahibine iadesini Allahû Tealâ 12 defa üzerimize farz kılmış. Öyleyse dünya hayatını yaşarken herkes mutlu olmak istiyorsa mutlaka 12 kere üzerimize farz kılınan ruhun hayattayken sahibi olan Allah'a ulaşmasını gerçekleştirmemiz lâzım.
KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI
1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)
Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8
3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)
Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm-8, Fussilet-54, En’âm-154
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)
Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)
Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. ...
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkinizi hatırlayın. ...
3. 6/ENÂM-152: … Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. ...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. ...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Aclûnî keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Bu konunun ne kadar önemli olduğunu Allah'ın Resûlü (S.A.V) Efendimiz 7 Hadîs-i Şerif belirtmiş. İşte Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz'in: "Şüphesiz ki emanet, insanların kalplerinin ta derinine kök salıp yerleşti. Sonra Kur'ân indi. Bu sayede insanlar Kur'ân'dan ve sünnetten emaneti öğrendiler."
7 GRUP HADÎSTE ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK VE CİBRİL HADÎSİ
HADÎS-İ ŞERİF - 1
SORU : Kale imane ya Rasulallah: İman nedir ya Resûlallah?
CEVAP: Kalel imanû en tu’mine billâhi ve melâiketihi ve likâihi ve Resûlihi:
Allah’a, meleklerine ve Allah’a ulaşmaya ve Resûllerine inanmak.
(Sahihi Buhari 1. cild, sayfa 58, 47. Hadîs)
HADÎS-İ ŞERİF – 2
“Yüce Allah kulunu dünya hayatı ile kendi likâsı arasında serbest bıraktı. Kullar Allah’ın likâsını seçti.”
(Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
YÛNUS – 7, 8: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
HADÎS-İ ŞERİF – 3
“Kim Allah’a ulaşmaya muhabbet duyarsa, Allah da onu kendisine ulaştırmaya muhabbet duyar. Kim Allah’a ulaşmayı kerih görürse, Allah da onu Kendisine ulaştırmayı kerih görür.”
(Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
RA’D – 27: … De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yöneleni kimseyi Kendisine ulaştırır.”
HADÎS-İ ŞERİF – 4
“Ben Dünyayı dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Ta ki bana kavuşmayı özlesinler, bana kavuşmayı dilesinler.”
(Camiu’s Sağir. Hadîs No: 3276. Ravî: Hz. Âişe r.a)
TÂHÂ – 123, 124 :… Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz. Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka ona için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
HADÎS-İ ŞERİF – 5
“Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (Ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüz kata kadar yardımda bulunsun.”
(Aclûnî keşfü’l hafa c.2. shf:291 (2669) ) – 14. Basamak
HADÎS-İ ŞERİF – 6
“Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah’a ulaşmasıdır.”
(Tirmizî, Da’vat, 112)
HADÎS-İ ŞERİF: “Allah’a şirk koşmadan O’na mülâki olana, cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülâki olana da cehennem vacip olur.
( Müslim Îmân-151)
HADÎS-İ ŞERİF - 7
“Sizden biri içiyle (Allah’a ulaşmayı dilerse), dışıyla (mürşidine tâbî olursa) Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır, en az 10 mislinden 700 misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.
(Buhari, Îmân 31; Müslim, Îmân 205, (129))
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Rikak 35, Fiten 13; Müslim, Îmân 230. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 17; İbn Mâce, Fiten 27.
“Şüphesiz ki emanet, insanların kalplerinin ta derinliklerine kök salıp yerleşti. Sonra Kur’ân indi. Bu sayede insanlar Kur’ân’dan ve sünnetten emaneti öğrendiler.”
