Muhterem Hocam, affetmek ile iyilik arasında bir bağlantı var mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, affetmek ile iyilik arasında bir bağlantı var mıdır?

Cevap

"Affetmekle iyilik arasında bir bağlantı var mıdır?" diyor kardeşimiz. Elbette. . . Her zaman Efendimiz’in bize anlattığı tasavvufu yeni giren kişi Mürşidi ona diyor ki: "Evladım imtihanın başladı. Şimdi merdiven altında üç oda da Kur’ân okunmakta olan ayrı ayrı kişiler var. Ama senden istediğim gidip onların her birinin ensesine bir tokat atacaksın ve yaşadıklarını gelip bana anlatacaksın." Birinci odadaki şahsın ensesine tokat attığı zaman o da ayağa kalkıyor, o da ona bir tokat atıyor. Gelip Mürşidine anlatıyor, "Evladım tamam" diyor.

Bu Kur’ân okuyan kişi henüz nefs tezkiyesi yapmayan kısası tatbik eden kişidir. Gelelim ikinci odadaki şahsın ensesine tokat attığı zaman, o da ensesine tokat attığı zaman o ayağa kalkıyor yukarıya bakıp gülümsüyor ve yerine oturuyor affediyor. Yani karşılık kısası tatbik etmiyor karşılık vermiyor ona iyilik yapıyor. Şimdi Şûrâ Suresinin 40 41 42 ve 43. âyet-i kerimelerinde. . .

42/ŞÛRÂ-40

Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ

ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ

yuhibbuz zâlimîn(zâlimîne).

Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür.

Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri

(mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah),

zalimleri sevmez.

42/ŞÛRÂ-41

Ve le men intesare ba’de zulmihi fe ulâike mâ

aleyhim min sebîl(sebîlin).

Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri

alan kimseler, işte onlar; onların üzerine

(aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.

42/ŞÛRÂ-42

İnnemes sebîlu alellezîne yazlimûnen nâse ve

yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), ulâike

lehum azâbun elîm(elîmun).

Fakat insanlara zulmedenlerin ve yeryüzünde

haksız yere zorbalık yapanların üzerine

(aleyhlerine) yol (ceza) vardır. İşte onlar; onlar için

elim bir azap vardır.

42/ŞÛRÂ-43

Ve le men sabere ve gafere inne zâlike le min

azmil umûr(umûri).

Ve elbette kim sabreder ve bağışlarsa muhakkak ki

bu, gerçekten azim (büyük) işlerdendir.

"Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ..." Yani kim bir seyyiat işlerse misliyle cezalanır. Allahû Tealâ da kişiye kısas hakkı tanımış. Bir kişi sana tokat atarsa sen de ona bir tokat atabilirsin. Bu senin hakkın. Bu bir kısastır. Ama Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: " fe men afâ ve asleha..." 'Ama kim affeder ve ıslâh ederse, Allah katında onun ecri daha büyüktür' diyor. Gerçekten zulme uğradıktan sonra kısas tatbik edenler için bir ceza yoktur. Ceza kimedir? Zulmedenleredir. Ama Allahû Tealâ Şûrâ 43'te. Fakat kim bağışlarsa ve sabrederse, o Allahû Tealâ'nın bir emrini yerine getirmiş olur.

Öyleyse Affetmek de iyilik arasında bir ilişki var mıdır? Evet iyilik yapmak isteyenler affetmeyi gerçekleştirenlerdir. Eğer siz affetmezseniz, size yapılan kötülüğe siz de kötülükle mukabele edersiniz. O zaman elinizde kalan kül. Ateşe ateşle karşılık verenlerin elinde kalan kül. Ama siz eğer kötülüğe karşı hayırla mukabele ederseniz, amel defterinize kazandığınız derecat iyilik yazılacaktır. Öyleyse ikisinin arasında bir ilişki var mı? Kesinlikle var. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 4 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0