Muhterem Hocam, Allah şeytanın Kendisine isyan edeceğini bilmiyor muydu? Neden ona müsaade etmiş? Onu neden yaratmış?
Soru
Muhterem Hocam, Allah şeytanın Kendisine isyan edeceğini bilmiyor muydu? Neden ona müsaade etmiş? Onu neden yaratmış?
Cevap
"Sevgili kardeşlerim. Elbette şeytan da Allah'ın yarattığı bir mahlûk. Ama dikkat edin. Hepimiz zâhirî âlemde yaşayan varlıklar olarak çocuklarımızı okullara gönderiyoruz. Orada çocuklarımız dersler alıyorlar. Ve aldıkları eğitimle, eğer imtihanları başarıyla bitirirlerse sınıf geçiyorlar, mezun oluyorlar ve o alanda bir yetkinin sahibi oluyorlar.
Elbette Allah'ın en üst seviyede sevdiği meleklere ve cinlere: ""Yeryüzünün halifesi işte budur; insandır. Ben onu sizin üzerinize seçtim."" dediği insanın alâlade bir varlık olması elbette beklenemez.
İşte o liyakatin sahibi olması için mutlaka imtihandan geçmesi gerekir. Bir gün şunu anlayacaksınız. Aslî hedefe ulaştığınız an şeytan da sizin hizmetinizde, sizin için var. Tarifi gayrimümkünsüz bir dizayn içerisinde Allah'ın emirlerine itaat eder, yasaklarına uyarsanız, gerçekten bir gün o şeytan dediğimiz insanların baş düşmanı sadece ve sadece size kazandırtmak durumundadır. Çünkü onun ötesinde bir gücü, bir yetkisi yok. Ama o liyakate insan kendisi ulaşacak. İşte bu Kâinat Üniversitesi, Allah'ın üniversitesinde bütün insanlar birer talebe. Bu talebeler, bu Allah'ın öğrencileri, Kâinat Üniversitesi'nde yaşayan Allah'ın öğrencileri olarak insanlar evvela hayrı ve şerri öğrenmek durumundalar.
Hayır nedir? Şer nedir? Hayır, bize derecât kazandıran her şeydir.
Şer nedir? Bize derecât kaybettiren her şeydir.
Hayır ve şerri kutsal kitaplarla birleştirirsek, kutsal kitaplardaki Allah'ın emirlerine itaat, yasaklara uymak bize hayrı; kutsal kitaplarda emirlere isyan etmek, yasakları çiğnemek bize şerri oluşturur.
Şer derecât kaybetmektir.
Hayır derecât kazanmaktır.
Mutluluk nedir? Mutluluk, âhiret saadeti itibarıyla ifade etmek gerekirse, kıyâmet gününde mizanların tartıldığı gün... Kimin kaybettiği dereceler kazandığı derecelerden fazlaysa gideceği yer cehennemdir. Mü’minûn Suresi'nin 103. âyet-i kerimesi:
23/MUMİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Kimin kazandığı dereceler kaybettiği derecelerden fazlaysa gideceği yer cennettir. Mü’minûn Suresi'nin 102. âyet-i kerimesi bize bu neticeyi veriyor.
23/MUMİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, her saniye, her an bizim için mizan çalışıyor. Ya derecât kazanıyoruz ya derecat kaybediyoruz. Üzerimizde Allahû Teâlâ kolluk kuvveti olarak her insanın üzerinde dört tane meleği vazifeli kılmış. Adına Kirâmen Kâtibîn melekleri diyor. Hayatımızın her saniyesini filme alıyorlar. Zuhruf Suresi'nin 80. âyet-i kerimesine bakacak olursanız, Allahû Teâlâ bakın ne buyuruyor:
43/ZUHRÛF-80 Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sırrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne).
Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını işitmeyeceğimizi mi zannediyorlar? Hayır, onların yanında resûllerimiz (elçilerimiz) (herşeyi) yazıyorlar.