Din adamlarının rehine ile emanet hakkındaki görüşlerine baktığımız zaman, din adamlarına göre emanetler. Bir din adamına soruyorlar: “Allah'ın insanlara verdiği emanetler nelerdir?” El cevap: "İbadetler, beden ve ruh sağlığı, servet, makam ve mevki, nimetler, sırları da içine alır." Görüyorsunuz ki hiç Kur’ân-ı Kerîm'in hakikatine bunlar uymuyor. Evvelâ ruh emanettir. O Allah'a teslim olduğu zaman, fizik beden emanet olur. O Allah'a teslim olduğu zaman, nefs emanet olur. O Allah'a teslim olduğu zaman, irade emanet olur. Allahû Tealâ Nîsa Suresi'nin 58. âyet-i kerimesinde: "Allah emanetleri sahibi olan Allah'a iade etmenizi, teslim etmenizi emreder."
4/NİSÂ-58 İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
Başlangıç noktasında ruh emanettir ve sahibine teslim edilmesi gerekir. O teslim olduğu zaman fizik vücut emanet olur, o teslim olduğu zaman nefs emanet olur, o teslim olduğu zaman irade emanet olur. Ve hepsini sırasıyla Allah'a teslim etmemiz gerekir.
Bir din adamına soruyorlar: “Allah'ın gökyüzüne ve yeryüzüne arz ettiği emanet nedir?” Cevap: "Allah'ın şeriatına dair emirleri ve yasaklarıdır. Emaneti yerine vermek gerektiği, ibadetler yapmanın önemini bildiriyor." Yine Kur’ân-ı Kerîm'e uymuyor. Âyet ve hadîslerle emanete baktığımız zaman ne görüyoruz? Âyet ve hadîslerle emanete baktığımız zaman görüyoruz ki birçok âyet-i kerimede Nîsâ 58, Enfâl 27, Mü’minûn 8, Meâric 32, Ahzâb 72, Müddessir 38-39 ve Tîn 4. âyet-i kerimesi. Enfâl 27'de emanete ihanet edenlerden bahsediyor: "O ihanet edenler kurtuluşa eremezler."
ÂYETLER VE HADİSLERLE - EMANET -
1. NİSÂ-58 Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder...
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Taberânî M.E, 2292
"Abdesti olmayanın namazı olmadığı gibi emanete ihanet edenin imanı yok."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak : Tirmizî, 2791
"Ümmetimden ilk kaldırılacak şey, emanet ve huşûdur."
2. ENFÂL-27 ... Ve siz, kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmiş olursunuz.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed b. Hanbel, III, 134
"Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur, ahde vefa etmeyenin dîni yoktur."
3. MU'MİNÛN-8 Ve onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir (uyanlar, sadık olanlardır).
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî 256
"Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan söküp almaz! Fakat âlimlerin ruhunu kabzederek ilmi kaldırır. Nihayet hiçbir âlim kalmayınca halk, cahil insanları reis edinirler! Onlara birtakım sorular sorulur da hem kendileri sapkınlığa düşerler hem de insanları düşürürler."
4. MEÂRİC-32 Ve onlar emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Hz. Ebû Hureyre R.A
"Emanet kaybedilince kıyâmeti bekleyin."
HADÎS-İ ŞERİF
"Emanet kaybedilince kıyâmeti bekleyin."
"Emanet nasıl kaybolur?" diye sordular.
"İşler ehil olmayanlara teslim edilince."
5. AHZÂB-72 Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular...
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî Îmân 24, Müslim Îmân 25
"Münafığın alameti üçtür; konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, emanete hıyanetlik eder."
6. MÜDDESSİR-38-39 Bütün nefsler, iktisap ettikleri dereceler sebebiyle rehinedirler. Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Büyû 38, (1264)
"Sana emanet bırakanın emanetini geri ver. Sana ihanet edene ihanet etme."
7. TÎN-4 Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Bezzar
"En kolayı, Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna Şehadet etmen, en zoru ise emanettir. Çünkü emanet konusunda titiz olmayanın dîni yoktur. Onun ne kıldığı namaz kabul olunur nede verdiği zekât."
Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri: "İnsan ölmeden evvel ölme sırrına erişince hapis olan ruh Rabbine ulaşır. İşte o zaman emanet sahibine meâb olur." Mülk Suresi'nin 8, 9, 10. âyet-i kerimelerinde cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar: “Size hayattayken nezir gelmedi mi?” Onlar da: “Geldi ama biz onları yalanladık, Allah bir şey indirmemiştir dedik ve onları dalâlette olmakla suçladık.”
