Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dileyen hacet namazında mürşidi görmeden tâbî olan kişinin durumu nedir? Bu konuda ne buyurursunuz?

Soru

Muhterem Hocam, Allah'a ulaşmayı dileyen hacet namazında mürşidi görmeden tâbî olan kişinin durumu nedir? Bu konuda ne buyurursunuz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, mürşidlerin Allah'la ilişkilerine baktığımız zaman en zirve noktada Allah'ın tasarrufunda olan mürşid devrin imamıdır. Devrin imamından sonra kavim resûlleri geliyor. Kavim resûllerinden sonra 7 safha 4 teslimi yaşayan velî mürşidler geliyor ve sırasıyla sâlihler, muhlisler, ulûl'elbab, muhsinler ve zâhidler olarak aşağıya doğru sıralanıyor.

Herkes Allah'tan aldığını, öğrendiğini öğretmekle vazifeli. Ama Allahû Tealâ'nın müktesep hak olarak irşada memur ve mezun kıldığı kişiler 7 safha 4 teslimi yaşayan velî mürşidler. Birinci sırada devrin imamı, ikinci sırada kavim resûlleri, üçüncü sırada velî mürşidler geliyor.

HER DEVİRDE HİDAYETE ERDİREN VE VESİLE OLANLAR

1. DEVRİN İMAMLARI

SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakın hasıl etmiş oldukları için.

2. KAVİM resûlLERİ

NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık).

3. VELİ MÜRŞİDLER

TEVBE-71 Ma'ruf ile emreder ve münkerden nehyederler ve namazı ikâme ederler ve zekatı verirler. Allah ve O'nun resûlüne itaat ederler.

4. MUHLİSLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

HİCR-40 Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.

5. ULÛL'ELBAB (VEKİL MÜRŞİDLER)

ALİ-İMRAN-7... onların tevilini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan rasihun ise derler ki: "O'na iman ettik, hepsi de Rabbimiz katındandır." Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl'elbab tezekkür edebilir.

6. MUHSİNLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

ALİ-İMRAN-20 Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimi (fizik VÜCUTumuzu) Allah'a teslim ettik."

7. ZAHİTLER (VEKİL MÜRŞİDLER)

CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz (kılıp bitirdiğiniz) zaman yeryüzüne yayılın ve Allah'ın fazlından isteyin ve Allah'ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha (kurtuluşa) erersiniz.

Allahû Tealâ Secde Sûresi 24. âyet-i kerîmesinde: “Onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık.”

Nahl 36’da ise: “Biz bütün ümmetlerin içerisinden Allah’a kul olsunlar, tâgûta kul olmaktan içtinap etsinler diye ardı arkası kesilmeksizin velî mürşidler beas ettik.”

Ve Tevbe 71'de: “Ma‘rufu emreden, münkerden nehy eden, namazı ikame eden, zekâtı veren ve Allah’a, O'nun resûlüne itaat eden velî mürşidler kıldık.”

İşte Allah’a ulaşmayı dileyen hacet namazında mürşidi görmeden tâbî olacağınız tek kişi o devrin imamıdır. Çünkü onun dışındaki herhangi bir mürşide tâbî olursanız, siz tâbî olduğunuz an tâbî olduğunuz mürşidin ruhu değil, devrin imamının ruhu başınızın üzerine gelip yerleşir.

Öyleyse Allah'a ulaşmayı dileyen hacet namazında mürşidini görmeden tâbî olan kişinin durumu: Eğer devrin imamına tâbî olmuşsa, zaten başka mürşid de görse, mutlaka devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerine gelip yerleşir. Bir başkasını da görse, bir başka mürşidi de görse, o mürşid de onu alıp devrin imamının ana dergâhına ulaştıracaktır. Durum bundan ibarettir.

Kişi, öncelikle, en önemli konu kalben Allah'a ulaşmayı dilemesidir. Dilden dileyip de mürşidine tâbî olanlar devrin imamına tâbî olsalar da, onlar için bir şey ifade etmez. Allahû Tealâ kalbe bakar.

"Allah sizin soyunuza, malınıza, şeklinize bakmaz; kalbinize ve o kalpteki niyete paralel işlediğiniz amele bakar." buyuruyor Peygamber Efendimiz (S.A.V), Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0