Muhterem Hocam, A’râf 157. âyet-i kerimede “Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî Nebî Resûl’e tâbî olurlar.” Bu âyete göre İncil’de ve Tevrat’ta Peyga
Soru
Muhterem Hocam, A’râf 157. âyet-i kerimede “Onlar ki yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî Nebî Resûl’e tâbî olurlar.” Bu âyete göre İncil’de ve Tevrat’ta Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in müjdelendiği doğru mudur? Açıklar mısınız?
Cevap
7/ARÂF-157 Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu, ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma’ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O’na îmân ettiler ve O’na saygı gösterdiler ve O’na yardım ettiler ve O’nunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân-ı Kerim’e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.
Evet, doğrudur. Hatta Bakara Suresi’nin bir âyetinde şöyle buyruluyor: “Onlar, oğullarını tanıdıkları gibi Peygamber Efendimiz (S.A.V)i tanırlar.” Dolayısıyla evet, İncil’de de geleceği müjdelenmiş, Tevrat’ta da geleceği müjdelenmiş. Bakara 146. âyet:
2/BAKARA-146 Ellezîne âteynâhumul kitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum ve inne ferîkan minhum le yektumûnel hakka ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Kendilerine kitap verdiklerimiz, O’na (Hz. Muhammed (S.A.V)’e) kendi oğullarına arif oldukları (tanıdıkları) gibi ariftirler (tanıyıp bilirler). Ve muhakkak ki onlardan bir fırka, hakkı gerçekten bile bile gizliyor.
Öylese biliyorlar, kitabı bilenler biliyor.
Mu'min Suresi 34: "Andolsun ki daha önce Yusuf (A.S) size beyyinelerle, delillerle geldi. Fakat size getirdiği şeyden şüphe içinde olmanız zail olmadı. Hatta o helak olduğu zaman" —yani bakın dikkat edin, çok önemli bir âyet— "Andolsun ki daha önce Yusuf (A.S)" —yani ezelî ve ebedî tek bir din var; bu din, babamız İbrahim’in Hanif dini: Arapça adıyla İslâm, 7 safhada 4 teslimden oluşuyor. Ve Yusuf (A.S)’ın döneminde devrin imamı Yusuf (A.S)’dı. O da kendi kavmine ve bütün Dünya'ya nebî olması hasebiyle 7 safha 4 teslimi anlattı. "Size beyyinelerle, delillerle geldi. Size getirdiği şeyden —yani 7 safha 4 teslimden— şüphe içinde olmanız zail olmadı, bitmedi. Hatta o helak olduğu zaman, o öldüğü zaman: “Ondan sonra Allah asla başka Resûl beas etmez, göndermez.” dediniz.”
40/MUMİN-34 Ve lekad câekum yûsufu min kablu bil beyyinâti fe mâ ziltum fî şekkin mimmâ câekum bih(bihî), hattâ izâ heleke kultum len yeb’asallâhu min ba’dihî resûlâ(resûlen), kezâlike yudıllullâhu men huve musrifun murtâb(murtâbun).
Ve andolsun ki daha önce Yusuf (A.S) size beyyineler (deliller) ile geldi. Fakat size getirdiği şeyden şüphe içinde olmanız zail olmadı. Hatta (o) helâk olduğu zaman: "Ondan sonra Allah asla başka resûl beas etmez (göndermez)." dediniz. Allah haddi aşan şüphecileri işte böyle dalâlette bırakır.
Aynı hastalık bugün de sevgili kardeşlerim, aynı hastalık bugün de var. Ve bugün bu hastalık sebebiyle insanlar, ne yazık ki, yaşaması gereken o sonsuz ahiret ve dünya saadetinden çok uzaktalar.
19 tane bidatle bunun Kur'ân'daki karşılıklarına beraber bakalım: 19 tane bidat ve karşılığında 19 tane hakikat. Bu âyet-i kerimede (mü'min 34) onu gösterelim.
KUR'ÂN-I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ VE MÜNKERDİR. BİD’ATLAR DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
1. Her Resûl, peygamberdir.
2. nebî olunmadan resûl olunmaz.
3. Allah, peygamberlerden başkasına âyet indirmez.
4. Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.
5. Allah görülemez.
6. Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşitsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.
7. Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbîiyet şirktir.
8. Allah’a ulaşılamaz.
9. Hidayet de doğru yoldur, sırat-ı mustakîm de doğru yoldur.
10. dinde zorlama vardır.
