Muhterem Hocam, ailede geçimsizlik olunca Allah’ın resûlüne başvurmanın önemi nedir?

Soru

Muhterem Hocam, ailede geçimsizlik olunca Allah’ın resûlüne başvurmanın önemi nedir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Ahzâb 4 ve 6’da bakın Rabbimiz ne buyuruyor:

AHZÂB-4: Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfih(cevfihî), ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed’ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlul hakka ve huve yehdîs sebîl(sebîle).

Allah bir adama göğsünde iki kalp kılmadı (yaratmadı). Zihar yaptığınız (sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek boşamak istediğiniz) zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı. Ve evlâtlıklarınızı, sizin oğullarınız kılmadı. İşte bunlar sizin ağızlarınızdaki sözlerdir. Ve Allah hakkı söyler. Ve O, (Kendine ulaştıran) yola hidayet eder.

AHZÂB-6: En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren).

Nebî (Peygamber), mü'minler için kendi nefslerinden daha evlâdır (yakındır). Ve O'nun (Nebî'nin) zevceleri, onların anneleridir. Ve rahim sahipleri (akrabalar), onlar birbirlerine, Allah'ın Kitab'ında, mü'minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. İşte bunlar, Kitap'ta satır satır yazılıdır.

Hz. Ömer (R.A) Peygamber Efendimiz’e geliyor: “Yâ Ömer, beni ne kadar seviyorsun?” “Kendim kadar.” deyince “Olmadı ya Ömer.” diyor. “Beni kendinden daha fazla sevmedikçe îmânın kemâline eremezsin.” İşte Peygamber, mü’minler için kendi nefslerinden daha evlâdır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Emsal, 1; (Hadîs No: 2861); Darimi, Mukaddime, 2.

Hz. Ömer (R.A): “Ey Allah’ın Resûl’ü! Nefsim hariç, seni herşeyden daha çok seviyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Hayır! Allah’a yemin olsun ki, Beni nefsinden daha çok sevmedikçe (kâmil) îmân sahibi olamazsın.” Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A): “Seni nefsim de dahil herşeyden daha çok seviyorum.” dedi. Resûlullah (S.A.V) ise şöyle buyurdu: “Şimdi kâmil îmân sahibi oldun.”

Zümer 29’a bakacak olursak ne görüyoruz?

ZUMER-29: Daraballâhu meselen raculen fîhi şurekâu muteşâkisûne ve raculen selemen li racul(raculin), hel yesteviyâni mesel(meselen), el hamdulillâh(el hamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Allah, şu meseleyi örnek verdi. Aralarında anlaşamayan birkaç ortağa (birden) bağlı kişi ile tek bir adama teslim olan kişinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'a mahsustur. Ama onların çoğu bilmezler.

NİSÂ-59: Yâ eyyuhellezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilallâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri), zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen).

Ey âmenû olanlar (îmân edenler)! Allah'a ve Resûl'e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah'a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah'a ve Resûl'üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.

NİSÂ-65: Fe lâ ve rabbike lâ yu’minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecere beynehum summe lâ yecidû fî enfusihim harecen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîmâ(teslîmen).

Artık hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şey hakkında, seni hakem tayin edip, sonra da senin verdiğin hükümden dolayı “içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça” îmân etmiş olmazlar.

“Nisâ 65 ve Nisâ 59.” Nisâ 59’da Allah’a itaatin, resûle itaatin ve ulûl’emr’e itaatin üzerinde duruluyor. Ama Nisâ 65’te: “İhtilaflı olan konuları, seni kendi aralarında hakem tayin edip verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça îmân etmiş olamazlar.”

Resûl, mü’minlere öz nefslerinden evlâdır. Ailenin sağlam temellere oturabilmesi için tâbî oldukları mürşidi kendi nefslerinin önünde tutmaları gerekir. Öyleyse mürşide tâbî olmak bir sorumluluk gerektiriyor.

Allahû Tealâ, ihtilaflı konuların çözüme kavuşturulmasında bir hakem tayin edilmesini, sorunları Allah’ın resûlüne ulaştırmamızı emir buyuruyor. Böylece hemen bütün problemler ortadan kalkar. Nefsler var olduğu sürece problemler olacaktır. Ama artık bir hakem vardır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20264 dk okuma0