Onların yanında elçilerimiz vardır. Evet. ""Yoksa onların sırlarını, fısıltılarını işitmeyeceğimizi mi zannediyorlar? Hayır. Onların yanında elçilerimiz vardır. Her şeyi yazıyorlar."" Öyleyse her saniye, her an hayat kitabımız devamlı melekler vasıtasıyla kayıt içerisinde yer alıyor. Ya derecât kaybediyoruz ya derecât kazanıyoruz. O zaman şeytan devamlı bize ulaştırdığı vesveselerle, telkinlerle nefsimize negatif etki etmek suretiyle bizi derecât kaybettirmeye götürüyor. Ama Rabbimiz de son indirdiği şeriat kitabı olan Kur’ân-ı Kerim'de bakın ne buyuruyor. Tam 7 tane âyet-i kerimede: ""Ey insanoğlu! Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü şeytan size apaçık bir düşmandır.""
ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN
1. BAKARA-208 Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM'e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.
2. BAKARA-168 Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
3. EN'AM-142 …Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.
4. İSRA-53 Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
5. NÛR-21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri emreder…
6. YASİN-60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.
7. ZUHRÛF-62 Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm'den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.
İşte Bakara Suresi'nin 208. âyet-i kerimesi: ""Hepiniz silme girin."" Yani Allah'a ulaşmayı dileyin. Silm'e girmek Allah'a ulaşmayı dilemek midir? Elbette Çünkü Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ""Her şeyin başı İslâm, orta direği namaz ve doruk noktası cihattır.""
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, İman 8; İbn Mâce, Fiten 12; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 231, 236, 237.
""Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi? İşin başı İslâm, direği namaz, doruğu cihaddır.""
İşte: ""Hepiniz silme girin."" ""Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.""
Bakara Suresi'nin 168. âyet-i kerimesi: ""Şeytanın adımlarına tâbî olmayın."" Hepiniz silme girin,
3 âyet ""Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. O size apaçık bir düşmandır.""
İsrâ Suresi'nin 53. âyet-i kerimesi: ""Kullarıma güzel söz söyleyin. Yoksa şeytan aralarına girer.""
""Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. O size düşmandır.""Allahû Teâlâ sizden ahd almıştı: ""Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.""
Öyleyse sevgili kardeşlerim, Hz. Ömer'in şu sözünü hemen hatırlayın, anımsayın. Hz. Ömer ne diyor?
""Şaşarım o insana ki Allah'ı biliyor ama isyan ediyor.
Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama itaat ediyor.
Şaşarım o insana ki dünyayı biliyor ama ona meylediyor.""
Hz. Ömer (R.A.)
""Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir.""
İşte sevgili kardeşlerim, her şey Kur’ân'da o kadar güzel ifade edilmiş ki; Kur’ân-ı Kerim'i Allah'ın emrettiği biçimde, Allah'ın bizler için tayin ettiği mürşidden öğrenen herkes, istisnasız ama istisnasız Allah'ın yolunu kendisine seçeceğine ben %100 eminim. Çünkü insan fıtraten mutluluğu arıyor, huzuru arıyor, saadeti arıyor. Ve huzur ve mutluluğun adresinin de Allah'ın kutsal kitapları olduğunu Allahû Teâlâ bütün âyetlerde bize ispat ediyor.
Öyleyse ne kaybedersiniz sevgili kardeşlerim? Bir kalbî dilek... Kalpten Allah'a ulaşmayı dilemeniz. Dilerseniz ne olur, dilemezseniz ne olur? Kâinat slaytımız üzerinde size ifade etmek istiyorum. Bakın...
SIRATI RABBİKEL MUSTAKÎM
Allahû Tealâ kâinatı, 3 asıl (ZAHİRİ ÂLEM, GAYB ÂLEMİ, EMR ÂLEMİ), 3 de karşıt (KARŞIT ZAHİRİ ÂLEM, KARŞIT GAYB ÂLEMİ, KARŞIT EMR ÂLEMİ) olmak üzere 6 âlemden, cinsiyetsiz bir insan şeklinde yarattı.
Cinsiyetsiz insan vücudu şeklinde olan kâinatın kalbe denk gelen kısmında dünya bulunur. Üst bedenin baş kısmına doğru olan kısmı 1.gök katından itibaren artarak vücudun baş kısmından 7.gök katına yükselir, en tepede arş bulunur. Bu Allah’ın yoludur.
Vücudun alt bedenden aşağı doğru indikçe ise 7 yer katı bulunur, bu şeytanın yoludur.
ARŞ
7. GÖK KATI...
6. GÖK KATI...
5. GÖK KATI...
4. GÖK KATI...
3. GÖK KATI...
2. GÖK KATI...
1. GÖK KATI...
ALLAH’IN YOLU - SEBİLİ REŞAD (SIRATI MUSTAKÎM, TARÎKİ MUSTAKÎM)
DÜNYA GEZEGENİ
ŞEYTANIN YOLU - SEBİLİ GAYY (SIRATI CEHİM, TARÎKİ CEHİM).
