Muhterem Hocam, Allah insanları şeytana karşı başı boş bırakır mı?

Soru

Muhterem Hocam, Allah insanları şeytana karşı başı boş bırakır mı?

Cevap

Hayır. Zuhrûf Suresinin 4, 5, 6, 7 âyetlerinde:

ZUHRÛF-4 Ve innehu fî ummil kitâbi ledeynâ le alîyyun hakîm(hakîmun).

Ve muhakkak ki O (Kur’ân), katımızda Ümmülkitap’tadır. Gerçekten Âli’dir (yücedir), Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

43/ZUHRÛF-5  E fe nadribu ankumuz zikre safhan en kuntum kavmen musrifîn(musrifîne).

Öyleyse zikri size (beyandan) vazgeçip bırakalım mı? Siz müsrif (haddi aşan) bir kavim oldunuz diye.

43/ZUHRÛF-6 Ve kem erselna min nebîyin fîl evvelîn(evvelîne).

Ve sizden evvelki (ümmetlerin) içinde nice nebîler (peygamberler) gönderdik.

43/ZUHRÛF-7  Ve mâ yetîhim min nebîyin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).

Ve onlara hiçbir peygamber gelmez ki (gelmemiştir ki), onunla alay etmiş olmasınlar.

"Muhakkak ki o Kur'ân katımızda Ümmülkitap'tadır. Gerçekten Âli'dir. Öyleyse zikri size beyandan vazgeçip bırakalım mı? Siz müsrif (haddi aşan) bir kavim oldunuz diye. Onlara hiçbir peygamber gelmez ki (gelmemiştir ki) onunla alay etmiş olmasınlar. Sizden evvelki (ümmetlerin) içinde nice nebîler (peygamberler) gönderdik."

7 âyet-i kerime bu hakikati bize bildiriyor. Öyleyse İsrâ 15'te,

17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

"Resûl göndermesek azap etmeyiz." Her devirde Allah'ın resûlleri var mı? Evet, her zaman var.

Arâf 53'te Allahû Tealâ şöyle buyuruyor.

7/ARÂF-53 Hel yanzurûne illâ te'vîlehu, yevme ye'tî te'vîluhu yekûlullezîne nesûhu min kablu kad câet rusulu rabbinâ bil hakk(hakkı), fe hel lenâ min şufeâe fe yeşfeû lenâ ev nureddu fe na'mele gayrallezî kunnâ na'mel(na'melu), kad hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).

Onlar sadece onun tevîline (yorumuna) mi bakıyorlar? Onun tevîlinin geldiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar: “Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir. Artık bize şefaat edecek şefaatçiler var mı ki; bize şefaat etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık.” derler. Nefslerini hüsrana uğrattılar. Ve uydurdukları şeyler kendilerinden ayrıldılar.

Arâf 53 Resûllerin hak ile geldiklerini buyuruyor. Yani Resûl göndermesem azap etmem. Her devirde resûl var mı? Evet. Her devirde Devrin İmamı olan resûl var. Her devirde ardı arkası kesilmeksizin her kavimde vazifeli kıldığı veli resûl var. Ve her devirde onların bağlı veli mürşidler var. Kullarının Allah üzerindeki hakkı Allah'ın onlara resûl göndermesidir. Mürşid göndermesidir.

KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESÛL GÖNDERMESİDİR

1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.

2. İBRÂHİM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet

[19.04.2026 05:38] Nuran Çelik Çelik: 3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...

4. İSRÂ – 15 Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl göndermeydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbi olsaydık."

6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.

7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

Nisâ 165'te:"Müjdeleyici veli resûllerdir ki, bize resûl gelmedi diye mazeret sahibi olmasınlar. Her kavmin içinde o kavmin lisanıyla Allah'ın âyetlerini beyan eden resûller göndeririz. Her ümmetin içerisinde resûl beas ederiz. Allah'a kulsunlar ve taguttan korunmaktan içtinap etsinler."

Bu âyetler bize kesinlikle her devirde resûlün var olduğunu beyan ediyor. Allahû Tealâ diyor ki, "Siz böyle yapıyorsunuz diye, siz müsrif, haddi aşan bir kavim oldunuz diye size beyandan vazgeçip sizi başı boş mu bırakacağız?" Yani Allahû Tealâ: "Siz ne yaparsanız yapın biz hükmümüzü indiririz." diyor. Ve resûlü göndermedikçe hiçbir kavme, hiçbir kimseye azap etmeyeceğini söylüyor. Allah'ın resûlleri hak ile geliyorlar. Hakkı açıklamak için geliyorlar. Hadis-i şerifte:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Deylemi, El Firdevsü bi Me’sûru’l-Hitâb c.6 s.567/449 (Beyrut); Ramuze’l-Ehadis c.2 s.463/3; İ. Gazali, İhyâu Ulûmiddîn I. cilt, sh. 154.

"Her âlimle değil, sizi beş şeyden sakındırıp, beş şeye çağıran âlimle oturunuz.

Riyadan ihlasa,

Kibirden tevazuya,

Düşmanlıktan nasihate,

Şüpheden yakîne,

Dünyaya rağbetten zühde."

"Her âlimle değil sizi beş şeyden sakındırıp beş şey çağıran âlimlerle beraber olun. Riyadan ihlasa, kibirden tevazuya, düşmanlıktan nasihate, şüpheden yakîne ve dünyaya rağbetten zühde çağırın alimlerle birlikte olun. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 30 Ekim 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20265 dk okuma0