Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmak deyince tevekkül etmeyi anlıyorum. Allah'a ulaşanlar Allah'a tevekkül edenler midir?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmak deyince tevekkül etmeyi anlıyorum. Allah'a ulaşanlar Allah'a tevekkül edenler midir?
Cevap
Âli İmrân suresinin 160. âyeti kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-160 İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe men zellezî yansurukum min ba’dihi, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn(mu’minûne). Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).
Öyleyse Allah'a tevekkül edenlere galip gelecek yoktur. Dolayısıyla eğer olay buysa Allah'a ulaşmayı dileyen kişi Allah'a tevekkül etmiştir. Evvela Allah'tan hoşlanmak, sonra Allah'ı sevmek, âşık olmak, hayran olmak. Allahû Tealâ Allah'a îmân etmemizi ve O'na güvenmemizi istiyor. İnanmak güven duymanın birinci aşamasıdır. İnsanlar önce Allah'a inanır, sonra Allah'a ulaşmayı dilerler. Eğer dilerlerse O'na güvenmeleri gerektiğini kendileri yaşayacaklardır. Allah'a güven duygusu kişinin Allah'a teslim olma süreci içerisinde de giderek gelişir. Ve Allahû Tealâ kesinlikle kendisine üst seviyede güven duymamızı istiyor. Bakara 46'da:
2/BAKARA-46 Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne). Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
Yani ruhun iki şekilde Allah'a ulaşacağından emin olanlardır. 1. Ölümle, 2. Hayattayken. Marifet hayattayken ruhu Allah'a ulaştırmaktır. Bu da nefs tezkiyesiyle gerçekleşir.