67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Münafıkların alâmetine baktığımız zaman, münafıklar yalan söylüyor, ahde vefa etmiyor ve emanete ihanet ediyor. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîsinde: “Kalp doğrulmayınca îmân doğrulmaz, dil doğrulmayınca da kalp doğrulmaz."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Hanbel, III, 199.
“Kulun kalbi doğru oluncaya kadar îmânı dosdoğru olmaz. Dili doğru oluncaya kadar da kalbi dosdoğru olmaz. Komşusunun kendisinden bir kötülük gelmeyeceğine emin olmadığı kimse de cennete giremez.”
Öyleyse kimdir yalan söyleyen? Dilinin söylediği, kalbinde olmayan. Kur’ân-ı Kerîm'in her sözü Allah'ın sözüdür, doğrudur ve yeri de kalptir. Şuarâ 193-194 " Kur'ân'ı Allahû Tealâa indirdi. Cebrail (A.S) vasıtasıyla kalbine indirdi."
26/ŞUARÂ-193 Nezele bihir rûhul emîn(emînu).
O’nu, Ruh’ûl Emin (Cebrail A.S) indirdi.
26/ŞUARÂ-194 Alâ kalbike li tekûne minel munzirîn(munzirîne).
Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.
Öyleyse kalpte âyet yoksa ve kişi dinden konuşuyorsa hep yalan söylüyor, zanda bulunuyor. Onun için Fetih Suresi'nin 11. âyet-i kerimesinde: "Onlar dilinin söylediği, kalbinde olmayanlardır." Dilinin söylediği kalbinde yoksa, âyet kalbinde yoksa o devamlı zanda bulunuyor, yalan söylüyor demektir. İşte diyor: “Gelen nezirleri biz yalanladık, Allah'a bir şey indirmemiştir dedik. Eğer onları işitseydik ve akletseydik bugün cehennemde olmazdık.”
48/FETİH-11 Se yekûlu lekel muhallefûne minel a’râbi şegaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festagfir lenâ, yekûlûne bi elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim, kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â(nef’en), bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ(habîren).
Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: “Eğer Allah, size bir zarar veya fayda dilerse, bu taktirde sizin için Allah’tan (gelen) bir şeye kim mani olabilir (fayda veya zararı önleyebilir)? Hayır (öyle değil), Allah yaptığınız şeylerden haberdardır.”
Allahû Tealâ Kur’ân'ın özeti olan Asr Suresi'ne baktığımız zaman asra yemin ediyor, zamana: "İnsanlar hüsrandadır. Ama âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler hariç; amilüssâlihât işleyenler, nefs tezkiyesine başlayanlar hariç; hakkı tavsiye edenler, ruhunu Allah'a ulaştıranlar hariç; sabrı tavsiye edenler, sabra ulaşanlar hariç.”
103/ASR-1 Vel asri.
Asra yemin olsun.
103/ASR-2 İnnel insâne le fî husr(husrin).
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.
103/ASR-3 İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabrı.
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ
Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar.
3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar.
14. basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK
Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar.
Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar.
22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ
25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ
27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ
28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ
28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER
28.2 ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER
28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ
28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBÎLER VE VELÎ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
İşte Asr Suresi, Kur’ân'ın bütününü ifade ediyor. 4 tane 7'li basamaktan oluşuyor. Ve Allahû Tealâ bizden emanetin, onun gerçek sahibi olan Allah'a Nisâ Suresi'nin 58. âyet-i kerimesine göre emrediyor: "Allah emanetleri sahibine, ehline tevdi etmenizi, teslim etmenizi emreder." Burada emanet kelimesi çoğul olarak kullanılmış "emanetler" ama sahibi "ehliha" diyor, tekil: “emanetler” çoğul, “sahibi” tekil. İşte eğer insanlarla alâkalı emanetler, insanlarla alâkalı olmuş olsaydı sahipleri de çoğul olması gerekirdi. Ama 'sahibi' tekil. Ve başlangıç noktasında emanet olan ruhun hayattayken sahibi olan Allah'a iade etmesini, teslim etmenizi Allahû Tealâ emrediyor.
