Muhterem Hocam, “Allah ile kul arasında 28 basamaktan bahsediyorsunuz. 1. basamakta olayları yaşıyoruz. Bu olayları yaşamamızda Allah'ın muradı nedir? Bu olaylar bize nasıl mutluluk
Soru
Muhterem Hocam, “Allah ile kul arasında 28 basamaktan bahsediyorsunuz. 1. basamakta olayları yaşıyoruz. Bu olayları yaşamamızda Allah'ın muradı nedir? Bu olaylar bize nasıl mutluluk sağlıyor?”
Cevap
Sevgili kardeşlerim, dünya gezegenini Allahû Tealâ’nın bir üniversitesi olarak düşünün. Herkes Allah’ın okulunda, Allah’ın üniversitesinde. Ama akîl-bâliğ olma noktasından itibaren sorumluluk başlıyor ve Allahû Tealâ olayları yaşatıyor.
Allah’ın verdiği 1. ders hayır ve şerr dersidir. İnsanlar Allah’ın kitabından ders almayınca hoşlarına giden olaylara hayır, kendilerini üzen olaylara şerr olarak değerlendiriyorlar. Allahû Tealâ buyuruyor ki bu doğru değil. Öyle olay var ki Bakara 216’da siz hayır zannedersiniz, belki de şerdir; sizi sevindirir. Öyle olaylar var ki sizi üzer, siz şerr zannedersin, belki de hayırdır.
2/BAKARA-216 Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Şimdi buna bir misal vermek gerekirse: hırsız Allah’ın yasak ettiği bir fiili işliyor, başkasının evinin önündeki arabasını çalıyor. Mal sahibi üzülüyor ama Allah’ın değerlendirme sistemine göre o hırsız Allah’ın yasak ettiği bir fiil işlemiştir ve derecat kaybetmiştir. Onun kaybettiği derecatı mal sahibi, araba sahibi kazanıyor.
Araba sahibi derecat kazanmasına rağmen üzülüyor, hırsız da derecat kaybetmesine rağmen seviniyor. Allahû Tealâ diyor ki bu doğru değil. Doğru olan benim katımda derecat kazanan kişi mutlu olması lazım; derecat kaybeden kişi mutsuzdur. Ve hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden olduğunu buyuruyor.
Öyleyse mal sahibi kişi hayır kazanıyor ama Allah’tan ne yapıyor? Allahû Tealâ müsaade veriyor, hırsıza izin veriyor ve o belki o arabanın değerinde olan parayı kendi iradesiyle vermek istemezdi ama Allahû Tealâ onun lehine o kararı veriyor. Allah karar veriyor, müsaade ediyor ve kişi hayra ulaşıyor.
Öte yandan hırsız da iradesini kötüye kullanıyor, Allah’ın yasak ettiği bir fiil işliyor ve derecat kaybediyor. Bu da onun ders alması içindir. Birisinin hayra ulaşması, öbürünün de ders alması içindir.
Kasas 47: “ eğer bize bir resûl gönderseydin, biz de ayetlerine tabi olsaydık, müminlerden olsaydık.”
28/KASAS-47 Ve lev lâ en tusîbehum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim fe yekûlû rabbenâ lev lâ erselte ileynâ resûlen fe nettebia âyâtike ve nekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse: "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü’minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).
Çünkü eğer hırsız ders alırsa, ulaşmayı dilerse, resule tabi olursa o zaman o yanlış fiillerin yapılmasından uzaklaşacak, günah işlemekten uzaklaşacak ve hayırlara talip olacak. Hayırlarla da mutluluğu yaşayacak.
Yani herşeyde Allah’ın bir muradı var, boşuna değil olayların hepsi. Bu olaylarI kişi ne zamana kadar yaşar? daimî zikre ulaşana kadar. Çünkü nefs var olduğu süre içerisinde imtihan vardır. Ama daimî zikre ulaştığı zaman artık kişinin nefsinin manevi kalbinde 19 afet var, 19 tane fazilet var ve kişi Allahû Tealâ’yı %100 vekil tayin ediyor. O zaman da kazanan o oluyor.