Muhterem Hocam, Âdem (A.S), Hz. İbrahim’den önce gelmesine rağmen neden Hz. İbrahim’in hanif dini diyoruz? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Âdem (A.S), Hz. İbrahim’den önce gelmesine rağmen neden Hz. İbrahim’in hanif dini diyoruz? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ 7 safhanın yedisini de Hz. İbrâhîm üzerinden açıklıyor. Hz. İbrâhîm, hem Allah’a ulaşmayı dileyenler için hem de mürşide tâbî olanlar için örnektir. Mumtehine-4, onun Allah’a ulaşmayı dileyenler için örnek olduğunu; Meryem-43, mürşide tâbiiyet için örnek olduğunu açıklıyor. Diğer birçok âyet-i kerime, ruhunu Allah’a ulaştıranlar için; Nisâ-125 ise fizik vücudunu Allah’a teslim edenler için örnek olduğunu açıklıyor. Nefs teslimini yapanlar için de örnektir. Yani Hz. İbrahim her yönüyle örnektir.
60/MUMTEHİNE-4: Kad kânet lekum usvetun hasenetun fî ibrâhîme vellezîne meah(meahu), iz kâlû li kavmihim innâ bureâu minkum ve mimmâ ta’budûne min dûnillâhi kefernâ bikum, ve bedee beynenâ ve beynekumul adâvetu vel bagdâu ebeden hattâ tû’minû billâhi vahdehû, illâ kavle ibrâhîme li ebîhi le estagfirenne leke ve mâ emliku leke minallâhi min şey’in, rabbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileykel masîr(masîru).
Hz. İbrâhîm ve onunla beraber olanlar sizin için güzel bir örnek olmuştur. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Muhakkak ki biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptığınız şeylerden uzağız, sizi inkâr ediyoruz. Ve siz, Allah’ın tek oluşuna inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebediyen düşmanlık ve öfke başladı.” Hz. İbrâhîm’in, babasına: “Senin için mutlaka istiğfar edeceğim (mağfiret dileyeceğim). (Ancak) Allah’tan sana gelecek bir şeyi önlemeye malik değilim.” sözü (demesi) hariç. Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik. Ve Sana yöneldik. Ve masîr (varış, dönüş, ulaşma), Sana’dır.
19/MERYEM-43: Yâ ebeti innî kad câenî minel ilmi mâ lem ye’tike fettebi’nî ehdike sırâtan seviyyâ(seviyyen).
Ey babacığım, muhakkak ki bana, sana gelmeyen bir ilim gelmiştir! Öyleyse bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye (düzgün, seviyeli, Allah’a ulaştıran yola) hidayet edeyim (ulaştırayım).
4/NİSÂ-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost edindi.
Ama Hz. Âdem babamız… Allahû Tealâ Tâhâ Suresinin 115. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:
20/TÂHÂ-115: Ve lekad ahidnâ ilâ âdeme min kablu fe nesîye ve lem necid lehu azmâ(azmen).
Ve andolsun ki Âdem (A.S)’a ahd verdik, fakat o unuttu. Ve onu, azîmli bulmadık.
Yani Allahû Tealâ, Âdem (A.S)’a “Bütün emirlerimi yerine getir, yasakları da işleme.” diye ahd verdi. Fakat o unuttu. Allahû Tealâ “Onu azîmli bulmadık.” buyuruyor. Neyi unuttu? Allahû Tealâ “Bu ağaçtan yeme.” demesine rağmen şeytan devreye girdi, onun oradan yemesine sebep oldu ve Âdem (A.S) cennetten yeryüzüne indirildi. Ama Hz. İbrahim için böyle bir durum söz konusu değil; o her yönüyle örnektir.