7/ARÂF-40 İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
Sevgili kardeşlerim, A’râf Suresi'nin 40. âyet-i kerimesinde: "Âyetleri yalanlayan ve kibirli olanlara gök kapıları açılmaz." Gerçekten de nefsin tezkiye kademelerini bir bir ilerlemesi onun karşılığında da ruhun da 7 tane gök katını yükselmesini ifade ediyor. İşte normal standartlarda Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, onlarla, Allah'ın Resûlüyle alay edenler, onlara gök kapıları açılmaz. Gök kapılarının o kişiye açılabilmesi mutlak surette dünya hayatını yaşarken bir sultanla olmasına bağlı. Rahmân Suresi'nin 33. âyet-i kerimesinde: “Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından, çaplarından nüfuz edip çıkmak isterseniz çıkın. Geçip çıkın çıkamazsınız. Bir sultan, bir mürşid olmaksızın geçip çıkamazsınız.”
55/RAHMÂN-33 Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).
Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).
İnsanın câhilliği sebebiyle eğer nefs dünyasındaki olguları adım adım değiştirmeye başlarsa cehaletten âlim olmaya doğru bir seyir takip edecektir. 1. katta dünya üzerindeki sadece bir apartman düşünün. 7 katlı bir apartmanın tavanlarından çıkıp yükselebilmesi, kalbindeki zikirle biriktirdiği nurun oluşumuna bağlı. Evvelâ kişi Allah'a ulaşmayı diliyor. Allahû Tealâ 3. basamakta Allah'a ulaşmayı dileyen kişiye, 4. basamakta Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve 5. basamakta baş gözündeki hicab-ı mestureyi alıyor, 6. basamakta kulaklardaki vakrayı alıyor, 7. basamakta kalbindeki ekinneti alıyor. Böylece o kişi, Allah ile arasındaki kapalı kapıları Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla açtığı için, engelleri kaldırdığı için o kişi 7 furkanın sahibi oluyor. Yani hakkı bâtıldan ayırma noktasına geliyor.
BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7
Seçilmeyenler: NİSÂ 167–168–169, BAKARA 79
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN’ÂM 152, YÛNUS 25, RA’D 21, RÛM 31,
LOKMÂN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118, HÛD 119
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN’ÂM 46
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Enfâl Suresi'nin 29. âyet-i kerimesi bize bunu söylüyor: "Eğer takva sahibi olursanız Allah size 7 tane furkan verir ve günahlarınızı örter." O güne kadar işlenen bütün günahları miktarı kadar Allah ona sevap yazıyor ve tek bir dilek, o kişiyi 1. kat cennetin sahibi kılıyor. İşte 7 furkanın sahibi olan kişiyi Allah orada bırakmıyor. Tegâbun 11'e göre kalbine hidayete ulaşıyor, Kaf 33'e göre Allahû Tealâ kalbi Kendisine çeviriyor, En'âm125'e göre Allahû Tealâ o kişinin göğsünden kalbine nur yolunu açıyor.
64/TEGÂBUN-11 Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min billâhi yehdi kalbeh, vallâhu bikulli şey'in alîm(alîmun).
Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.
50/KAF-33 Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.
Gaybda Rahmân’a huşu duyanlar ve münib (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
6/ENÂM-125 Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrahu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.
Ve böylece zikirle birlikte o kişinin kalbine giren nur miktarı %2 ulaşıyor. Zumer Suresi'nin 22. âyet-i kerimesinde nurlar kalbe girip, Hâdîd 16'ya göre %2 nura ulaştığı zaman o kişinin hacet namazı ile mürşidini Allah'tan istemesi lâzım.
39/ZUMER-22 E fe men şerahallâhu sadrahu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.
57/HADÎD-16 E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.
