Muhterem Hocam, affetmenin dinimizdeki yeri nedir ve kötülük karşısında nasıl bir davranış sergilemeliyiz?

Soru

Muhterem Hocam, affetmenin dinimizdeki yeri nedir ve kötülük karşısında nasıl bir davranış sergilemeliyiz?

Cevap

Gerçekten Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman insanın gelişim basamaklarına paralel ilk 14 basamakta Allahû Tealâ şeriat olarak şeriatı tarif ediyor. Kısas şeriatı, affetmek tarikatı ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek de hakikati muhtevasına alıyor.

Ve Allahû Tealâ bunların hepsini Şûrâ Suresinin 40, 41, 42 ve 43 âyet-i kerimelerde davranış biçimi olarak âyetlerle bizlere izah ediyor:

42/ŞÛRÂ-40 Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne).

Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.

42/ŞÛRÂ-41 Ve le men intesare ba’de zulmihî fe ulâike mâ aleyhim min sebîl(sebîlin).

Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, işte onlar; onların üzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.

42/ŞÛRÂ-42 İnnemes sebîlu alellezîne yazlimûnen nâse ve yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).

Fakat insanlara zulmedenlerin ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların üzerine (aleyhlerine) yol (ceza) vardır. İşte onlar; onlar için elîm bir azap vardır.

42/ŞÛRÂ-43 Ve le men sabere ve gafere inne zâlike le min azmil umûr(umûri).

Ve elbette kim sabreder ve bağışlarsa muhakkak ki bu, gerçekten azîm (büyük) işlerdendir.

Şeriat kıssası, kötü karşı kötülük misliyle. Allahû Tealâ bu kanunu bizde iç dünyamıza mal etmek, pekiştirmek üzere tam 7 tane âyet-i kerimede hep bunu ifade ediyor.

Seyyiatin cezası misliyle seyyiatte bir ceza arttırımı yoktur. Kötülüğün cezası onun nli kadardır, daha ötesi değildir:

SEYYİATE CEZA ARTIRIMI YOK

1. NİSÂ-123 Sizin emaniyenizle ve kitap ehlinin emaniyesi ile değil, kim kötülük yaparsa (sadece) onunla cezalandırılır. Ve kendisi için Allah'tan başka bir velî ve bir yardımcı bulamaz.

2. EN‘ÂM-160 Kim (Allah'ın huzuruna) bir hasene ile gelirse, artık onun on misli, onundur. Ve kim bir seyyie ile gelirse, o zaman onun mislinden başkası ile cezalandırılmaz. Ve onlar zulmolunmazlar.

3. YÛNUS-27 Seyyiyat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli kadardır. ...

4. NAHL-126 Ve şâyet siz, ikab edecekseniz (ceza verecekseniz), o taktirde onların sizi onunla cezalandırdıklarının misliyle cezalandırın! ...

5. KASAS-84 Kim hasenat ile gelirse o taktirde ona, ondan daha hayırlısı vardır. Ve kim seyyiat ile gelirse, işte o zaman kötü amel yapanlar yaptıklarından başkası (fazlası) ile cezalandırılmazlar. ...

6. MU’MİN-40 Kim seyyiat (şerr, derecat düşürücü ameller) işlerse mislinden daha fazla cezalandırılmaz. ...

7. ŞÛRÂ-40 Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.

ALLAH'IN ADALETİNİN TECELLİ ETMESİ

KİŞİ KÖTÜLÜK / ZULÜM (ŞERR) YAPARSA

(-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için derecat kaybeder.

(+100) Tokat yiyen kişi zulme uğradığı için derecat kazanır.

KİŞİ KÖTÜLÜĞE KARŞI KÖTÜLÜK (ZULÜM) (KISAS) YAPARSA

(-100 +100) Tokat atan kişi tokat yerse derecat kazanır.

(+100 -100) Tokat yiyen kişi karşılık verirse derecat kaybeder.

KİŞİ KÖTÜLÜĞE KARŞI SESSİZ KALIRSA (AF)

CASİYE 14: …(Allah’ın) cezalandıracağı kavmi bağışlasınlar.

(-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için derecat kaybetmiş olur.

(+100) Tokat yiyen kişi affettiği için derecat kazanır.

KİŞİ KÖTÜLÜĞE (ŞERRE) İYİLİKLE MUKABELE EDERSE

FUSSİLET 34: Hasene ve seyyie, eşit değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla.

O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.

(-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için kaybettiği derecat ile kalır.

(+100 +100) Tokat yiyen kişi affetmesi yanında, iyilikle karşılık verdiği için yine derecat kazanır.

Şimdi tekrar aynı âyet-i kerimelere dönecek olursak Allahû Tealâ Şûrâ 40'ta ve takip eden âyetlerde ne diyor?

