Muhterem Hocam, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek nedir açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek nedir açıklar mısınız?

Cevap

Allah için sevmek, dışımızdaki bütün insanları sevmektir. Bir de “Allah için buğz etmek” söz konusudur. Peki, onlar kimlerdir? Allahû Tealâ Mucâdele Suresinin 22. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîratehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizballâhi humul muflihûn(muflihûne).

Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

Öyleyse "Allah’a ve yevm’il âhire îmân eden, yani Allah’a ulaşmayı dileyen bir kişinin, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyduğunu göremezsin." Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenler kimlerdir? Onlar, kendileri Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının da dilemesine mani olan insanlardır.

Sevgili kardeşlerim, kişi onlarla muhabbet içinde olsa, zaten o konumda olmaz. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hadîs-i Şerif’inde şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, İman, 20.

“Allahû Tealâ’nın Benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberlerin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan havarileri ve ashabı vardır. Onlardan sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler geldi. Böyle kimselerle eliyle cihad eden mü’mindir. Diliyle cihad eden de mü’mindir. Kalbiyle cihad eden de mü’mindir. Bunun ötesinde ise artık hardal tanesi kadar bile iman yoktur.”

“Yapmadıklarını söyleyen” yani Resûl’ün söylemediğini söyleyenler; onlar bid'atleri söylüyorlar. Mesela sahâbe neyi yapmış? Allah’a ulaşmayı dilemiş, mürşide tâbî olmuş, ruh teslimi ve fizik vücut teslimi yapmış. Biz de bugün onların yaptıklarını âyetlerle söylüyoruz. Ama bugün Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşide tâbî olmayan, ruh teslimi ve fizik vücut teslimiyle 7 safhayı yaşamayanlar, “diliyle âlim, kalbiyle cahil” olan kimselerdir. Onlar da yapmadıklarını söyleyen, emrolunmadıklarını yapan insanlardır.

Böyle kimselerle eliyle cihad eden mü’mindir; öyleyse onlara karşı çıkmak lâzımdır. Diliyle cihad eden de mü’mindir, kalbiyle cihad eden de mü’mindir. İşte “buğz edenler” kalbiyle cihad eden grubun içerisinde yer alıyor.

“Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile.” Yani Allah’a ve Resûl’üne karşı gelen kişi babası, amcası, teyzesi, ninesi de olsa; kendisi Allah’a ulaşmayı dilemiyor, başkasının dilemesine de mani oluyorsa, Allah’a ulaşmayı dileyen ve mürşidine tâbî olan kişi, akrabasıdır diye ona muhabbet duymaz.

“İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı.” Allah’a ulaşmayı dileyip mürşidine tâbî olan kişinin kalbine îmân yazılmıştır. Onlar felâha erenlerdir. Onlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşidine tâbî olmayan ve başkasının dilemesine mani olan insanlara buğz ederler; yani onların davranışlarını benimsemezler.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 23 Ekim 2026Son güncelleme: 27 Ekim 20263 dk okuma0