7 kalp şartı, 7 inanç şartı, 7 tane ni’met kişiyi hak mü’minlerden kılıyor. Âmenû olan bu kişi zikir yapmaya başladığı zaman Allah Allah Allah diye Allah ismini tekrar ediyorsa Allah'ın katından bir çift nur mutlaka o kişiye gelecek. O kişiye gelen bir çift nurdan sadece rahmet içeriye sızacak. Ve Rehînenin kurtuluşunu sağlayan Allah'ın, o kişiye verdiği 7 furkan 12 tane ihsanla muhtevâyı temeli oluşturuyor. Allah'tan 7 tane ihsan aldınız. Bunlar o kişiyi mürşide ulaştırdığı zaman hepsi ni’mete dönüşüyor.
Mürşidimize ulaştık, hacet namazı ile Allah'ın gösterdiği mürşide ulaştık, tâbî olduk ve zikre başladık. 14. basamaktayız. Allah Allah diye zikretmeye başlıyoruz. Allah'tan gelen salâvâtın rahmet ve salâvâtın fazıl göğsümüze geliyor, göğsümüzden kalbimize aşılanıyor, onu takip ediyor ve oradan eğer mührü açılmış, küfür dışarıya alınmış, kalbimize îmân yazılmışsa o zaman Allah'ın katından gelen fazıllar îmân kelimesinin etrafında birikmeye başlıyor. Salâvâtın rahmetin ve salâvâtın fazlın baskısı mührü aşağıya doğru itiyor ve kalbimize %2 rahmetle birlikte fazıllar dolmaya başlıyor. Ve böylece o kişi Nefs-i Emmare'deyken %7 fazıl birikimiyle ruh 1. gök katına çıkıyor. Nefs-i Levvame'de iken yapılan zikirlerle nefsin manevî kalbinde biriken nur miktarı %7 artarak devam ediyor, 2. gök katına ruh yükseliyor.
NEFS TEZKİYESİNİN 7 KADEMESİ
1. NEFS-İ EMMARE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat
YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...
2. NEFS-İ LEVVAME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat
KIYÂME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim.
3. NEFS-İ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat
ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.
4. NEFS-İ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat
FECR–27: Ey mutmain olan nefs!
5. NEFS-İ RADİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
6. NEFS-İ MARDİYYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
7. NEFS-İ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat
FÂTIR–18: ...Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
Tabiatıyla bunların oluşabilmesi için mutlaka hacet namazı ile Allah'ın gösterdiği mürşidin gösterilmesi gerekir. Mürşide ulaşan bir insan Allah'tan 7 ni’met alıyor. Bu 7 ni’mete baktığımız zaman: 1. ni'met, devrin imamının ruhu başımızın üzerine gelip yerleşiyor. 2. ni’met, kalbimize îmân yazılıyor. 3. ni’met, o güne kadar işlenen günahları Allah sevaba çeviriyor. 4. ni’met, ruhumuz vücudumuzu terk edip Sırat-ı Müstakîm'e ulaşıyor. 5. ni’met, nefs tezkiyesine başlıyoruz zikirle birlikte. 6. ni’met, fizik vücudumuz şeytana kul olmaktan kurtulmaya başlıyor. Ve 7. ni’met, irademiz güçleniyor.
7 NİMET
1. Devrin İmamının Ruhu Gelir.
MU’MİN – 15: … Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmak istediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrinden tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
2. Kalbe İman Yazılır.
MUCÂDELE – 22: … İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. ...
3. Günahlar Sevaba Çevrilir
FURKÂN – 70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) ve salih amel yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Allah, Gafur’dur. ...
4. Ruh Vücudu Terk Eder.
NEBE – 39: İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hak günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah, meab (sığınak, melce) olur.
5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlıyor.
RA’D – 36: Kendilerine kitâp verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenler şöyle de, “Ben, sadece Allah’a kul olmakla ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. O’na davet ediyorum ve dönüşüm O’nadır (meabım, sığındığım, dönüş yerim O’dur).”
6. Salih Amel (Zikir) Başlaması.
ZUMER – 23: Allah, İhdas ettiği (nurlarını) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. ...
7. İradenin Güçlenmesi.
BAKARA – 257: Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. ...
