Muhterem Hocam, Allah’ın ilm-i ledün ilmini dilediği kişiye veriyor diye duydum. Allah’ın bu ilmi vermesi için kişinin hangi basamakta olduğunun bir önemi yok mu? Bu ilme sahip olm
Soru
Muhterem Hocam, Allah’ın ilm-i ledün ilmini dilediği kişiye veriyor diye duydum. Allah’ın bu ilmi vermesi için kişinin hangi basamakta olduğunun bir önemi yok mu? Bu ilme sahip olmak için ne yapmak gerekir?
Cevap
"Var tabii. Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim’de Neml Suresi'nin 40. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ Hızır (A.S)’dan bahsediyor. Neml Suresi'nin 40. âyet-i kerimesi:
27/NEML-40 Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuk(tarfuke), fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî) ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm(kerîmun).
Kitaptan ilmi olan kişi (Hızır A.S): “Ben onu, sen gözünü açıp kapamadan önce sana getiririm.” dedi. (Süleyman A.S) böylece onun yanında (önünde) durduğunu görünce: “Bu Rabbimin bir fazlıdır (lütfudur), ben şükredecek miyim yoksa küfür (nankörlük) mü edeceğim diye beni imtihan etmek için.” dedi. Ve kim şükrederse sadece kendi nefsi için şükreder. Ve kim küfrederse o taktirde muhakkak ki benim Rabbim Gani'dir, Kerim'dir.
Bu ilmi ledunle ilgili Hz. Musa (A.S)’la Hızır (A.S) arasındaki kıssayı tekrar edecek olursak ne görüyoruz? Musa (A.S): “Yarabbim benden daha iyi ilim sahibi kimse var mı?” diyor. Musa (A.S), nefs tezkiyesini yapan, Allah’ın kendisine indirdiği Tevrat'daki ilmin lafzî mânâsını öğrenen bir kişi. “Benden daha üst seviyede bir ilmin sahibi var mı?” Henüz o seviyede... Allahû Tealâ: “Evet.” diyor. “Kendisine ledun ilmini bildirdiğim bir kulumuz, o senden daha üst seviye bir ilim sahibi.”
O zaman: “Ya Rabbi, bana bu imkânı ver. Ben de ondan o ilmi öğrenmek istiyorum.” Ve olay Kehf Suresi'nin 65. âyet-i kerimesi ile başlıyor. Ne diyor?
18/KEHF-65 Fe vecedâ abden min ibâdinâ âteynâhu rahmeten min indinâ ve allemnâhu min ledunnâ ilmâ(ilmen).
Böylece katımızdan, kendisine rahmet verdiğimiz ve ledun (gizli) ilmimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.
Hızır (A.S), bütün zaman parçalarında hayatta yaşayan, sadece insanları mutlu eden ve mutluluk üzere olan bir Rabbânî, insanlardan olan kişi. Şeytan da bunun tam zıttı. Bütün zaman parçalarında olan ama negatif yönde gizli leduni ilmin sahibi birisi şeytan. Şeytan da bütün zaman parçalarında var, sadece insanlara kötülük öğretiyor. İlmi ledunun sahibi Hızır (A.S) da var, sadece insanlara iyilik öğretiyor. Ve onları mutlu etmek istikametinde. Şeytan da mutsuz kılmak istikametinde.
18/KEHF-66 Kâle lehu mûsâ hel ettebiuke alâ en tuallimeni mimmâ ullimte ruşdâ(ruşden).
Musa (A.S) ona şöyle dedi: “Rüşde ulaşmak üzere, sana öğretilen (ilmi ledun) den bana öğretmen için, sana tâbî olabilir miyim?”
Öyleyse bir kişinin insan-ı kâmil olabilmesi mutlaka aynı zamanda ledun ilmini de öğrenmesine bağlı. Ayn’el yakîn ve Hakk’ul yakîn mertebesindeki muhteva. Yani Allah’ın yerin, göğün melekûtunu insana göstermesi ve ötesini Allahû Tealâ’nın ikram etmesi, bu ilmi ledunun bir parçasıdır.
Her seviyedeki insana ilmi ledun verilir mi? Hayır. Ancak daimî zikrin sahibi ulûl’elbab, ihlâs ve salih kullardır. Ötesi de Allah’ın kavim resûlleridir. Daha ötesi, en üst düzeydeki ledun ilminin sahibi olan devrin imamıdır."