1. YER KATI...
2. YER KATI...
3. YER KATI...
4. YER KATI...
5. YER KATI...
6. YER KATI...
7. YER KATI...
7 YER KATI...
Dünya gezegeninde yaşıyoruz. Ve Dünya gezegeni atmosferik muhteva içerisinde 100 milyar galaksi... Her galakside 100 milyar yıldız... Astrofizikçilerin tespitiyle ifade ediyorum. Sayı önemli değil. 200 deyin, 50 deyin, hiç önemli değil. Ama dünya semasını Allahû Teâlâ yıldızlarla donatmış. "Biz dünya semasını yıldızlarla donattık." Ama sevgili kardeşlerim bu yıldızlarla donatılan dünya semasının ötesinde Allah göklerden bahsediyor. Ve Kur'ân-ı Kerim'de Taha Suresi'nin 4. âyet-i kerimesi buna "semâvâtil ulâ" diyor.
20/TÂHÂ-4 Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.
Arzı ve yüksek semaları yaratan tarafından indirilmiştir.
Semâvâtil ulâ; 7 tane gökten oluşur. 7 gök; birinci gök katı, ikinci gök katı, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci gök katı... 7 tane gök katından oluşuyor ve her katta bir cennet söz konusu sevgili kardeşlerim, öyleyse siz Allah’la ilişkilerde sadece müjdelere kavuşmak istiyorsanız yapmanız gereken tek bir şey var. Tek bir şey var. Tek bir şey var. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeniz.
Gerisini mi? Gerisini Allah’ın yardımıyla mutlak surette Allahû Teâlâ sizi hedeflerinize ulaştıracaktır. Çünkü Allah söz vermiştir. Ankebût Suresi’nin 5. âyet-i kerimesinde:
29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
“Kim Bana ulaşmayı dilerse Ben onu mutlaka Kendime ulaştırırım.” Şu anda bizi dinleyen siz muhterem misafirler, sevgili kardeşlerim “Ee Hocam, bu kadar kolaysa din ve bir tek dilekse, bize niye öğretilmedi? Neden Allah’ın Resûlü bunu söylemedi?” diye merak edeniniz var. Söyledi sevgili kardeşlerim.
Bakın, tam 7 tane hadîste Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz, dinin temelinin Allah’a ulaşmayı dilemek olduğunu bize açıklıyor. İşte yedi tane hadîs. Bakın:
7 GRUP HADÎSTE ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK VE CİBRİL HADÎSİ
HADÎS-İ ŞERİF - 1
SORU : Kale imane ya Rasulallah: Îmân nedir ya Resulallah?
CEVAP: Kalel imanû en tu’mine billâhi ve melâiketihi ve likâihi ve Resulihi:
Allah’a, meleklerine ve Allah’a ulaşmaya ve Resullerine inanmak.
(Sahihi Buhari 1. cild, sayfa 58, 47. Hadis)
HADÎS-İ ŞERİF – 2: “Yüce Allah kulunu dünya hayatı ile kendi likâsı arasında serbest bıraktı. Kullar Allah’ın likâsını seçti.” (Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
YÛNUS – 7, 8: Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar ayetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
HADÎS-İ ŞERİF – 3: “Kim Allah’a ulaşmaya muhabbet duyarsa, Allah da onu kendisine ulaştırmaya muhabbet duyar. Kim Allah’a ulaşmayı kerih görürse, Allah’da onu kendisine ulaştırmayı kerih görür.” (Sahihi Buhari, 12. Cild, 2043. Hadîs-i Şerif)
RA’D – 27: … De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yöneleni kimseyi Kendisine ulaştırır.”
HADÎS-İ ŞERİF – 4: “Ben Dünyayı dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Ta ki bana kavuşmayı özlesinler, bana kavuşmayı dilesinler.”
(Camiu’s Sağir. Hadis No: 3276. Ravî: Hz. Âişe r.a)
TÂHÂ – 123, 124:… Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz. Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde muhakkak ona için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyamet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.
HADÎS-İ ŞERİF – 5: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki (Ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüz kata kadar yardımda bulunsun.”
