Muhterem Hocam, 14 asır önce yaşanan tasavvufî hayat ile günümüz İslâm anlayışı arasında fark var mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, 14 asır önce yaşanan tasavvufî hayat ile günümüz İslâm anlayışı arasında fark var mıdır?

Cevap

Hayır sevgili kardeşlerim. Eğer tasavvuf Kur’ân'daki İslâm'ın yaşanması ise 14 asır evvel 7 safha 4 teslimi yaşayan sahâbe bugün de devrin imamına bağlı olan sabikûn-el ahirin 7 safha 4 teslimi yaşarsa aynı muhtevanın sahibidirler. Allah onlardan en üst seviyedeki hedefi farz kılmak suretiyle onlarda gerçekleştirenlerdir.

14 Asır evvel Kur’ân'ın kendisine indirildiği Resûlullah (S.A.V) Peygamber Efendimiz Fecr suresinin 27, 28, 29'uncu ayetlerinde:

89/FECR-27 Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu. Ey mutmain olan nefs! 89/FECR-28 İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten. Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! 89/FECR-29 Fedhulî fî ibâdî. (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah'a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.

Sahâbe Resûlullah (S.A.V)'e tâbî olarak onlar emmare, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye ve tezkiye kademelerini bir bir geçerek ruhlarını Allah'a ulaştırdılar, fizik vücutları şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul oldu ve Allah'ın cennetini hak kazandılar.

İşte ondan sonra Resûlullah (S.A.V)'in de bize geleceğini müjdelediği "Ümmetimin en hayırlısı" diye buyurduğu Mehdi (A.S) Kur’ân'da 7 grup ayet-i kerimede zikrediliyor.

MEHDİ RESUL AYETLERİ 1. ÂLİ İMRÂN – 81 "Ve Allah, nebilerden, 'Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resul geldiği zaman, O'na mutlaka iman edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz' diye misak aldığı zaman..." 2. TEVBE – 32 "Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez." TEVBE – 33 "Resul'ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak din ile bütün dinler üzerine izhar etmesi için gönderen O'dur." 3. FURKÂN – 27 "Keşke resulle beraber bir yol ittihaz etseydim." FURKÂN – 28 "Yazıklar olsun, keşke ben falanı dost edinmeseydim." FURKÂN – 29 "...Bana zikir geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımsız bırakandır." FURKÂN – 30 "Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân'ı terk edilmiş bir şey edindiler." 4. NEML – 82 "Ve onların üzerine (Allah'ın Kitap'ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap'taki) ayetlerimize 5. yakin hasıl etmediklerini söyleyecek." DUHÂN – 10 "Artık gök, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözet." DUHÂN – 11 "O (fitne ki) insanları sarmıştır. İşte bu, elim bir azaptır." DUHÂN – 12 "Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü'minleriz." DUHÂN – 13 "Onlara açıklayan bir Resul gelmişti. İbret almadılar." DUHÂN – 14 "Ve (O'na) 'öğretilmiş ve deli' dediler. Ve sonra O'ndan yüz çevirdiler." 6. SAFF – 8 "Onlar, ağızları ile Allah'ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır." SAFF – 9 "Resul'ünü hidayet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hakk din ile gönderen O'dur." 7. BEYYİNE – 2 "Allah'tan gönderilen Resul, (onlara) tertemiz (bâtıl ve şüpheden uzak) sahifeleri okur." BEYYİNE – 3 "O sayfalar içinde temel, değişmez hükümler yazılı olan kitaplardır."

Bu 7 grup ayet-i kerimeden bir grubuda Furkan 27–28–29–30 "O gün zâlimler pişmanlıklarından ellerini ısıracaklar: Keşke resûlle birlikte bir yol tutsaydım." Yani keşke resûle tâbî olsaydım. Resûlle birlikte yol tutanlar ona tâbî olanlardır. Mesela sahâbe Resûlullah'la birlikte yol tutmuştur. Yûsuf 108 bunun ispatıdır:

10/YÛNUS-108 Kul yâ eyyuhân nâsu kad câekumul hakku min rabbikum, fe men ihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihi, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi vekîl(vekîlin). De ki: "Ey insanlar, Rabbinizden size hak gelmiştir! Kim hidayete erdiyse, muhakkak ki kendi nefs için hidayete erer. Ve kim dalâlette olduysa (kaldıysa) ancak kendi aleyhine (sorumluluğu kendi üzerinde) dalâlette olur. Ve ben, sizin üzerinize vekil değilim."

"Ben ve bana tâbî olanlar basîret üzere Allah'a davet ettiğimiz yol bu."

Resûlullah (S.A.V) ve ona tâbî olan sahâbe, günümüzde hidayet çağında isek Mehdi (A.S) ve ona tâbî olan sabikûn-el ahirin, Hz. Mûsâ (A.S) ve ona tâbî olan rabbânîyyun, Hz. Îsâ (A.S) ve ona tâbî olan havârîler. Kısacası Allah'ın dizaynı her devirde aynı. İslâm'dan geriye bugün sadece tasavvufu yaşayanlar tarikatta olanlar kalmıştır, geri kalanlar İslâm'ı yaşamıyorlar, dine bir çok bid'at sokulmuştur.

Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: (Sahîhul-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mâce II, 1319 (no: 3987, 3988)) "İslâm garip başladı, yakında garip olarak başladığı yere dönecektir. O gün İslâm'ı yaşayan gariplere müjdeler olsun. O garipler kimlerdir? Onlar ki insanların ifsat ettiği sünnetimi ıslah ederler. Ortadan kaldırdıkları sünnetlerimi de yeniden ihyâ ederler. Sizler bugün sünnetime nasıl sarılıyorsanız onlar da öyle sarılacak olanlardır. Onlar ki insanların arasını ıslah ederler ve onlar insanlar içinde az bir topluluktur. Onlara buğz edenler sevenlerinden çoktur."

İfsat edilen sünnetin ıslahı: Ruhun, nefsin, fizik vücudun ve iradenin Allah'a teslimidir. Ortadan kaldırılan sünnetin ihyâsı: Öğrenilenlerin başkalarına öğretilmesi ile sonuçlanır.

İşte hem Resûlullah (S.A.V)'in sünneti ortadan kalkmış. Resûlullah (S.A.V) bir hadîs-i şerif'inde buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Kitab-ül Burhan Fî Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 2. "Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır."

Öyleyse görüyorsunuz ki Resûlullah (S.A.V)’in mücadelesi ile Mehdi (A.S) arasında bir fark yok. "Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir." Yani O'da vahiyle mücade verecek. "Nasıl bu dini bizimle başlattıysa Mehdi (A.S) ile de sona erdirecektir. İnsanlar şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.” Birebir tekabuliyet söz konusu. Öyleyse 14 asır evvel sahâbe nasıl yaşadıysa bugün de aynen yaşanabilir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma3