Muhterem Hocam, Allah’ın doğrularını bilmemek kurtuluş için bir mazeret sayılır mı?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’ın doğrularını bilmemek kurtuluş için bir mazeret sayılır mı?

Cevap

Hayır. İlim öğrenmek her kadın, erkeğin üzerine farz kılınmıştır.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 17, (224). "İlim öğrenmek her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır."

Akil ve baliğ olmadan önceki dönem, çocukluk dönemidir. Zaten onlar kurtuluştadır. Ama rüşde erince, akil ve baliğ olma noktasına erince mutlaka tebliğ kendisine ulaşıyor ve tebliğ kendisine ulaştığı zaman, tebliğe (davete) icabet edenler ve etmeyenler diye ikiye ayrılıyor. Etmeyenler bilmeyenlerdir. Bilmeyenler mutlaka bedelini cehennemle öderler.

A‘râf 172’de, halk arasında “Ne zamandan beri müslümansınız?” hepimizin bir cevabı var: “Kâlû belâ günü.”

7/ARÂF-172 Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne). Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

Kâlû belâ gününde Allahû Tealâ, Âdem (A.S)’ın zârında onun bütün zürriyetini yaratıyor, huzurunda topluyor ve onlara hitap ediyor: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Hepimiz “Kâlû belâ” diyoruz. Allahû Tealâ nefsimizden yemin alıyor; Allah’a teslim olacağına dair. Ruhumuzdan misak alıyor; teslim olacağına dair. Fizik vücudumuzdan ahd alıyor; teslim olacağına dair.

Şimdi olaya baktığımız zaman, nefsimiz 7 kademede tezkiye olmazsa ruh Allah’a ulaşmaz. Ruhun Allah’a ulaşabilmesi, fizik vücudun da şeytana kul olmaktan kurtulmasına bağlı. Evet, Muddessir 38, 39, 40:

74/MUDDESSİR-38 Kullu nefsin bimâ kesebet rehînetun. Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).

74/MUDDESSİR-39 İllâ ashâbel yemîn(yemîni). Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.

74/MUDDESSİR-40 Fî cennâtin, yetesâelûn(yetesâelûne). Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.

“Bütün nefsler, kazançlarına karşı cehennemde rehinedirler. Ama yemin sahipleri müstesna. Onlar cennettedirler.”

Fakat nefsimizin tezkiye olabilmesi:

NEFS TEZKİYESİNİN 7 KADEMESİ 1. NEFS-İ EMMARE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç... 2. NEFS-İ LEVVAME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat KIYÂME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim. 3. NEFS-İ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti. 4. NEFS-İ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat FECR–27: Ey mutmain olan nefs! 5. NEFS-İ RADİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! 6. NEFS-İ MARDİYYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! 7. NEFS-İ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat FÂTIR–18: ...Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).

Ancak nefs tezkiyesiyle ruhumuz Allah’a ulaşır. Fakat nefs tezkiyesinin de gerçekleşebilmesi; ruhun Allah’a ulaşmasıyla, fizik vücut şeytana kul olmaktan kurtulur, Allah’ın kulu olur. Nefsimizin tezkiyesiyle ruh Allah’a ulaşır. Ruhun Allah’a ulaşmasıyla fizik vücut, şeytana kul olmaktan kurtulup Allah’ın kulu olur.

Her devirde resûl var ve kıyâmet günü şefaat yok. Bütün insanlar için Allah’ın yolunda bir güzelliği yaşamak veya Allah’ın cennetinin yerine cehennemi tercih etmek var; serbest iradenin bir gereği olarak.

Bunun için Allahû Tealâ resûllerini görevli kılmıştır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, o resûl tarafından müjdelenir. Kim Allah’a ulaşmayı dilemezse, o da resûl tarafından uyarılır. Herkes kendi iradesiyle (kendi iradesini), istediği hedeflere ulaşacaktır. Allahû Tealâ’nın dizaynı bu. Allah razı olsun.

Nahl 36’da:

16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

“Allah’a kul olsunlar ve taguta kul olmaktan içtinap etsinler.” Kimdir Allah’a kul olanlar? Allah’a ulaşmayı dileyenler. Taguta kul olmaktan içtinap edenler de Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma3