Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dilemek, hiç günah işlememeye tövbe etmek gibi midir?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dilemek, hiç günah işlememeye tövbe etmek gibi midir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, sizin bu Allah'a ulaşma dileğini anlayabilmeniz için evvela kendinizin Kur'ân'la röntgeninize bakmanız lâzım.
Âdem (A.S)'ın zürriyeti, bay ve bayan herkes Allah tarafından yaratılmıştır. Ve yaratan Allah diyor ki, “Ey Âdemoğlu, Hicr 26'da seni bir fizik bedenle yarattım.”
HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Fizik bedenimiz doktorların ihtisas alanı. Akıl, beyin vasıtasıyla bu bedene kumanda ediyor. Ama bu bedenin içinde iki misafir daha var. Birisi nefsimiz. Nefsimiz Berzah Âlemine ait. Ve nefsimizin manevî kalbinde 19 tane hastalık var.
Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürailik, fitne, fesat olmak üzere 19 tane hastalık.
Tâhâ suresinin 123. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ diyor ki, “Siz ve şeytan birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin.” Öyleyse dünya hayatına, fizik beden ve nefs ile gelen herkes şeytanın telkinleri altına giriyor.
Şeytan kim? Şeytan bir cin. Allah'ın huzurunda bulunmuş. Allah'ın secde emrine isyan etmiş. Allah'ın huzurunda kovulmuş.
Cin olduğunu nereden biliyoruz? Yine Kur'ân tabiî ki. Kur'ân Allah'ın ilmi ve üç âyet-i kerimede şeytanın bir cin olduğu ifade ediliyor.
İBLİS (ŞEYTAN) BİR MELEK DEĞİLDİR, CİNDİR.
1. HİCR-27 Ve cânn; onu, daha önce semûm’un ateşinden yarattık.
2. A'RÂF-12 (Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.
3. KEHF-50 Ve meleklere, “Âdem’e secde edin.” demiştik. İblis hariç, hemen secde ettiler. O cinlerdendi. Böylece Rabbinin emrini (yapmayarak) fıska düştü. Hâlâ onu ve onun zürriyetini (neslini), onlar sizin düşmanınız (olduğu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir bedel (cehennem).
Öyleyse cinlerden olan İblis nefsimizin afetlerine %100 tesir ediyor. Öyle olunca başlangıç noktasında insanlar mutsuzluk üçgeni içerisinde hayatı yaşıyorlar. Ama mutsuzluk üçgeni içinde hayatı yaşayan insanları Allah başıboş bırakmıyor.
MUTSUZLUK ÜÇGENİ
Kişi nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler; burası mutsuzluk üçgenidir.
ŞEYTAN – NEFS – FİZİK VÜCUT
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
Tâhâ 123'te, “Benden size hidayetçi gelecek. Kim hidayetime tâbî olursa…”
TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
O zaman hidayet nedir? Hidayet iki âyet-i kerimede fizik vücut ölmeden evvel ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasıdır.
Sevgili Kardeşlerim, her insan için Allah'ın tayin ettiği bir ömür sermayesi var. Allahû Tealâ bu ömür sermayesi içinde ki 15 yaşından itibaren sorumlu olmaya başlıyoruz. 14 yaşına kadar Allahû Tealâ bizi sorumlu tutmuyor. 80 yaşında ölen bir insan, 65 yıllık bir zaman dilimi içerisinde Allah'ın o kişi için tayin ettiği; nefsinin ahsen-i takvime ulaşması.
Şeytan dediğimiz insanların baş düşmanı, nefse tesir ediyor. Öyleyse hepimiz bu dünya hayatını yaşarken şeytanla bir savaştayız. Ama bu savaşta galip gelebilmek mutlaka bir mürşidledir, bir hidayetçiyledir.
Mürşidin Kur'ân-ı Kerim'deki ismine baktığımız zaman birbirinden farklı tam 19 tane ayrı isim var.
KUR'ÂN-I KERİM'DE GEÇEN MÜRŞİD'LERİN 19 AYRI İSMİ
1. NEBÎ
BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136
2. İMAM
ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24
3. HALİFE
BAKARA-30, EN’ÂM-165, NÛR-55
4. VELÎ RESÛL
ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252
5. MÜJDELEYİCİ VE NEZİR
HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51, BAKARA-119, BAKARA-213, NİSÂ-165, KEHF-56, FURKÂN-56, İSRÂ-105,
FUSSİLET-4
6. HİDAYETÇİ
A’RÂF-186, HACC-8, MUMİN-33, TÂHÂ-123, BAKARA-38
7. EHLİ ZİKİR
NAHL-43, ENBİYÂ-7
8. MÜNADİ MEHDİ
ÂLİ İMRÂN-193, KAF-41, A’RÂF-44, RA’D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36
9. SADIK
BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119
10. SALİH
ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11
11. SULTAN
RAHMÂN-33
12. HİKMET SAHİBİ ÂLİM
BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18
13. EHLİBEYT
AHZÂP 33
14. VELİYYEN MURŞİDÂ
KEHF-17
15. VELİYYİN VE LÂ ŞEFÎİ
SECDE-4
16. VELİYYUN HAMÎM
FUSSİLET-34
17. VELİYYİN VE LÂ NASÎR
ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74
18. VELİYYİN VE LÂ VÂK
RA’D-37
19. VELİYYUL MU'MİNİN VELÎYYUL HAMÎD
ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122, ŞÛRÂ
Ya şeytanla bir hayatı yaşarız. Bu şeytanla yaşadığımız hayatın adı mutsuzluk üçgenidir. Veya mürşidle bir hayatı yaşarız. Mürşidle yaşadığımız hayatın adı mutluluk üçgeni.
