Allah ile olan ilişkilerimizde mutlaka bir öğreten şart mıdır?
Soru
Allah ile olan ilişkilerimizde mutlaka bir öğreten şart mıdır?
Cevap
Evet, sevgili kardeşlerim, mutlaka bir öğreten şarttır.
3/ÂLİ İMRÂN-7 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl'elbab(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
Âli İmrân Sûresi’nin 7. âyet-i kerimesinde: bu kitabın âyetleri muhkem âyetler, müteşabih âyetlerden oluşuyor. Muhkem âyetler Ümmül Kitab’ın esasını teşkil ediyor. Müteşabih âyetler, onların mânâsını Allah bilir. Kalbinde zeyg olanlar müteşabih âyetlerini yanlış tevil ederek fitneye sebep olurlar.
Ama Allahû Tealâ bildirir bunların mânâsını. Râsihûn da: “Muhkem âyetlerin hepsi Allah’tandır.” Ama onlar da müteşabih âyetleri tezekkür edemezler. Ne kalbinde zeyg olanlar tezekkür edebilir ne râsihûn tezekkür edebilir. Tezekkür edebilenler sadece ulûl’elbab.
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
O zaman bilmiyorsak Enbiyâ Sûresi’nin 7. âyet-i kerimesinde ulûl’elbab’a sormamız gerekir.
6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
En’âm Sûresi’nin 48. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ risaletle vazifeli olan kavim resûllerinden bahsediyor: “Biz resûllerimizi başka bir şey için değil, müjdeleyici, uyarıcı olarak gönderdik.”
Sevgili kardeşlerim, kıyamet gününde bütün insanlar cehenneme gideceklerdir ve cehennemin kapılarında cehennem bekçileri cehennemliklere sual soruyorlar: “Size âyetleri tilâvet eden, buraya ulaşmakla uyaran resûl gelmedi mi?” Hepsi itiraf ediyor: “Geldi.”
Öğretmek ve irşad etmek elbette farklı şeylerdir. Öğretmek bir bilginin karşı tarafa ulaştırılması ama irşad öğretmeyi de içeriyor, aynı zamanda yaşamayı da içeriyor.
Öyleyse her irşad olan kişi hem öğrenmiş hem yaşayan kişidir.
Allahû Tealâ din konusunda daima bir öğretimi esas alır. Allah’ın emirleri bize o emirleri tebliğ edenler vasıtasıyla ulaştırılmadıkça biz onların gerçek anlamını anlamak yetkisine sahip değiliz.
Allah bütün mürşidleri için şunu söylüyor: “Onlar âyetlerimizi sizlere tilâvet ederler.” Tilâvette birinin okuduklarını başkalarına dinletmesi hedefi vardır. Dinleyenler açısından da birinin kendilerine okuduğu şeyi anlama hedefi vardır.
Şu anda dünya üzerindeki bütün kavimlerde bir resûl, her birine onların diliyle Allah’ın doğrularından bahsetmektedir.
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Öğreten kişi devrin imamı olabilir. Beş görevin sahibidir. Bakara 151, Allahû Tealâ bunu dile getiriyor: O size âyetlerimizi tilâvet eder, 1. O sizin nefsinizi tezkiye eder, 2. O size kitabı öğretir, 3. O size hikmeti öğretir, 4. Hikmetin ötesini de o size öğretir, 5.
Âyetlerin tilâveti, nefsin tezkiyesi, kitabın öğretilmesi ve hikmetin öğretilmesi olmak üzere dört görevle o kişi vazifeli. Allah razı olsun.