İşte bunlara karşılık, muhtevaya baktığımız zaman her kalbimizde biriken %7 fazıl birikimi ile uzaktan kumanda ile rehine 1. gök katının kapısını açıyor. Ölümle ruhun Allah'a ulaşmasında gök katlarının kapısının açılması meleklerin eliyle gerçekleşiyor. Şûrâ Suresi'nin 12. âyet-i kerimesinde: “Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğinin rızkını genişletir ve daraltır. Muhakkak O, herşeyi bilendir.”
42/ŞÛRÂ-12 Lehu mekâlîdus semâvâti vel ard(ardı), yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdir(yakdiru), innehu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Göklerin ve yerin anahtarları, O’nundur. Dilediğinin rızkını genişletir ve daraltır. Muhakkak ki O, herşeyi en iyi bilendir.
Sevgili kardeşlerim, demek ki gök kapılarının birer birer açılabilmesi, rehinenin kalbinde % 7 fazıl birikimine bağlı. 1. gök katının kapısının açılması nefsimizin manevî kalbinde biriken %7 fazıl birikimiyle rehine, elindeki uzaktan kumandayla o kapıyı açıyor ve ruh 1. gök katına yükseliyor. Nefsin manevî kalbinde %50 fazıl birikimi sağlanmadıkça o gök katı kapısı açılmaz. Ve böylece nefs tezkiyesi 7 safhada, 7 kademede gerçekleşir. Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiye, Tezkiye kademelerinin bir bir kişi geçer. Nefs tezkiyesinin sadece zikirle olduğunu Ra'd Suresi'nin 28. âyet-i kerimesi bize net olarak ispat ediyor. Ra'd 28'de: “Onlar âmenu oldular ve kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur.”
13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Nefsimizin 7 tezkiye kademesinden bir tanesi Mutmaine'dir, Ama Allah'ı zikretmekle mutmain olduğu buyurulduğuna göre demek ki nefsin tezkiyesi, her kademeyi geçmek Allah'ın zikri iledir. Zikir bir şifredir. Allah'ın katından rahmet ve fazıl, rahmet ve salâvâtın göğsümüze, oradan da kalbimize indirilmesini sağlar. İşte 7 kademedeki nefs tezkiyesi evvela, 15.000 zikirle kalbimizde biriken nur miktarı %7' nur, derece sistemi de1'e 100 artıyor. 17.000 zikirle kalpte biriken nur miktarı %14, ruh 2. gök katına yükseliyor. Zikri yapan fizik vücut. 19.000 zikirle nefsin manevî kalbinde biriken nur miktarı %21, ruh 3.
gök katına yükseliyor. 21.000 zikirle nefsin manevî kalbinde biriken nur miktarı, fazıllar %28, ruh 4. gök katına yükseliyor. 23.000 zikirle nefsin manevî kalbinde biriken fazıl miktarı %35, ruh 5. gök katına yükseliyor. 25.000 zikirle nefsin manevî kalbindeki fazıl miktarı %42, ruh 6. gök katına yükseliyor. Ve 33 bin zikirle nefsin manevî kalbinde biriken fazıl miktarı %49, ruh 7. gök katına ulaşıyor. Ve 7 âlemi geçerek Allah'ın Zat'ına ulaşıyor, Allah'ın Zat'ında yok oluyor.
FİZİK VÜCUT, “ALLAH” zikrini çeker.
NEFS’in kalbi, % 51 nurlanır (RAHMET %2 + FAZL %49 = % 51 NUR).
RUH, 7 gök katını çıkarak ALLAH’A ulaşır.
NEFSİ TEZKİYE - 33 BİN ZİKİR - 7. GÖK KATI
FÂTIR–18: ......Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
NEFSİ MARDİYE - 25 BİN ZİKİR - 6. GÖK KATI
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
NEFSİ RÂDİYE - 23 BİN ZİKİR - 5. GÖK KATI
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
NEFSİ MUTMAİNNE - 21 BİN ZİKİR - 4. GÖK KATI
FECR–27: Ey mutmain olan nefs!