MUTLULUK ÜÇGENİ
Kişi ruhuna tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kazandırıcı herşey) Allah’ın ülkesinde: Bir kenarı Allah, bir kenarı ruhumuz, bir kenarı kazandığımız dereceler; burası mutluluk üçgenidir.
FİZİK VÜCUT - RUH - MÜRŞİD
1. Sevgi
2. Îmân
3.Doğruluk
4.Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8.Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12.Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
İnsan serbest iradenin sahibi ve iradesiyle Allah'a ulaşmayı dilerse (ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması hidayettir), hidayeti dilerse o zaman Enfâl suresinin 29. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi o güne kadar işlediği bütün günahları Allahû Tealâ örtüyor.
ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkân (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazıl sahibidir.
“Yâ eyyuhellezîne âmenû! Takva sahibi olursanız, Allah'a ulaşmayı dilerseniz, Allah size 7 furkân verir ve günahlarınızı örter.”
Şimdi kardeşimiz diyor ki “Allah'a ulaşmayı dilemek, hiç günah işlememeye tövbe etmek midir?”
Allah'a ulaşmayı dilemek... Bu dileği Allah kalbinizde gördüğü an, nefsinizin manevî kalbinde gördüğü an 99 esmanın sahibi Rabbimiz Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve sizde Allah'a açılan kapıları açıyor. Şeytana olan kapıları da kapatıyor.
Eğer dilerseniz baş gözünüzdeki hicâb-ı mestûreyi alıyor. Basar hassası üzerindeki gışâvet adlı perdeyi alıyor. O kişi artık mürşidi mürşid olarak görüyor. Kim görüyor? Kalben Allah'a ulaşmayı dileyen kişi.
Kalben ulaşmayı dilemeden önce mürşide baktığı zaman onu alelade bir insan olarak görüyor. Kur'ân-ı Kerim'de de buna dair çok âyet var. İsrâ suresinin 94. âyet-i kerimesinde insanları îmândan men eden şey ne? “Bir beşer mi bizi hidayete erdirecek?”
İSRÂ-94: Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câe humul hudâ illâ en kâlû e beasallâhu beşeren resûlâ(resûlen).
Onlara hidayet geldiği zaman insanların inanmalarına, “Allah, insan resûl mü gönderdi?” demelerinden başka bir şey mânî olmadı.
Demek ki mürşid alelade bir insan olarak görüyor. Hâlbuki mürşid; evet, bizim gibi bir fizik vücudun, bir nefsin, bir ruhun, serbest iradenin, aklın sahibi ama o mürşid dediğimiz kişi 7 safha 4 teslimi yaşayarak 3 vücudunu da Allah'a teslim etmiş. Ruhunu teslim etmiş. Sonra fizik vücut teslimi yapmış. Sonra nefsini teslim etmiş. En son olarak iradesini teslim etmiş.
İslâm üç ana ögeden oluşuyor.
Vahdet: Allah tektir.
Tevhid: Allah'a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu tek cemaati oluşturmaktır.
Ve teslim. Vahdet ve tevhid dinin temelidir. Dinin çatısı da teslimdir. Yani ruhun teslimi 1, fizik vücut teslimi 2, nefsin teslimi 3 ve en son olarak iradenin teslimi.
Ama bu teslimleri yapabilmeniz için mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemeniz lâzım. Bu dileği Allah sizin kalbinizde gördüğü an Rahîm esmasıyla tecelli ederek, sizi 7 furkânın sahibi kılar ve 4 tane kalp şartının da sahibi olursunuz.
O zaman Allahû Tealâ kalbinizde mürşid sevgisini oluşturur. Mürşid sevgisi varsa, hacet namazını kılarak mürşidinizi Allah'tan sorarsınız. Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne diyor? Namaz dinin direğidir. Ama bu direğin çadırı zikirdir. Yani çatısı teslimlerdir.
Bu dileği her gün tekrarlamak değil, bu dileği kalbimize indirmek lâzım. Kalben ulaşmayı dilediğimiz an, Allah bu talebi kalbimizde gördüğü an, Rahîm esmasıyla tecelli ederek 7 furkân ve 12 tane insanla bizi mürşidimize ulaştırır ki dinin iki tane virüsü var.
Din tektir ama bu dinin iki virüsünden bir tanesi şirk, gizli şirk. İkinci virüsü de dinde fırkalara ayrılmak. Gizli şirkten kurtulmak istiyorsanız kalben ulaşmayı dileyeceksiniz. Dinde fırkalara ayrılmaktan kurtulmak istiyorsanız hacet namazıyla Allah'ın size gösterdiği mürşide tâbî olacaksınız.
Ondan sonra, zaten dinimizin adı İslâm. İslâm, Allah'a teslim olmak; sırasıyla evvela ruhu, daha sonra fizik vücudu, daha sonra nefsi, daha sonra iradeyi teslim etmek suretiyle teslim-i küllîyle Allah'a teslim olacaksınız.
Allah'ın bütün insanlardan istediği bu. Bu bize tıpkı Sahâbe gibi iki cihan saadetinin sahibi olmamızı sağlar.