Muhterem Hoca'm, Allah’a ulaşmayı dilemenin göstergesi nedir?
Soru
Muhterem Hoca'm, Allah’a ulaşmayı dilemenin göstergesi nedir?
Cevap
"Allah’a ulaşmayı dilemenin göstergesi yine Kur’ân-ı Kerim’de yer almış vaziyette. Hucurât 14’te Araplar: “Biz mü’min olduk.” Allahû Tealâ tabii konuşan insanların kalbine bakıyor. Kalbine baktığı zaman Allah’a ulaşma dileği yoksa: “Hayır, siz mü’min olmadınız. İslâm dairesine girdik deyin ama kalbinize îmân girmedi.” Öyleyse bir kere daha kalbimize îmânın girebilmesi Allah’a ulaşmayı kalben dilememize bağlı.
49/HUCURÂT-14 Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: ""Teslim olduk."" deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”
Kehf 105’te Allah’ın âyetlerini ve Allah’a mülâki olmayı inkâr edenlerin ameli boşa gidiyor:
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Aynı zamanda Zumer 65’te şirk koşanların da ameli boşa gidiyor:
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
O zaman şirk koşanlar kimlerdir? Şirk koşanlar Allah’ın âyetlerini ve Allah’a mülâki olmayı inkâr edenlerdir. Sebe Suresinin 20. âyet-i kerimesi de bunu ifade ediyor:
34/SEBE-20 Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
Allah’ın bütün evliyaları nasıl Allah’a ulaşmışlarsa biz de Allah’ı canı gönülden dilersek Allahû Tealâ bunun garantisini veriyor. Allahû Tealâ dilimize bakmaz, kalbimize bakar. Mâide Suresinin 41. âyet-i kerimesinde:
5/MÂİDE-41 Yâ eyyuhâr resûlu lâ yahzunkellezîne yusâriûne fîl kufri minellezîne kâlû âmennâ bi efvâhihim ve lem tu’min kulûbuhum, ve minellezîne hâdû semmâûne lil kezibi semmâûne li kavmin âharîne lem ye’tuke yuharrifûnel kelime min ba’di mevâdııhî, yekûlûne in utîtum hâzâ fe huzûhu ve in lem tu’tevhu fahzerû ve men yuridillâhu fitnetehu fe len temlike lehu minallâhi şey’â(şey’en) ulâikellezîne lem yuridillâhu en yutahhira kulûbehum lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhirati azâbun azîm(azîmun).
Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Ve yahudilerden dinleyenlerin bir kısmı, sana gelmeyen başka bir kavme yalan söylemek için dinleyenlerdir. Kelimeleri sonradan yerlerinden kaydırıp, değiştirirler ve: “Eğer size bu verilirse o zaman onu alın, eğer (böyle) verilmezse o taktirde kaçının.” derler. Ve Allah, kimin fitne içinde kalmasını dilerse, artık sen, onun için Allah’tan bir şeye asla mani olacak değilsin. İşte onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini temizlemeyi dilemez. Onlar için, dünyada bir rezillik vardır, ahirette de onlara “büyük azap” vardır.
Yûnus: içi kâfir, dışı Müslüman. İşte dışı Müslüman, dilleriyle “Biz îmân ettik.” diyorlar ama kalplerine baktığı zaman kalplerinde îmân yok.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkinizi hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Kalbimizde Allah’a ulaşma dileği oluştuğu anda Allah onu işitir, bilir ve görür ve yolumuza devam etmek sevgisini, aşkını bize verir. Mutlaka bizi mürşidimize ulaştırır. Namaz kılmamızı bize zevk hâline getirir. Orucu bize sevdirir, açlık susuzluğunu bizden alır ki sadece orucun zevki kalır. Zikir yaparken çok büyük bir huzuru ve mutluluğu yaşarız. Bizim için zikir zevk hâline gelir. Eskiden hoşumuza gitmeyen şeylerin hepsini Allahû Tealâ’nın vasıta emirleri bize sevdirmesiyle zevk hâline geldiğini göreceğiz.
Hadîs-i şerifte:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütübü sitte, Kenzu’l-Ummal, h. No: 576.
""Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.""
İşte hadîs-i şerifte bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki kendisiyle cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır. Ama derken kitabın hükmü devreye girer ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar. Yani kendisine tebliğ yapılır: Allah’a ulaşmayı dile. Tebliğ yapılır, o da dilemez. Dilemediği zaman hasenatına engeller konulur ve o noktadan itibaren yaptığı amellerin hepsi boşa gider.
Öyle insanlar var ki cehennemlik amel işlerler. Adam cennetlik amelleri kendisine zor geliyor, yapamayacak hâlde oluyor. Derken kendisiyle cehennem arasında bir arşın mesafe kalır. Ama yine kitabın hükmü devreye girer. Allah’a ulaşmayı diler. Ulaşmayı dilediğinden sonra Allahû Tealâ cennetlik amelleri o kişiye o kadar sevdirir ki tarifi gayri mümkünsüz ve cennetlik amel işlemeye başlar ve böylece cennete gider."