(Acluni keşfü’l hafa c.2. shf:291 (2669) ) – 14. Basamak
HADÎS-İ ŞERİF – 6: “Kul olmak, duanın kabul edilerek ruhunun yükselerek Allah’a ulaşmasıdır.” (Tirmizî, Da’vat, 112)
HADÎS-İ ŞERİF: “Allah’a şirk koşmadan O’na mülakî olana, cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak mülakî olana da cehennem vacip olur. ( Müslim İman-151)
HADÎS-İ ŞERİF - 7
“Sizden biri içiyle (Allah’a ulaşmayı dilerse), dışıyla (mürşidine tâbi olursa) Müslüman olursa,
yaptığı her bir hayır, en az 10 mislinden 700 misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.
(Buhari, İman 31; Müslim, İman 205, (129))
“Îmân likâellah'tır.” buyuruyor. Cibril hadîsinde...
İkinci hadîs: “Allah insanı dünya hayatı ile Allah’ın likâsı arasında serbest bıraktı.”
Ne diyordu Hz. Ömer?
“Şaşarım o insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.
Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama ona itaat ediyor.
Şaşarım o insana ki dünyayı biliyor, ona meylediyor.”
Öyleyse Allahû Teâlâ dostlarıyla bütün insanları Kendisine davet ediyor. Hedef Allah’ın Zât’ı ve bir dilek... İşte bu dileğin sahibi olan insan Allah’ın dostu oluyor. Bu dileğin sahibi olmayanlar ise otomatikman şeytana itaat ediyor. Çünkü A‘râf Suresi’nin 16 ve 17. âyet-i kerimeleri bunu söylüyor. A‘râf Suresi’nin 16 ve 17. âyet-i kerimelerinde...
7/ARÂF-16 Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/ARÂF-17 Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
“Senin sırat-ı müstakimine oturacağım.” diyor. Kim diyor? İblîs diyor. “Senin sırat-ı müstakimini oluşturan yola oturacağım.” diyor.
Şu kâinat dizaynı içinde sırat-ı müstakim ne? Hemen kâinat slaytımıza bakacak olursak bu âyetlerin ışığında, dünya gezegeninden, kalbinizden başlayan ve Allah'ın Zât'ında biten yol işte o sırat-ı müstakimdir. Evet. Her insanın kalbinden başlayan ve Allah'ın Zât'ında biten bir yol var. Allahû Teâlâ adınasırat-ı müstakim diyor. Dört bölümden oluşuyor.
Birinci bölümü Sebili Reşâd...
İkinci bölümü Tarîk-i Müstakîm...
Üçüncü bölümü Sırât-ı Müstakîm...
Dördüncü bölümü Sırât-ı Rabbike'l-Müstakîm...
İşte bu 4 merhaleyi aşmak suretiyle insan ruhu yoklukta Allah'ın Zât'ına ulaşır.
E ne demiştik? Demiştik ki insan bir fizik bedenden ibaret. Demiştik ki birde Allah insanı bir nefsle dizayn etmiş. Ve bir de Secde Suresi'nin 9. âyet-i kerimesine göre Allah, Zât'ından insana ruh üfürmüş İşte Secde 9:
32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
"Biz insana ruhumuzdan üfürdük." İşte bay ve bayan, Âdem (A.S)'ın zürriyeti olan bütün insanlara doğar doğmaz Allahû Teâlâ Zât'ından ruh üfürüyor. Bu ruh bizde bir emanettir. Ve emaneti Allahû Teâlâ geri istiyor. Bir kere daha kâinat slaytımıza dönecek olursak...
İşte her insan Dünya gezegeninde yaşarken 15 yaşından itibaren sorumluluğu başlıyor. Ve Allahû Teâlâ'nın davetine icabet etmesi veya etmemesi. E nasıl olacak? Çok basit. Çok kolay. Bakara Suresi'nin 186. âyet-i kerimesinde Allahû Teâlâ diyor ki:
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
“Kullarım sana Benden sordularsa"" bizle Allah arasındaki ilişki dua üzerine kuruludur. Dua, evet insanın hayatı duadır. Dua üzerine kurulmuştur. Ve bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ diyor ki: ""Kullarım sana Benden sorduğu zaman, Ben onlara yakınım. Dua edenin davetine icabet ederim.”
