Muhterem Hocam, Allah'ın ipine sarılmakla Allah'ın üzerimizdeki ni'metini zikretmek arasında ilişki ne?

Soru

Muhterem Hocam, Allah'ın ipine sarılmakla Allah'ın üzerimizdeki ni'metini zikretmek arasında ilişki ne?

Cevap

Mürşide ulaşana kadar Allah'tan bize gelen herşey ihsandır. Nitekim biz mürşidimize 12 tane ihsanla tâbî oluyoruz. Ama devrin imamının ruhu başımızın üzerine geldiği zaman, devrin imamının ruhu bir ni'mettir. Ondan sonra Allah'tan bize ulaşan herşey de bir ni'met oluyor. Âli İmrân Suresi'nin 112. âyet-i kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-112 Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).

Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine (Sıratı Mustakîm'e) ve insanlardan bir ipe (Allah'a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah'tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah'a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

“Onların üzerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah'ın ipine ve insanlardan ipe ulaştıracak tutunanlar müstesna.”

Gerçekten de üzerine zillet damgası vurulanlar, kalbi hasta olanlarla kalbi kasiyet bağlayanlardır. Çünkü şeytanın negatif etkileri bunlar üzerinde gerçekleşiyor. Hacc Suresi'nin 53. âyet-i kerimesinde:

22/HACC-53 Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).

Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).

“Kalplerinde maraz (hastalık) olanlarla kalpleri kasiyet bağlamış olanlar...”

Kalpleri hasta olanlar, kendileri ulaşmayı dilemeyen başkasının dilemesine mâni olan insanlardır.

Kalbi kasiyet bağlayanlar ise seçilmiş olmalarına rağmen ölüme kadar Allah'a ulaşmayı dilemeyen, kalbi tagutlara meyleden, zikirsizlik sebebiyle kalbi kararan insanlar bunlar.

Her iki grubun üzerine zillet damgası vurulmuş; alçaklık damgası. Yani bunlar istikameti aşağıya doğru, cehenneme doğru yol alıyorlar. Ama kendisini bundan kurtarabilenler. Allah'tan bir ipe tutunan, Allah'a ulaşmayı dileyen ve insanlardan bir ip, Allahû Tealâ'nın kalbini selâmete ulaştırdığı, Allah'ın ilim sahibi kıldığı mürşidler...

İşte insanlardan bir ip mürşittir.

Allah'tan bir ip de Sırât-ı Mustakîm'dir.

Allah'ın ipine sarıldığımız nokta, Sırât-ı Mustakîm'e ulaştığımız nokta; aynı nokta, insanlardan bir ipe de sarıldığımız noktadır. Allah'ın ipine, yani insanlardan bir ipe, bir mürşide ulaştığımız zaman; Allah'a ulaştırmaya vesile olacak kişiyi bulduğumuz zaman başımızın üzerine derhâl devrin imamının ruhu bir ni'met olarak gelip yerleşir. Bu ruh üzerimizdeki bir ni'mettir. O ni'met var olduğu için kişi Sırât-ı Mustakîm üzerindedir. O ni'met yoksa, mürşidine tâbî olmayan, 10 âyet gereğince delâlettedir.

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terk eder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Bizi delâletten hidayete ulaştıran şey tâbîyettir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1