Muhterem Hocam, Ahzâb Suresinin 60, 61 ve 62. âyetlerini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Ahzâb Suresinin 60, 61 ve 62. âyetlerini açıklar mısınız?
Cevap
33/AHZÂB-60 Le in lem yentehil munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun vel murcifûne fîl medineti le nugriyenneke bihim summe lâ yucâvirûneke fîhâ illâ kalîlâ(kalîlen).
Eğer münafıklar ve kalplerinde maraz (hastalık) bulunanlar ve şehirde yalan ve kötü haber yayanlar vazgeçmezlerse, elbette seni mutlaka onlara saldırtırız. Sonra az bir (zaman) hariç, orada sana komşu olamazlar (orada kalamazlar).
33/AHZÂB-61 Mel’ûnîn(mel’ûnîne), eyne mâ sukıfû uhızû ve kuttılû taktîlâ(taktîlen).
Melunlar (lânete uğramış olanlar) nerede bulunursa yakalanırlar. Ve şiddetle (öldürüldükçe) öldürülürler.
33/AHZÂB-62 Sunnetallâhi fîllezîne halev min kabl(kablu), ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen).
Daha önce geçmiş olanlar hakkında (da), Allah’ın sünneti (kanunu) budur. Ve Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.
Ahzâb Suresinin 60. âyet-i kerimesi; düşmanlık etmekte devam ederlerse, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve onunla beraber olanlar karşı tarafa saldırırlarsa, karşı taraf orayı terk etmek zorunda kalacaklardır.
Allah’ın genel kaidesi odur ki İslâm’a bir saldırı olmadıkça karşı tarafa bir saldırıda bulunulmayacaktır. Ama saldırı varsa, kötülük yapılıyorsa bunun da önlenmesi İslâm’ın üzerine farzdır.
61’de mel'un, lâ'in ve lânet kelimeleri aynı kökten gelir. Mel'un, lânet edilecek suçları işlemiş olan demektir. Lânete uğramış olanlar nerede bulunursa yakalanacak ve şiddetle cezalandırılacaklardır.
Bunlar Peygamber Efendimiz (S.A.V) karşısında olan, Allah’ın lânetine uğramış olanlardır. Yani kendileri Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olanlar.
Ahzâb 62'de; nebîlere, resûllere saldıranlar, yalan haber yayanlar kalplerinde maraz bulunanlardır. Yani kalplerinde maraz bulunanlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insanlar; nebîlere, resûllere saldıranlar, yalan haber yayanlar kalplerinde maraz bulunanlardır.
Allahû Tealâ onlar hakkında kanunun her zaman geçerli olduğunu, geçmişte de aynı suçların işlendiğini ifade etmektedir. Kanun her zaman, her devirde geçerlidir. Allah razı olsun.