Muhterem misafirler, sevgili kardeşlerim, insanoğlu Rabbinden ya dünyalık ister veya mânevî taleplerde bulunur. Allah'tan dünyalık isteyen bütün insanlara Allahû Teâlâ herkese veriyor. Ama onların âhirette nasibi yok. İşte Kur’ân'ın bütünü içerisinde 7 tane âyet-i kerime, insanın dünya ile ilişkisine baktığımız zaman dünyaya tamah eden insanların âyetlerde Allah cevabını veriyor:
1. BAKARA 200 … artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: ‘Rabbimiz bize dünyada ver.’ derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.
2. YÛNUS 7 … Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
YÛNUS 8: İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.
3. HÛD 15 Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse onların amellerinin karşılığını orada, onlara öderiz. ...
HÛD 16 İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. …
4. KASAS 78 … ‘Allah’ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu’ bilmiyor mu?
KASAS 79 Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun’a verilenler kadar bizim de olsaydı.’
KASAS 80 Ve ilim verilenler: ‘Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır…
5. ŞÛRÂ 20 Kim ahiret hasadını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) artırırız. Ve onun ahirette nasibi yoktur.
6. NÂZİÂT 38 Ve dünya hayatını tercih etmiş ise.
NÂZİÂT 39 O takdirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.
7. FÂTIR 5 Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
Hadîs-i Şerif “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.”
Kaynak: İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte.
“Tamam, dünyayı istiyorsanız size veririz. Ama sizin âhirette nasibiniz yok.” E ne olacak? “Ben dünyayla geçinirim.” derseniz. Üç günlük dünya hayatı için gayret üzerine gayret. Ama sonsuz ebedî hayat için gayret etmezseniz sonsuz ebedî hayatı cehennemde geçirirsiniz. Ve bu dünyada da dünyayla mutlu olamazsınız.
Mutlu olmak istiyorsanız olmazsa olmaz şart: mutlak surette kalben Allah'a ulaşmayı dileyeceksiniz. Dilediğiniz an. Tekrar kâinat slaytımıza dönecek olursak ne göreceğiz?
Dilediğiniz an sırat-ı müstakim sizin için başlıyor. Sırat-ı müstakime adım atıyorsunuz. Ve sırat-ı müstakimin birinci bölümü olan yatay bölümü, Sebili Reşâd üzerinde oluyorsunuz. Bütün Allah'ın peygamberleri insanlara bu daveti ulaştırmışlardır: “Gelin, sizi Sebili Reşâd'a ulaştıralım.” İşte Hz. İbrâhim (A.S) babasına diyor ki:
19/MERYEM-43 Yâ ebeti innî kad câenî minel ilmi mâ lem ye’tike fettebi’nî ehdike sırâtan seviyyâ(seviyyen).
Ey babacığım, muhakkak ki bana, sana gelmeyen bir ilim gelmiştir! Öyleyse bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye (düzgün, seviyeli, Allah’a ulaştıran yola) hidayet edeyim (ulaştırayım).
“Babacığım, sana verilmeyen ilim bana verildi. Bana tâbî ol ki seni Sebili Reşâd'a ulaştırayım.” (Meryem 43)
Bütün Allah'ın dostları, Allah'ın velî resûlleri: “Gelin bize tâbî olun. Sizi Sebili Reşâd'a ulaştıralım.” Mü’min Suresi'nin 38. âyet-i kerimesi:
40/MUMİN-38 Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd(reşâdi).
Ve âmenû olan adam şöyle dedi: ""Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.""
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Ey sahâbe! Gelin bana tâbî olun. Sizi Sebili Reşâd'a ulaştırayım.”
Kısacası bütün Allah dostları insanları Allah'a davet ederler. Allah'a davet ederler. Tam 7 tane âyet-i kerimede Allah'a davet söz konusudur.
ALLAH’A DAVET EDENLER
1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!
BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’
2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’
3. YUNÛS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.
İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.
5. HAC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Sevgili kardeşlerim, siz Allah'ın davetini kabul ederseniz bundan sonra hayatınız müjdelerle devam eder.
Birinci kat cennet müjdesi bir dilek...
İkinci kat cennet müjdesi Cennetü'l-Firdevs...
Üçüncü kat cennet Cennetü'l-Huld...
Allah'ın bir dilek karşılığında size mutlaka garanti ettiği mutlulukları içeriyor.
