Muhterem Hocam, adalet kavramı neyi ifade ediyor?
Soru
Muhterem Hocam, adalet kavramı neyi ifade ediyor?
Cevap
Adalet insanlar arasında hakkın doğru tevzii (dağıtılmasını) ifade ediyor.
Konulan kanuna uygun davranmanın karşılığı hak ve mükâfat, konulan kanuna itaat etmemenin karşılığı da suç ve cezadır. Evet, bir kanun var; bu kanuna uygun davranmak hak ve mükâfat, bir kanun var; bu kanuna itaat etmemek suç ve cezayı ifade ediyor. Yani başka bir deyimle mükâfat ve ceza. Mükâfat hakka ulaşmamız halinde geçerli, ceza da suçu işlememiz halinde geçerli.
Adalet toplum halinde yaşayan insanlar için hava kadar su kadar önemli bir konudur. Dediğim gibi, Allah'ın bir ismi El Hakk'tır ve Allahû Tealâ daimî adaleti gerçekleştiriyor.
Adalet Dinin temelidir, toplumun dini adalettir. Allah ise adaletin kâinattaki en gerçek sahibidir. Bütün kanunları insanın lehinedir. Herkes Allah'ın kanunlarını öğrenmek mecburiyetindedir ama öğrenmemenin karşılığı olarak cehenneme gittiğinde Allahû Tealâ: "Allah'a sızlanmaya hakkınız olmaz." diyor. Çünkü biz, bize düşeni yapmadığımız takdirde mükâfat yerine mutlaka cezayı hak ediyoruz.
5/MÂİDE-26 Kâle fe innehâ muharrametun aleyhim erbaîne senet(seneten), yetîhûne fîl ardı fe lâ te’se alâl kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Allah (cc.) buyurdu ki; “Artık muhakkak ki orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır (yasaklanmıştır). Onlar yeryüzünde şaşkın dolaşacaklar. Sen artık fâsık kavim için üzülme!”
5/MÂİDE-27 Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrabâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulenneke, kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
Ve onlara Adem’in iki oğlunun haberini (kıssasını, aralarında geçen olayı) hakkıyla oku, Allah’a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı, (Kurban) ikisinin birinden kabul edilir ve diğerinden ise kabul edilmez. (Kurbanı kabul edilmeyen) “Seni mutlaka öldüreceğim” dedi. O da, “Allah sadece takvâ sahiplerinden kabul eder.” dedi.
Öyleyse sevgili kardeşlerim,
-Ben öğrenmem, ben keyfime göre yaşarım.
El cevap:
-Öğrenmeyebilirsin ama öğrenmemenin karşılığı olarak cehenneme gittiğinde Allah'a sızlanmayı hakkın olamaz. Yani cennet bir bedeli gerektiriyor. O bedeli vermediğin takdirde mutlaka cehennemi hak etmiş oluyorsun. Evet, cehennem bütün insanlar için hak etmenin bir sonucudur. Cennet de Allah'ın bir ikramıdır. Çünkü Allahû Tealâ: "Hayır Biz'dendir, şerr sizin nefsinizdendir." buyuruyor. Beşerde daima birebir cezalandırma vardır. Âyetlerimiz, tam 7 tane âyet-i kerimede hayır Allah'tan, şerr nefsimizdendir. Ama cezalandırma noktasında birebir bir cezalandırma söz konusu. Seyyiatta ceza artırımı yok. Seyyiatta, hasenata ceza artırımı var. Hasenata kaç kat artırılır âyetler bize onu gösteriyor ama seyyiatta bir ceza artırımı söz konusu değil.
HAYR ALLAH’TAN ŞERR NEFSİMİZDENDİR
1. NİSÂ-78: … Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: ‘Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.”…
NİSÂ-79: Sana iyilikten ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten ne isabet ederse, o takdirde o, kendi nefsindendir…
2. A’RÂF-23: İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
3. ENFÂL-51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici değildir.
YÛNUS-44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HÛD-101: Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lâkin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’tan başka dua ettikleri ilâhlar, onlara bir fayda sağlamadı…
5. YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir, Rahîm’dir.
6. ENBİYÂ-87: … Sonra karanlıklar içinde (şöyle) nida etti: “Senden başka ilâh yoktur. Sen Sübhan’sın. Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”
7. KASAS-16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni mağfiret et.” dedi. Böylece onu mağfiret etti. Muhakkak ki O; Gafur’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
HADÎS-İ ŞERİF: Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka kimseyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin).(Kütübü Sitte 5363)
HADÎS-İ ŞERİF: Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.(Müslim Birr 55.)
HASENE KAT KAT ARTIRILIR
1. NİSÂ-40: Muhakkak ki Allah, zerre kadar zulmetmez. Ve eğer bir iyilik (hasene) yaparsanız, onu kat kat artırır. Ve kendi katından “büyük ecir” (karşılık) verir…
EN’ÂM-160: Kim (Allah’ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur. Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden başkası ile cezalandırılmaz…
2. KASAS-54: İşte onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir. Ve onlar, seyyiati hasenat ile savarlar…
AHZÂB-31: Ve sizden kim, Allah ve O’nun Resûl’üne kanitin olursa (huşû ile bağlanırsa) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa ona, ecrini iki kat veririz…
3. BAKARA-261: Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sümbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sümbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir…
4. HAŞR-9: Ve onlara verilenlerden dolayı, kendileri onlara muhtaç olsa bile, gönüllerinde bir hacet bulunmaz. Ve onları kendi nefslerine tercih ederler. Ve kim nefsini cimrilikten korursa, o takdirde işte onlar, onlar felaha erenlerdir.
BAKARA-245: Kim Allah’a güzel bir borç verirse, o takdirde o, kendisine kat kat çoğaltılarak ödenir. Ve Allah, daraltır ve genişletir…
5. ZUMER-10: De ki: “Ey âmenû olan kullar, Rabbinize karşı takva sahibi olun! Bu dünyada ahsen olanlar için bir güzellik vardır. Ve Allah’ın arzı geniştir. Ama sabredenlere ecirleri hesapsız ödenir.”
6. TÎN-6: Âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç. İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır.
7. ÂLİ İMRÂN-172: Onlar ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah’ın ve Resûl’ün davetine icabet ettiler. Onlardan ahsen olanlar ve (azîm) takvaya ulaşanlar için “Azîm Ecir (en büyük mükâfat)” vardır.