Muhterem Hocam, ailevi sorunlarımdan ötürü "Ya Rabbi bir an önce emanetini al" gibi biraz isyan içerikli dua ediyorum üzerimdeki yükün ağırlığından dolayı. Bu bir kaçış tabii aslın
Soru
Muhterem Hocam, ailevi sorunlarımdan ötürü "Ya Rabbi bir an önce emanetini al" gibi biraz isyan içerikli dua ediyorum üzerimdeki yükün ağırlığından dolayı. Bu bir kaçış tabii aslında. Allah insanlara kaldıramayacağı yük yükler mi?
Cevap
Aslında din, kolaylıktır, dinde zorluk yoktur. Allahû Tealâ Bakara Suresi 185. âyetinde:
2/BAKARA-185 Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur'ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.
"Allah sizin için kolaylık diler, Allah sizin için zorluk dilemez." Dîn, kolaylıktır. Hangi şartlarda olursak olalım en ağır üzüntüler içinde olsak başkalarının zulümlerinin %100 üzerimize düğümlendiği bunların altında %100 ezilen sonsuz bir huzursuzluğun içinde olsak dahi bir insan bizim için mutluluk mutlak olarak gerçekleşebilir mi? Evet. Bu hedefe ulaşmak için Allah’a inananların mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemeleri gereklidir. Bu dilek Kur'ân’ın da giriş kapısıdır. Cennetin de giriş kapısıdır. Arkasından bu dileğin zikir ile beslenmesi, desteklenmesi gerekir. Nitekim zikir, zikreden bir insan mutlaka o zikirle birlikte bir çift nuru Allah'ın Katı'ndan o kişinin göğsüne getirir. Allahû Tealâ Hadîd Suresi'nin 16. âyet-i kerimesinde:
57/HADÎD-16 E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.
"O âmenû olanların, Allah'ın zikriyle ve Hakk'tan inen şeyle huşûya ulaşma zamanı gelmedi mi? ,, "Sakın o ehli kitap gibi olmasınlar üzerinden zaman geçti zikirsizlik sebebiyle kalpleri katılaştı onlar gibi olmasınlar. Böylece fasıklardan onlardan oldular."
Başlangıç noktasında herkes fıskta ama bu şekildeki bir fısk insanı ikinci fıskada götürebilir ve dönülmez bir yola şeytanın yoluna girebilir. İşte böyle insanlardan olmak istemiyorsak mutlak suretle Allah'a ulaşmayı dilemek ve zikirle kalbimizi beslememiz gerekir. Bu da ancak nefs tezkiyesi mürşide tâbiyetle asıl hedefe bizi ulaştırır. Allah razı olsun.