Muhterem Hocam, Allah'a karşı olan vazifelerin yerine getirilmemesi yozlaşmanın bir işareti midir?

Soru

Muhterem Hocam, Allah'a karşı olan vazifelerin yerine getirilmemesi yozlaşmanın bir işareti midir?

Cevap

Evet yozlaşma güzelliklerin adım adım kaybolması, insanoğlunun şeytanın ve nefsinin adım adım emrine girmesi halidir. Allahû Tealâ 7 âyet-i kerimede: "Şerr nefsinizdendir." buyuruyor. Hayır Allah'tan, şerr nefsimizden. Bu nefsimizden olan şerrin mevcut olduğu âyetlerden muhtevaya baktığımız zaman burada nefsiimizden olmayan hayır Allah'tandır. İşte hayır Allah'tan, şerr nefsimizden.

HAYR ALLAH’TAN ŞERR NEFSİMİZDENDİR

1. NİSÂ-78: … Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: ‘Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.”…

NİSÂ-79: Sana iyilikten ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten ne isabet ederse, o takdirde o, kendi nefsindendir…

2. A’RÂF-23: İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

3. ENFÂL-51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici değildir.

YÛNUS-44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.

4. HÛD-101: Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lâkin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’tan başka dua ettikleri ilâhlar, onlara bir fayda sağlamadı…

5. YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir, Rahîm’dir.

6. ENBİYÂ-87: … Sonra karanlıklar içinde (şöyle) nida etti: “Senden başka ilâh yoktur. Sen Sübhan’sın. Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”

7. KASAS-16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni mağfiret et.” dedi. Böylece onu mağfiret etti. Muhakkak ki O; Gafur’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).

HADÎS-İ ŞERİF: Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka kimseyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin).(Kütübü Sitte 5363)

HADÎS-İ ŞERİF: Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.(Müslim Birr 55.)

Yûsuf 53: "Ben nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder."

Öyleyse Nefs-i Emmare, 19 afetin şerr talebinde bulunduğu, aklı kabul ettirdiği bir dizaynı oluştur. Nefsi Emmare ve şerr talebi nefsten kaynaklanıyor. Hayır talebi de ruhtan kaynaklanıyor. 19 tane hasletin sahibi olan ruhumuz hayrı talep eder, 19 tane afetin sahip olan nefsimiz şerri emreder. Şerr nefstendir, şerr nefsin talebidir. Hayır Allah'tandır, ruhun talebidir.

Allah'ın emrettiği şeylerin yok edilmesi ve O'nun emretmediği şeylerin devreye alınması yozlaşmanın kesin işaretlerini muhtevasına taşır. Allah'ın emretmediği şeylerin devreye alınması, emrettikleri şeylerin de devreden çıkması...

İşte Nebî Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Benden önceki her ümmete gönderdiği peygamberlerin kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan, emrine uyan havarileri ve ashabı vardı. Onlardan sonra yapmadıklarını söyleyen, emretmediklerini yapan kimseler..."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, İman, 20.

“Allahû Tealâ'nın Benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberlerin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan havarileri ve ashabı vardır. Onlardan sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler geldi. Böyle kimselerle eliyle cihad eden mü'mindir. Diliyle cihad eden de mü'mindir. Kalbiyle cihad eden de mü'mindir. Bunun ötesinde ise artık hardal tanesi kadar bile iman yoktur.”

Allahû Tealâ neyi emretmiştir? Namaz kılmayı, oruç tutmayı, zekât vermeyi, hacca gitmeyi; bütün bunları emretmiştir. İşte bunlarla cihad etmek asıldır, onlarda yozlaşmanın önüne geçmek için. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma4