Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileyen insanlar için Allah’ın ihsanlarında fark var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dileyen insanlar için Allah’ın ihsanlarında fark var mıdır?
Cevap
Yûsuf Suresinin 53. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor:
12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmâsıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Şerr bizim nefsimizdendir, hayır Allah’tandır. 7 tane âyet-i kerime bize bunu söylüyor:
HAYR ALLAH’TAN ŞERR NEFSİMİZDENDİR
1. NİSÂ-78: … Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’ın katındandır.”…
NİSÂ-79: Sana iyilikten ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten ne isabet ederse, o takdirde o, kendi nefsindendir…
2. A’RÂF-23: İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
3. ENFÂL-51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici değildir.
YÛNUS-44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HÛD-101: Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lâkin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’tan başka dua ettikleri ilâhlar, onlara bir fayda sağlamadı…
5. YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmâsıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir, Rahîm’dir.
6. ENBİYÂ-87: … Sonra karanlıklar içinde (şöyle) nida etti: “Senden başka ilâh yoktur. Sen Sübhan’sın. Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”
7. KASAS-16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni mağfiret et.” dedi. Böylece onu mağfiret etti. Muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmâsıyla tecelli eden).
HADÎS-İ ŞERİF: Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka kimseyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin). (Kütübü Sitte 5363)
HADÎS-İ ŞERİF: Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa nefsinden başka kimseyi ayıplamasın. (Müslim Birr 55.)
Nefs başlangıçta muhtevasındaki 19 tane afet sebebiyle devamlı şerri talep eder. Ama Allah Rahîm esmâsı ile tecelli ettiği nefsler müstesna. Çünkü o noktadan itibaren nefs tezkiye olmaya başlıyor. Îmân kelimesinin etrafında biriken fazllar, kalbin nurlanmasını sağlıyor. Her îmân kelimesi etrafında biriken fazl miktarı oranında şeytana kul olmaktan kurtulduğumuzu, o oranda nefsimizin tezkiye olduğunu ve o oranda da ruhumuzun gök katlarında yükseldiğini söyleyebiliriz.
Manevî tekâmülün başlangıcı, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Bu noktaya kadar herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir. Ama bu değerlendirmede eğer Allah’a ulaşmayı dilemiyorsanız, bundan sonraki Allah’ın ihsanlarını alamazsınız, ni’meti de hiçbir şekilde almanız mümkün değildir. Biz Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’a doğru bir adım attığımızda, Allahû Tealâ da hemen harekete geçer ve ihsanları birer birer vücuda getirir. Kalbimizde Allah’a ulaşma talebi varsa, bundan sonraki ihsanları da aldık demektir; %2’lik huşû sahibi isek, ondan sonraki ni’mete de ulaştık demektir. Onun için Nûr Suresinin 21. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bizi uyarıyor:
24/NÛR-21: Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir), Alîm’dir (en iyi bilendir).
Kimdir şeytanın adımlarına tâbî olanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Tâbî olmayanlar kimlerdir? Allah’a ulaşmayı dileyenler. 7 âyet-i kerimede Allahû Tealâ bizi uyarıyor: “Şeytanın adımlarına tâbî olmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır.”
ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN
1. BAKARA-208: Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM’e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.
2. BAKARA-168: Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
3. EN’ÂM-142: …Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.
4. İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
5. NÛR-21: Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhuşu ve münkeri emreder…
6. YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.
7. ZUHRÛF-62: Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm’den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.
Başlangıç noktasında herkes şeytanın adımlarına tâbî bir durumdadır. Ve şeytan da nefsimizin manevî kalbindeki 19 afete tesir eder. Nefsimizin manevî kalbindeki her afetin talebi, şeytanın emrini oluşturuyor. Aslında biz talep ediyoruz, nefsimizin talebine uyuyoruz ama şeytan da burada o talebi daha da güçlendirerek bize emir hâline getiriyor ve yaptırtıyor. Ama ne zaman şeytanın boyunduruğundan kurtuluruz? Kalben Allah’a ulaşmayı dilediğimiz an.
İşte bu 7 âyet-i kerime bize bunu söylüyor. Her devirde şeytan insanlara kötülüğü öğretiyor, her devirde de Allahû Tealâ insanlara iyiliği öğretiyor. Hayır bize derecat kazandırıyor, sevap bize derecat kazandırıyor, hasenat da bize derecat kazandırıyor. Salihat da bize derecat kazandırıyor. Onun zıttı olan şerr derecat kaybettiriyor, günah derecat kaybettiriyor, seyyiat derecat kaybettiriyor. Ama salihatın karşılığı yok. Ancak ıslah edici amellerle amel-i salihat işleyebiliriz.