Muhterem Hocam, Allah herkesi felâha davet etmesine rağmen çoğu insanın hüsranda kalacağı doğru mudur?
Soru
Muhterem Hocam, Allah herkesi felâha davet etmesine rağmen çoğu insanın hüsranda kalacağı doğru mudur?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ A'râf Suresi'nin 178. âyet-i kerimesinde:
7/ARÂF-178 Men yehdillâhu fe huvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).
“Allah kimi dalâlette bırakırsa o hüsrandadır." Ve A‘râf 179’daki âyet-i kerimede:
7/ARÂF-179 Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
Âyet-i kerimede “İnsan ve cinlerin çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır fıkıh etmezler, onların gözleri vardır görmezler, onların kulakları vardır işitmezler. Onlar hayvanlar gibidirler, hatta daha şaşkındırlar. Onlar dalâlette olanlardır.”
Felâh, Allahû Tealâ’nın bütün insanlara hedef gösterdiği bir dizaynı ifade ediyor. Ama her zaman parçasında yaşayan insanların büyük bir kısmı hüsrandadır. Nitekim A'râf 179 da hiçbir şüpheye mahal vermeyecek tarzda insanların çoğunun cehenneme gideceğini Allahû Tealâ âyette açıklamaktadır.
103/ASR-1 Vel asri.
Asra yemin olsun.
103/ASR-2 İnnel insâne le fî husr(husrin).
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.
103/ASR-3 İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabrı.
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.
Yine Vel Asr suresinde: “Vel asr, innel insane lefi husr.” İnsanlar hüsrandadır. "İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti" her devirde kurtuluşa ulaşan âmenû olanlar, ıslah edici amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler hariç diyor.
Serbest irademiz Allah’ın katında çok kıymetli ve iki tür insanla karşılaşıyoruz: İradesini kullanmayanlar, iradesini yanlış kullananlar ve Allah’ın emrettiği biçimde iradesini kullananlar.
İradesini kullanmayanlar; onlar senede bir iki kere imtihan edilmelerine rağmen Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar.
İradesini yanlış kullananlar da; onlarda Allah’a ulaşmayı dilemedikleri gibi başkasının dilemesine de mani oluyorlar.
Ama tebliğe muhatap olduğu zaman daveti kabul edenler; onlar iradelerini Allah’ın emrettiği istikamette kullanan kişilerdir.
Serbest irademiz Allah’ın Katı'nda kutsaldır, değerlidir. Biz irademizi Allah yolunda kullanmaya başladığımız zaman, Allah’ın bütün kapalı kapılarını Allahû Teâlâ Rahîm esmasıyla üzerimize tecelli ederek açtığını görüyoruz. Şeytanın bütün açık kapıları da kapanır.
Kim Allah’a ulaşmayı dilerse hüsrandan mutlaka kurtulur. Evet, kim Allah’a ulaşmayı dilerse hüsrandan kurtulur. İşte Vel Asr suresinin 3. âyet-i kerimesi "İllâllezîne âmenû" ve âmenû olanlar hariç. Kendisini hüsrandan kurtarabilen âmenû olanların özellikleri ne?
Hud Suresi'nin 29. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.
Nuh (A.S) “yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ: ben sizden bir mal istemiyorum." , "in ecriye illâ alâllâhi: benim ücretim Allah'a aittir." , "ve mâ ene bi târidillezîne âmenû: ben bu âmenû olanları yanımdan kovamam." , "innehum mulâkû rabbihim: mutlaka onlar Rablerine mülaki olacaklardır.”
Öyleyse âmenû olanların Allah’a mülaki olmayı dileyenler olduğunu görüyoruz. Onlar aynı zamanda kendilerini hüsrandan kurtaranlardır. O artık hüsrandan kurtulan kişi, cehenneme giden birisi değildir. Hüsrandan kurtulmuştur, felâha ermiştir.
Ve felâha ermenin bir dilek olduğunu Kur’ân’ın birçok âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bunu ifade etmektedir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes cehenneme gidiyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYEN CEHENNEME GİDER
1. YÛNUS-7: …onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
2. KEHF-105: …onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
3. NEML-90: Ve kim seyyiat ile (kaybettiği dereceler, kazandığı derecelerden fazla olarak) geldiyse, işte o zaman onlar, yüzüstü ateşe atıldı (atılır)…
4. MU’MİNÛN-103: Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN CENNETE GİDER
1. ANKEBÛT-5: Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o takdirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
2. ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder…
3. NEML-89: Kim hasenat ile (kazandığı dereceler, kaybettiği derecelerden fazla olarak) geldiyse, işte o zaman onun için ondan daha hayırlısı (cennet) vardır…
4. MU’MİNÛN-102: O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
Yûnus 7. âyet-i kerimesine göre, Kehf 105. âyet-i kerimesine göre âyetlerden gafil olduğu için, yine Kehf 105’e göre âyetleri inkâr ettiği için, Neml 90. âyet-i kerimesine göre şerler hayırlardan fazla olduğu için, Mü’minûn 103 âyet-i kerimesine göre hüsranda olduğu için…
Ama Allah’a ulaşmayı dileyenler de cennete gidiyor. Ankebût 5. âyet-i kerimesine göre Allah’a ulaşmayı dilediği için, Enfâl 29. âyet-i kerimesine göre günahları örtüldüğü için, Neml 89. âyet-i kerimesine göre kazandığı dereceler kaybettiğinden fazla olduğu için ve Mü'minûn 102. âyet-i kerimesine göre sevap tartıları ağır geldiği için.