Ama şeytan bırakmıyor. Şeytan insana dünya hayatını cazip gösteriyor. Ve sırat-ı müstakime oturmak suretiyle insanın sağından, solundan, önünden, arkasından girmek suretiyle insana vesvese vererek, insanın aklına tesir etmek suretiyle insanın bu dünya hayatıyla mutlu olacağını ona inandırmaya çalışıyor. Ve insanların %90'nından fazlası ne yazık ki bu dünya hayatının peşinden koşuyorlar. Ve mutluluğu bu dünya hayatında arıyorlar. Ama sahip oldukları şeyler his ve heves muhtevası içinde yer alıyor. Ve dikkat edin ulaşmayı dilemezseniz her gün derecât kaybetmeniz sebebiyle aşağıya doğru, 7 tane tabakaya doğru esfel-i sâfilîn de insanın düşmanı şeytan var.
Ve nefsin yolunu takip etmek suretiyle devamlı cehennem katlarında, bodrum katlarında hayatı yaşamaya başlarsınız. Böylesi bir hayat insanlar arasında devamlı kavgayı, kaosu ifade ediyor. Evet. Şeytan insanları birbirinden nefret etmeye, birbiriyle kavga etmeye, birbirinden tamamen uzaklaştırmaya çalışıyor. Eğer insan şeytana prim verir de Allah'a ulaşmayı dilemezse, ondan sonraki hayatı hep inişlerle geçecektir.
Birinci cehennem...
İkinci cehennem...
Üçüncü cehennem...
Dördüncü cehennem...
7 CENNET
1. Cennet Âliye — Gâşiye 10 Allah’a ulaşmayı dileyenler — Zumer 54
2. Cennet Firdevs — Kehf 107 Mürşide tâbî olanlar — Mâide 35
3. Cennet Huld — Furkân 15 Ruh teslimi yapanlar — Ra’d 21
4. Cennet Gurafan — Ankebût 58 Muhsin olanlar — Nisâ 125
5. Cennet Meva — Secde 19 Dâimî zikre ulaşanlar — Zumer 18
6. Cennet Naîm — Yûnus 9 Nefs teslimi yapanlar — Bakara 139
7. Cennet Adn — Ra'd 23 İrade teslimi yapanlar — Tevbe 100
7 CEHENNEM
1. Cehennem Büyük Günah İşleyenler — Nisâ 48 Âyetlerden gâfil olanlar — Yûnus 7
2. Cehennem Sair — Nisâ 55 Âyetleri yalanlayanlar — Yûnus 45
3. Cehennem Hutame — Humeze 4 Âyetleri satanlar, fesat çıkaranlar — Ra’d 25
4. Cehennem Tellazza — Leyl 17 Âyetleri inkâr edenler — Ahzâb 67
5. Cehennem Sekar — Kamer 48 Âyetleri gizleyenler — Bakara 159
6. Cehennem Cehim — Bakara 119 Âyetlerle alay edenler — Kehf 106
7. Cehennem Haviye — Kâria 9 Zülmanî ilimle uğraşanlar — Bakara 102
Bu, insanlar arasındaki diyalektik kavganın her gün biraz daha şiddetlenmesini ifade ediyor. Nedir bu diyalektik kavga? Diyalektik kavga, iç dünyamızda nefs ile ruhun arasındaki kavgayı, mücadeleyi ifade ediyor. Nefsimizde 19 tane afet var. Buna karşılık Allah'ın bizdeki temsilcisi olan ruhta 19 tane de haslet var: Sevgi, îmân, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekînet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketûmiyet, hakikat, fazilet, vefa, ihlâs ve tevhid.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
İşte bu diyalektik kavgayı bitirmek, Allah'ın Kur’ân'da bize verdiği en üst seviyedeki hedeftir. Cihad-ı Ekber, Nefsimize karşı cihad. Yani dışımızdaki insanlarla kavga değil; içimizdeki şeytanın iş birlikçisi olan nefsimizle cihat ederek nefsimizi de ikinci bir ruh hâline getirmek suretiyle bu dünyayı kendimize cennet kılmak. Evet. Bu dünyada cennet yaşanır mı? %100 evet.
14 Asır evvel birbirinin can düşmanı bedevîler, bu Kur’ân'la ve Resûlullah'ın öğretisiyle Asr-ı Saadet'e ulaştılar. Öyleyse Allah'ın insana vaaz ettiği hedef gayet açık ortadadır."