11. Dünyada rahat yoktur.
12. Kalbinde zerre kadar îmânı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.
13. Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvid ve harflerin mahreçlerinden çıkması telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.
14. Kıyamet günü şefaat vardır.
15. Takva Allah’tan korkmaktır.
16. Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrci emri bir ölüm emridir.
17. Yevmil âhir kıyamet günüdür.
18. Hayır da şerr de Allah’tandır.
19. “Lâ ilâhe illallah” diyen cennete girer.
KUR'ÂN-I KERİM’E UYGUN OLAN BİLGİLER, KUR'ÂN-I KERİM ÖĞRETİLERİNE UYGUN AHLÂKİ VE FAZİLETLİ DAVRANIŞLARDIR
1. Bütün nebîler, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
2. Her nebî, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
3. Allah şeytana uyacak olan bir kişiye de âyet indiriyor (Araf 175)
4. Vahiy kıyamete kadar devam edecektir.
5. Allahû Tealâ fizik vücudun baş gözüyle görülmez ama nefsin kalp gözüyle ve ruhun baş gözüyle görülür.
6. Bakara 257'de “Onları zulmetten nura çıkartır” - nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluyor. Mürşidsiz nefs tezkiyesi hiç kimse için mümkün değildir. (Bakara 129.151, Âli İmrân 164, Cuma 2)
7. Allahû Tealâ, her devirde kendisiyle insanlar arasında asaleten veya vekâleten devrin imamını kendisi tayin eder.
8. Ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır. Mârifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır.
9. Hidayet, ruhun Allah’a ulaşmasıdır. Sırat-ı Mustakîm de ruhu Allah’a ulaştıran yoldur.
10. dinde zorlama yoktur.
11. Dünyada mutluluk vardır.
12. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler cennete girer, ulaşmayı dilemeyen herkesin gideceği yer cehennemdir.
13. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve huşû sahibi olmayanların namazı kabul edilmez.
14. Kıyamet günü şefaat yoktur. Şefaat, bu dünya hayatındadır.
15. Takva, Allah’ı sevmektir. Sevmek, Allah’ın emirlerine itaat etmektir.
16. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölmez. İrci emri, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma emridir.
17. Aynı zamanda yevmil âhir, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma günüdür.
18. Hayır Allah’tandır, şerr bizim nefsimizdendir.
19. “La ilahe illallah” diyen değil, Allah’a ulaşmayı dileyen cennete girer.
Ne diyor bugün insanlar:
“Nebî olmadan Resûl olmaz.”
“Allah peygamberlerden başkasına âyet indirmez.”
“Bu vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le sona ermiştir.”
“Allah bir daha Resûl göndermez.”
Yani bugünkü bidatlerden bir tanesi: “Bir daha artık Resûl göndermez.” Öyle demiyorlar mı? Evet, “Risalet Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le sona ermiştir.” Yani ne diyorlar? Dedikleri şu: “Risalet Peygamber Efendimiz (S.A.V)le sona ermiş. Artık Allah bir daha velî Resûl göndermez.” Aynı hakikat burada da ifade edilmiş. “Hatta o helak olduğu zaman —yani vefat ettiği zaman— ondan sonra Allah asla başka Resûl beas etmez.” Bugün bütün İslâm âlemi neye inanıyor? Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in son nebî, son Resûl olduğuna inanıyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V), Ahzâb 40’a göre son nebî’dir. Tamam. Ama son Resûl değildir. Risalet kıyamete kadar devam ediyor. Risalet kıyamete kadar devam ediyor.
33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebîyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
İşte bununla ilgili bir kitap da yazdık. Nedir o? Ahzâb 40. Özellikle insanların unuttuğu bu hakikat ki: “Muhammed (S.A.V), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o Allah’ın Resûlü ve Nebîlerin hâtemidir (sonuncusudur).”
Nübüvvet, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'le sona ermiştir. Şeriat kitabı, son şeriat kitabı, Kur'ân-ı Kerim’dir. Ama Risalet, velî resûllük, kıyamete kadar devam edecektir. Allah’ın kanunu bu: Kıyamete kadar devam eden velî resûllük. O dönemde de hayır, "O gitti, bir daha Allah, Resûl göndermez.” diyorlar. Hastalık aynı hastalık.