Nefsin ıslaha ne zaman başlıyor? Kişi mürşidine tâbî olduğu an Allahû Tealâ buyuruyor ki onun ecri, mükafatı Allah’a aittir. Fakat Şûrâ 41’de gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geriye alan kimse, yani A, B’ye tokat atıyor.

O zaman tokat atan kişi derecat kaybediyor ama tokat yiyen kişi de derecat kazanıyor. Fakat kısası tatbik ederse o zaman kazandığı derecatı yine kaybediyor. Bu sebeple kısasta her iki tarafta kaybediyor. Neyin kaybı? Zaman kaybı, zaman israfı. Yani o zamanı sıfır derecat da geçiriyor. Ama Allahû Tealâ Şûrâ 42’de "insanlara zulmedenlerin ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların üzerine ceza vardır."

Bu cezada kişinin davranış biçimi ne olması lâzım? O da karşı tarafla hesap görmesi mi gerekiyor? Hayır. Allahû Tealâ 7 tane âyet-i kerimede de "Allah hesabı çabuk görendir."

ALLAH HESABI ÇABUK GÖREN, HAKKI VE ADALETİ YERİNE GETİRENDİR.

1. BAKARA-202: İşte onlar ki, onların, kazandıklarından (kazandıkları derecelerden dolayı) nasibi vardır. Ve Allah, hesabı çabuk görendir.

2. ÂLİ İMRÂN-19: ... Ve kim Allah’ın âyetlerini örterse (inkâr ederse), şüphesiz ki Allah hesabı çabuk görendir.

3. ÂLİ İMRÂN-199: ... Allah’a karşı huşû duyarlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlar, onların mükâfatları, Rab’lerinin katındadır. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.

4. MÂİDE-4: ... Allah’ın size öğrettiğini onlara öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını artık yiyin ve üzerine de Allah’ın adını anın. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir.

5. RA’D-41: Yeryüzüne gelip, onu etrafından (çevresinden) nasıl eksiltiyoruz onlar görmüyorlar mı? Ve Allah, hüküm verir. O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.

6. İBRÂHÎM-51: (Bu azap), Allah’ın bütün nefslerin kazandığının karşılığını (ceza veya mükâfat) vermesi içindir. Muhakkak ki; Allah, hesabı çabuk görendir.

7. MU’MİN-17: Bugün bütün nefsler (herkes), kazandıkları sebebiyle cezalandırılır veya mükâfatlandırılır (karşılığı verilir). Bugün zulüm yoktur. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.

Ve bir başka âyet-i kerimede bir şey daha söylüyor Rabbimiz. Rad Suresinin 40 âyet-i kerimesi: Senin vazifen tebliğdir, hesap Bizim işimiz.

13/RAD-40 Ve in mâ nuriyenneke ba’dallezî neiduhum ev neteveffeyenneke fe innemâ aleykel belâgu ve aleynâl hisâb(hisâbu).

Ve şâyet onlara vaadettiğimizin bir kısmını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de; artık senin üzerine düşen, sadece tebliğdir. Hesap, Bizim üzerimizedir.

Öyleyse kişi, bana karşı taraf zulmetti, ben kesinlikle ona haddini bildireceğim olayı. Aslında kişi negatif bir durumla karşılaştığı zaman o onunla Allah arasında hesabı görecek olan Allah’tır. Ama benim bunda yapmam gereken şey ne? Eğer konu devamlı derecat kazanmaksa o zaman kişinin mutlaka affetmesi lâzım. İşte âyet-i kerimede de Allahû Tealâ diyor ki sadece zalimlere ceza vardır.

Ve Şûrâ 43’te Allahû Tealâ konuyu şöyle bitiriyor: Lemen sebere ve Gaf inne zalike. Elbette kim sabreder ve bağışlarsa, yani affetmek sabrı da muhtevasına alıyor. O zaman bu azim işlerdendir.

Yetmez. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerimde A'râf Suresi'nin 199 âyet-i kerimesinde Peygamber Efendimiz’e aynı bu üç davranış biçimini şöyle tarif ediyor:

7/ARÂF-199 Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).

Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.

O halde kim bir yanlış davranışta bulunmuşsa, bundan pişmanlık duymuşsa, affını talep ediyorsa affetmek kesinlikle bir büyüklüktür. Allah indinde bir zarurettir, farzdır. Allahû Tealâ affederseniz sizin için daha hayırlıdır buyuruyor. Hayırda derecat kazanmaktır. Böyle bir kazanç manevi kazançtır. Bize yapılan kötü bir davranışı affetmek büyüklüğünü gösterdiğimiz gün Allah’ın sevdiği bir davranış biçimini yerine getirmiş oluruz. Bunun da ne kadar huzur verici bir unsur olduğunu ancak yaşayan bilir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 21 Ekim 2026Son güncelleme: 21 Ekim 20267 dk okuma0