Muhterem Hocam, Allah birçok âyette düşünmeyi, akletmeyi emrediyorsa o hâlde düşünmek farz mıdır? Bu âyetleri nasıl idrak etmeliyiz, açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Allah birçok âyette düşünmeyi, akletmeyi emrediyorsa o hâlde düşünmek farz mıdır? Bu âyetleri nasıl idrak etmeliyiz, açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimiz’in bir sohbeti var: Tedebbür, tefekkür ve tezekkür.

Evvela tedebbür devreye giriyor. Kur’ân âyetleriyle tedbir almak. Allahû Tealâ Muhammed Suresi 24. âyet-i kerimesinde “Bunlar Kur’ân-ı Kerim’i tedebbür etmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?”

47/MUHAMMED-24: E fe lâ yetedebberûnel kur’âne em alâ kulûbin akfâluhâ.

Onlar hâlâ Kur’ân’ı tedebbür etmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

Âyetleri tilâvet eden resûl ne yapıyor? Âyetlere muhatap olan kişi o âyetlere îmân ediyorsa tedbir alması lazım. Örneğin eğer resûl diyorsa ki Allah’a ulaşmayı dilemeyenin gideceği yer cehennemdir, kötü hesabın sahibidirler; ancak kötü hesaptan kurtulanlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. O zaman ne yapması lazım? Bu kişi, bunu dinleyen kişi Allah’a ulaşmayı dileyerek Kur’ân âyetiyle, bu âyetlerle tedbir alması ve kendisini cehennemden kurtarması lazım.

İşte akledenler kimlerdir? Akledenler Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Allah birçok âyette düşünmeyi, akletmeyi emrediyorsa ki özellikle Mulk Suresinin 10. âyet-i kerimesinde: “İşitseydik ve akletseydik, bugün cehennemde olmazdık.”

67/MULK-10: Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).

Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

İşitenler kimler? İşitenler Allah’a ulaşmayı dileyenler, daveti kabul edenler. Ama dilemeyen, onlar işitmeyenler, akletmeyenlerdir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20262 dk okuma1