Muhterem Hocam, Allah’ın görülmeyeceğini iddia etmek Kur’ân’ın bilinmemesinden mi kaynaklanıyor?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’ın görülmeyeceğini iddia etmek Kur’ân’ın bilinmemesinden mi kaynaklanıyor?

Cevap

Evet, Allahû Tealâ Âli İmrân 18’de:

3/ÂLİ İMRÂN-18 Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O'ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O'ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir.

Yani Allah Kendi Zatı'na, Allah’tan başka ilâh yoktur diye şahitlik ediyor. Melekler de Allah’tan başka ilâh olmadığına şahitlik ediyor ve ilim sahipleri de. Kimdir ilim sahipleri? İşte iradesini Allah’a teslim edenler.

İlim açısından insanların hangi durumda olduğuna Kur’ân perspektifinden bakarsak; cahiller, ilim verilenler ve ilim sahipleri. Cahiller; Kur’ân’ı bilmeyenlerdir, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.

CAHİLLER - ZANLARINA TÂBÎ OLANLAR

1. NİSÂ-157 …. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

2. ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.

3. ENÂM-148 …De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.

5. YÛNUS-66 …Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).

6. NECM-23 … Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab'lerinden hidayet geldi.

7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.

İlim verilenler; Kur’ân’ı öğrenmeye başlayanlardır.

İLİM VERİLENLER (ÖĞRENENLER)

1. NAHL-27: Sonra kıyamet günü (Allah), onları alçaltacak. Ve onlara: ""Ortaklarım nerede?"" diyecek. ""Onlar için ayrılıklara düştünüz."" Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstündedir.”

2. İSRÂ-107: De ki: “O’na inanılsın veya inanılmasın, O’ndan önce kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur’ân’ın secde âyetleri) okunduğu zaman, secde ederek çeneleri üstüne kapanırlar.”

3. HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na iman etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.

4. KASAS-80: Ve ilim verilenler: “Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna, sabredenlerden başkası mülaki olmaz.” dediler.

5. ANKEBÛT-49: Hayır O (Kur’ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.

6. RÛM-56: Ve ilim ve iman verilenler: “Andolsun ki Allah’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız.” dediler. İşte bu beas günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz.

7. MUHAMMED-16: Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbi olanlardır.

İlim sahipleri de gerçekten "bi hakkın" 7 safha 4 teslimi yaşayan, Allah’ın ilim sahibi kıldığı kişilerdir.

İLİM SAHİPLERİ (ÖĞRETENLER)

1. KUR’ÂN’IN LAFZINI ÖĞRENENLER

CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. …

2. KUR’ÂN’IN RUHUNU ÖĞRENENLER

ÂLİ İMRÂN-20: … ""Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik."" O kitap verilenlere ve ümmîlere: ""Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?"" de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir.

3. HİKMETİ ÖĞRENENLER

NİSÂ-113: Ve eğer Allah’ın fazlı ve rahmeti senin üzerine olmasaydı, onlardan bir grup mutlaka seni saptırmaya kastedecekti. Ve onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Ve Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah’ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.

4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER

BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup, açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

5. MARUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER

ÂLİ İMRÂN-104: Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

6. RESÛLLER

ÂRAF-62: Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).

7. DEVRİN İMAMLARI

ENBİYÂ-73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

SECDE-24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Allah’ın Zatı'nı gören herkes Allah’ın görüleceğine şahitlik edenlerdir. Bu kişiler dünya hayatını yaşarken Allah’ın Zatı'nı görüyorlar. Ama Allahû Tealâ bu şehadeti Kur’ân-ı Kerim’de bu kadar açık yazmasına rağmen gizleyen birtakım din adamları var. Her devirde olacağını söylüyor. Şehadeti gizleyenler aslında kendileri görmedikleri için hiç kimsenin de göremeyeceğini zannedenlerdir. Allahû Tealâ onlara da zalimler diyor. Onlar sadece inkâr ederler. Onların böyle söylemesi de Allah’ın hakikatini hiçbir zaman değiştirmez.

“Allah dünyada görülmediği gibi âhirette de görülmesi mümkün değildir.” diyenler bu söylediğimiz âyetlere iftira edenlerdir. Bakara 140’ta Allahû Tealâ: “Allah’ın katındaki şehadeti ketmedenden, gizleyenden daha zalim kim vardır?”

2/BAKARA-140 Em tekûlûne inne ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâta kânû hûden ev nasârâ kul e entum a’lemu emillâh(emillâhu), ve men azlemu mimmen keteme şehâdeten indehu minallâh(minallâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).

Yoksa siz: “Muhakkak ki İbrâhîm (a.s), İsmail (a.s), İshak (a.s), Yakup (a.s) ve torunları yahudi veya hristiyan’dılar” mı diyorsunuz. De ki: “Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından verilen, O'nun yanındaki şahitliği gizleyen kimseden daha zalim kim vardır? Allah, yaptıklarınızdan gâfil değildir.

Allah Katı'ndakilerin hepsi Allah’ın Zatı'nı görenlerdir, Allah’ın izniyle.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20266 dk okuma0