NEFSİ MÜLHİME - 19 BİN ZİKİR - 3. GÖK KATI
ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücûrunu ve takvâsını ilham etti.
NEFSİ LEVVÂME - 17 BİN ZİKİR - 2. GÖK KATI
KIYÂME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim.
NEFSİ EMMÂRE - 15 BİN ZİKİR - 1. GÖK KATI
YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...
RUH ALLAH’A ULAŞIR
Kâinat, cinsiyetsiz bir insan vücudu şeklindedir. Cinsiyetsiz insan vücudu şeklinde olan kâinatın kalbe denk gelen kısmında dünya bulunur. Üst bedenin baş kısmına doğru olan kısmı, 1. gök katından itibaren artarak vücudun baş kısmında 7. gök katına kadar dikey yükselir.
1. GÖK KATI
2. GÖK KATI
3. GÖK KATI
4. GÖK KATI
5. GÖK KATI
6. GÖK KATI
7. GÖK KATI (Yatay olarak sıralanmış 7 âlem bulunur.)
1. ÂLEM (Kader Hücreleri (İLLİYİN)) 2. ÂLEM(Ümmül Kitap) 3. ÂLEM (Kudret Denizi) 4. ÂLEM (Makam-ı Mahmud) 5. ÂLEM (Divan-ı Salihîn) 6. ÂLEM (Zikir Hücreleri) 7. ÂLEM (İndi İlahi)
Sidretül Münteha (Dikey 7 gök katının ve yatay 7 âlemin en üst noktasında, varlıklar âleminin sonundaki ağaç)
Sidretül Münteha’dan dikey bir yolculukla ruh Allah’a ulaşır ve fenâfillah olur.
7 kademedeki nefs tezkiyesi ile rehine rehinelikten kurtuldu mu? Hayır. Rehinelikten kurtulma devam ediyor. Rehinelikten kurtulabilmesi için emanet olabilmesi fizik vücudun da Allah'a teslimine bağlı. Allahû Tealâ ruhumuzdan misak almış, fizik vücudumuzdan ahd almış ve nefsimizden yemin almış. Emanete riayet etmeyenin îmânı yok, ahde vefa etmeyenin de kesinlikle dini yok. İşte emanet ruhtur. Ruhun Allah'a teslimi misakın yerine getirilmesidir. Fizik vücudun Allah'a teslimi ahdin yerine getirilmesidir. Ve her ikisinin teslimiyle o kişinin nefsinin rehinelikten emanet olma noktasına geldiğini görüyoruz.
MİSAK, AHD VE YEMİN'İN HATIRLATILMASI
MİSAK
1. RA'D – 20 Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
2. RA'D – 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
AHD
3. YÂSÎN – 60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
4. YÂSÎN – 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
YEMİN
5. MUDDESSİR-38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).
6. MUDDESSİR-39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
7. MUDDESSİR-40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.
Tezkiye ile birlikte bir insanın velâyetin 1. kademesinde Fena makamında ruhu, yani 1. emanet Allah'a teslim olmuş olur. Kişi emaneti, onun sahibi olan Allah'a teslim etmiş ve misakını yerine getirmiştir. Rehine ile emanet arasındaki, 1. emanet arasındaki ilişki burada tamamlanıyor. Ama ruh Allah'ın Zat'ında yok oluyor. Allah'tan geldi, Allah'a geri döndü. Allahû Tealâ'nın ruhtan istediği şeyse Allah'ın Zat'ına biz hayattayken, ölmeden evvel geri dönmesi. Ruhumuz 7 tane gök katını aştı, Allah'ın Zat'ına ulaştı, emanet sahibine iade oldu. Ve böylece velâyetin 1. makamındayız, Allah'ın Zat'ında ifna olma makamı. Allah'ın Zat'ı kendisine bize verilen emanete meab oldu, sığınak oldu oraya ulaştı. Hepimizin sahibine mutlaka teslim etmemizi Allahû Tealâ istiyor. Cennet saadetine ulaşmamızı Rabbimiz istiyor.
