Muhterem Hocam, Allah'ı görmek konusunda "O'nu sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V.) görmüş, bize mahsus bir şey değildir." dendi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) dışında kimse Allah'ı gö

Soru

Muhterem Hocam, Allah'ı görmek konusunda "O'nu sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V.) görmüş, bize mahsus bir şey değildir." dendi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) dışında kimse Allah'ı göremez mi?

Cevap

Allah'ın Zat'ına ulaşmak, Allah'ın Zat'ını görmek Kur’ân âyetlerinde net olarak açıklanmış. Örneğin Yûnus Suresinin 25 ve 26. âyet-i kerimelerinde:

Yûnus 25: "Allah teslim yurdu olan Zat'ına davet ediyor ve daveti kabul edenleri de Sıratı Mustakîm'e ulaştıyor."

10/YÛNUS-25 Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

Sıratı Mustakîm, insan ruhunu Allah'a ulaştıran yol.

Yûnus 26: "Allah'a ulaşanlar için Ahsenül Hüsna (Allah'ın Zat'ına ulaşmak) var ve ziyadesi (Allah'ın Zat'ını) görmek var."

10/YÛNUS-26 Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilletun, ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Onlar için Ahsenül hüsna (Allah'ın Zat'ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah'ın cemalini görmek) vardır. Onların yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düşme, hakirlik) yoktur. İşte onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.

Sahâbenin hepsi Allah'ın Zat'ını görmüşler miydi? Evet. Yûsuf 108: "Benim ve bana tâbî olanların basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte o bizim yolumuzdur."

12/YÛSUF-108 Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).

De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

O halde sahâbenin hepsi Allah'ın Zat'ına şahit olmuşlar.

Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 18. âyet-i kerimesinde: "Allah şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kaim oldular (şahit oldular), O'ndan başka ilâh yoktur." buyuruyor.

3/ÂLİ İMRÂN-18 Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O'ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir.

Öyleyse görüyorsunuz ki, Peygamber Efendimiz (S.A.V) dışında kimse Allah'ı göremez olayı doğru değil. Tam tersi, 7 safha 4 teslimi yaşayan Allah'ın Zat'ını kendisine gösterdiği herkes Allah'ın Zat'ını görebilir. Allahû Tealâ Zat'ını insanlara da gösterir, cinlere de gösterir, meleklere de gösterir ama onlar Allah'ı görebilecek vasfın, liyâkatin sahibi olmak mecburiyetindeler. Örneğin Bakara Suresinin 269. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: "Allah dilediğine hikmet verir. Kime hikmet verilmişse ona çok büyük hayır vermiştir ama bunu ulûl’elbab tezekkür edebilir." buyuruyor.

2/BAKARA-269 Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).

(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.

Buradan ne anlamamız lâzım? Hikmetin sahibi olan ulûl’elbabın o liyâkatin sahibi olduğu mânâsına geliyor. Neye layıksak onun karşılığını Allah'tan alırız. Allah'ı görebilmek için bir insan ruhunu vechini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmesi gerekir. Normal statü, normal durum budur. Ama bir insan Allah'a ulaşmayı dilediği zaman bu hedefe doğru yola çıkmıştır, ilk adımını atmıştır inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma2