Muhterem Hocam, Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceği doğru mudur?
Soru
Muhterem Hocam, Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceği doğru mudur?
Cevap
"Tamamen yalan. Çünkü Allahû Tealâ Enbiyâ Suresi'nin 73. âyet-i kerimesinde okuduğum Arapça âyet-i kerimenin Türkçe meâli şöyle: “Onları emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah'a ulaştıran) imamlar kıldık.”
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Öyleyse görüyorsunuz ki Allah kendisi ile insanlar arasında, hayattayken ruhlarını Allah'a ulaştırmak üzere vazifeli imam tayin ediyor. İmamı tayin eden Allah'tır. Şimdi Allah bu âyet-i kerimede Kendisiyle diğer insanlar arasında imam koyduğuna göre, imamı tayin ettiğine göre o zaman birileri gelip de ""Kul ile Allah arasına kimsenin giremeyeceği"" sadece bize söylediği söz şeytanın bir tuzağıdır.
Allah'ın kendisine şeriat kitabı verdiği peygamberler her zaman yoktur. Onların olmadığı dönemlerde kavim resûlleri arasından seçtiği bir kişi, Secde 24'e göre vekâleten devrin imamı olarak bu vazifeyi yapar.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Her kavmin içerisinde ardı arkası kesilmeksizin Allah'ın tayin ettiği velî resûller söz konusu. Nahl 36, Yûnus 47 ve İsra 15:
16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve and olsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve tağuttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
10/YÛNUS-47 Ve li kulli ummetin resûlun, feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).
Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
Allah ile kul arasındaki kişilerin 19 farklı isimle Kur’ân'da yer aldığını görüyoruz.
KUR'ÂN-I KERİM'DE GEÇEN MÜRŞİD'LERİN 19 AYRI İSMİ
1. NEBÎ
BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136
2. İMAM
ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24
3. HALİFE
BAKARA-30, EN’ÂM-165, NÛR-55
4. VELÎ RESÛL
ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252
5. NEZİR
HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51
6. HİDAYETÇİ
A’RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33
7. VELİYYİN VE LÂ NASÎR
ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74
8. VELİYYİN VE LÂ ŞEFÎİ
SECDE-4
9. VELİYYUN HAMÎM
FUSSİLET-34
10. VELİYYEN MURŞİDÂ
KEHF-17
11. VELİYYİN VE LÂ VÂK
RA’D-37
12. VELİYYUL MU’MİNİN
ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122
13. VELÎYYUL HAMÎD
ŞÛRÂ-28
14. EHLİ ZİKİR
NAHL-43, ENBİYÂ-7
15. MUNADİ MEHDİ
ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A’RÂF-44, RA’D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36
16. SADIK
BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119
17. SALİH
ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11
18. ÂLİM
ÂLİ İMRÂN-18
19. HİKMET SAHİBİ ÂLİM
BAKARA-269, ZUMER-9
Nebî, resûl, velî resûl, imam, mürşid ve daha diğerleri. Allah ile kul arasına insanlar zaten girmezler ama Allah, kullarından dilediğini diğer kullar ile Kendisi arasına koyar. Bu insanlar ya nebî resûllerdir ya da velî resûllerdir. Bütün resûllerin görevi insanları hidayete erdirmek, yani Allah'a ulaştırmaktır.
Her zaman Allah ile kul arasında bir hidayetçi olmuştur ve kıyamete kadar da hep böyle olacaktır. Allahû Tealâ'nın insanlarla kendisi arasına koyduğu imamlar huzur namazının imamlarıdır. Allah'a çağırırlar. Allahû Tealâ ateşe çağıran imamlardan bahsediyor: Kasas 41.
28/KASAS-41 Ve cealnâhum eimmeten yed’ûne ilen nâr(nârı), ve yevmel kıyâmeti lâ yunsarûn(yunsarûne).
Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.
Allahû Tealâ Kendi Zât'ına davet eden imamlardan bahsediyor: Enbiyâ 73 ve Secde 24.
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Öyleyse ateşe çağıran imamlarla beraber olmak istemiyorsak Allah'a davet eden imamlarla beraber olmak farzdır."