Rehine nasıl rehinelikten kurtulur? Fizik vücudun da Allahû Tealâ'ya teslimi gerekli. Fenâ makamında kalbimizdeki nur miktarı %51. Bekâ makamında %61, Zühd makamında %71 nurun sahibi oluyoruz. Ve Muhsinler makamında kalbimiz %81 nura ulaşıyor. Böylece nefsimiz rehineyken emanet oluyor. Fizik vücudun da emanetin sahibi olan Allah'a teslimini gerçekleştirdik.
Sevgili kardeşlerim, tabii buna paralel fizik vücudun da âzâd olması söz konusu. İşte nefsin rehinelikten kurtulması, fizik vücudun köle iken âzâd olması ancak fizik vücudun Allahû Tealâ'ya teslimiyle gerçekleşir. Fakat bunun gerçekleşebilmesi ruhun Allah'a dönmesine bağlı. Ruh Allah'a dönmedikçe ne nefs rehinelikten kurtulur emanet olur, ne de fizik vücut kölelikten kurtulup âzâd olur. Allahû Tealâ Beled Suresi'nin 10, 11, 12, 13, 14. âyetlerine baktığımız zaman kölenin âzâdından bahsediyor. "Onu iki yola, gayy yoluna ve hidayet yoluna ulaştırırız. Ama o akabeyi, sarp yokuşu aşmadı.
Akabenin ne olduğunu sana bildiren nedir? Akabeyi aşmak, kölenin âzâdıdır. Yani fizik vücudun Allahû Tealâ'ya teslimi. Yorgun ve aç olduğu günde doyurmaktır. Yakınlık sahibi akraba olan yetimi veya çok fakir bir miskini doyurmaktır. Sonra âmenû olan kişiye sabrı tavsiye etmek ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır." Ne zaman gerçekleşir? Fizik vücudun Allah'a teslimiyle.
90/BELED-10 Ve hedeynâhun necdeyn(necdeyni).
Ve onu iki yola (gayy yolu ve hidayet yolu) ulaştırırız.
90/BELED-11 Fe laktehamel akabete.
Fakat o akabeyi (sarp yokuşu) aşmadı.
90/BELED-12 Ve mâ edrâke mel akabeh(akabetu).
Ve akabenin ne olduğunu sana bildiren nedir?
90/BELED-13 Fekku rekabetin.
(Akabeyi aşmak) kölenin azadıdır.
90/BELED-14 Ev ıt’âmun fî yevmin zî mesgabeh(mesgabetin).
Veya yorgun ve aç olduğu günde doyurmaktır.
90/BELED-15 Yetîmen zâ makrabeh(makrabetin).
Yakınlık sahibi (akraba) olan yetimi.
90/BELED-16 Ev miskînen zâ metrabeh(metrabetin).
Veya çok fakir bir miskini (doyurmaktır).
90/BELED-17 Summe kâne minellezîne âmenû ve tevâsav bis sabri ve tevâsav bil merhame(merhameti).
Sonra âmenû olanlardan (Allah’a ulaşmayı dileyenlerden) ve sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır (akabeyi aşmak).
Öyleyse nefsimiz olan rehinenin rehinelikten kurtulması, köle durumunda, şeytanın kölesi durumda olan fizik vücudun da köle olmaktan kurtulup Allah'a muhsin kul olması ancak ve ancak Allah'a teslimiyle mümkün. Fizik vücut Allah'a teslim olduğu zaman nefste rehinelikten kurtulup rehine olur. Onun da Allah'a teslimi, üst seviyede müzeyyen olmasıyla mümkündür. Kişi burada sabra ulaştı ama sabrın sahibi olmadı. Sabrın sahibi olabilmesi için kalbinin 19 kademede müzeyyen olması lâzım. Ulûl’elbab kademesinde 7 kademe, İhlâs kademesinde 7 kademe, salâh kademesinde 5 kademe daha kalbin müzeyyen olması ile nefsimizin manevî kalbi 19 kademede müzeyyen olduğu zaman rehine gerçekten Allah'ın istediği biçimde ruh gibi emanet olur.