Muhterem Hocam, bi'dat ehlinin yazdığı bozuk kitaplar çoğalıyor. Dinimizi bozmaları mümkün müdür?
Soru
Muhterem Hocam, bi'dat ehlinin yazdığı bozuk kitaplar çoğalıyor. Dinimizi bozmaları mümkün müdür?
Cevap
Bid'at, Kur'ân'da yer almayan ama insanların din tatbikatına koyduğu zanlardır. Bid'at, Kur'ân'da yer alan ama din tatbikatından çıkartılandır. İşte bu bid'at ehlinin yazdığı bozuk kitaplar, Kur'ân-ı Kerim'de 'emaniye' olarak geçiyor. Bakara 78,79’da: Onlar ümmidirler. Kitabı bilmezler, sadece insanların zanlarını, emaniyesini bilirler; onlar zannederler. Veyl elleriyle kitap yazanlara. Yazdıkları kitapları da “bunlar Allah'ın katından” derler. Onunla sadece dünyalık satın alırlar.
2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne). Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar. 2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne). Artık elleriyle (emaniye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.
Yani bu dini kitapların sahiplerinin çoğu bundan para kazanmak için yazarlar. Çünkü Allahû Tealâ, “Bunlar Allah'ın katındandır derler" buyuruyor. Yani bu kitaplar Allah'ın katından olan kutsal kitapların yerine konuluyor. Veyl diyor yazdıklarına veyl diyor kazandıklarına. Mesela nedir yazdıkları? Yazdıkları bid'atlerden bir tanesi Bakara 80'de: “Sayılı günlerin dışında bize ateş dokunmaz.”:
2/BAKARA-80 Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne). Ve (emaniyeye tâbî olanlar): “Ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz?” O taktirde (Eğer böyle bir ahd almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?
Bugün Yahudiler de, Hristiyanlar da, Müslümanlar da çoğu neye inanıyor? “Evet, bizim şerlerimiz var, bizim hayırlarımız var. Allahû Tealâ, bize şerlerimiz karşısında cehennemde cezamızı verecek. Ondan sonra hayırlarımız karşılığında cennete gideceğiz.”
“Sayılı günlerin dışında bize ateş dokunmaz.” Allahû Tealâ da diyor ki: “Bu bir bid'attir.” De ki: “Allah'ın katından bir ahd mi aldınız?” Yani Allah'ın katında buna dair bir âyet var mı? Çünkü söz, Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'deki her sözü, Allah'ın verdiği bir ahddir, sözdür. "O takdirde eğer böyle ahd almışsanız, Allah ahdinden asla dönmez." Eğer böyle bir âyet varsa. Yok. "Yoksa, Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" Demek ki Allah'a karşı bilmediği bir şeyi söyleyenler, kendi zanlarına uyanlardır.
"Dinimizi bozmaları mümkün müdür?" Sevgili kardeşlerim, şeytan bunların başında geliyor. Ama galip gelebilir mi? Hayır. Her devirde insanların çoğunluğu ona tâbî, fakat galip gelmesi mümkün değil. Her devirde insanların çoğunu kendisine bağlıyor ama galibiyet Allah'ladır.
Mutlak surette son dönemde tek bir dinin varlığını insanlar anlayacak. Mesela şu anda bizim öğretimizde diyoruz ki; Kur'ân-ı Kerim âyetleriyle söylüyoruz: Ey Yahudiler! Siz Tevrat’taki 7 safha 4 teslimi yaşayın. Onlara öyle öğretiyoruz. Ey Hristiyanlar! Siz İncil'deki 7 safha 4 teslimi yaşayın. Ey Müslümanlar! Siz de Kur'ân'daki 7 safha 4 teslimi yaşayın.
Şimdi kutsal kitaplardaki, Kur'ân âyetleriyle 7 safha 4 teslime baktığımız zaman, bu son şeriat kitabı yani Kur'ân, Allah'ın koruması altındadır. Ama son şeriat kitabı aynı zamanda kendinden önceki şeriat kitaplarını da tasdik ediyor. Evet Kur'ân âyetleriyle ululazm peygamberlerin şeriatlerine baktığımızda gördüğünüz gibi bu beş şeriatın beşi de Kur'ân-ı Kerim’de: Kur'ân-ı Kerim âyetleriyle Nuh (A.S)'ın şeriatı 1.safha, İbrahim (A.S)'ın şeriatı 1.safha, Musa (A.S)'ın şeriatı 1.safha, İsa (A.S)'ın şeriatı 1.safha, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in (A.S)'ın şeriatı 1.safha. Ve aynı şekilde 2.safha.
KUR’ÂN ÂYETLERİ İLE YAŞANAN HANİF DİNİ 7 SAFHA - 1. Safha: Allah’a Ulaşmayı Dilemek NUH (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır. İBRAHİM (A.S) – HÛD-75: Muhakkak ki İbrahim (A.S), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir. MUSA (A.S) – EN’ÂM-154: Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (iman ederler). İSA (A.S) – ŞÛRÂ-13: … Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır. HZ. MUHAMMED (S.A.V) – ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
KUR’ÂN ÂYETLERİ İLE YAŞANAN HANİF DİNİ 7 SAFHA - 2. Safha: Mürşide tâbî Olmak NUH (A.S) – NÛH-2: (Hz. Nuh, kavmine) şöyle dedi: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin için apaçık bir nezîrim (uyarıcıyım).” NÛH-3: Allah’a kul olmanız, O’na karşı takva sahibi olmanız için. Ve bana itaat edin (tâbi olun). İBRAHİM (A.S) – ÂLİ İMRÂN-68: Muhakkak ki Hz. İbrahim’e insanların en yakın olanı elbette ona tâbi olanlar ve bu peygamber (Hz. Muhammed) ve âmenû olanlardır (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir). Ve Allah, mü’minlerin dostudur. MUSA (A.S) – MÂİDE-12: Allah, İsrailoğulları’ndan misak almıştı. Ve onlardan on iki nâzir görevlendirdik. Ve Allahu Teâla: “Eğer namazı mutlaka ikâme ederseniz, zekât verirseniz ve resûllerime îmân edip onlara yardım ederseniz… İSA (A.S) – HADÎD-27: Sonra onların izleri üzerine resûllerimizi art arda gönderdik. Ve Meryemoğlu İsa (A.S)’ı gönderdik ve O’na İncil’i verdik. Ve O’na tâbi olanların kalplerinde rahmet (şefkat) ve rahmet kıldık. HZ. MUHAMMED (S.A.V) – MUMTEHİNE-12: Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, …sana tâbi olmak için geldikleri zaman, artık onların…
Ve Allahû Tealâ bu ululazm nebîlerine verilen şeriatin hepsini Kur'ân âyetleriyle açıklıyor bize. Hepsi de Kur'ân-ı Kerim’in içinde. O sebeple Kur'ân Allah tarafından korunuyor. “Zikri biz indirdik, onu biz koruyacağız.”
15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne). Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.
Diğer kitaplarda birtakım eksilmeler, ilaveler var ama önemli değil. Teslim emirleri orada da var: Yani 7 safha 4 teslim. 4 teslimin dördü: Ruhun teslimi, Fizik vücut teslimi, Nefsin teslimi, İradenin teslimi; Tevrat'ta da, İncil'de de, Kur'ân'da da aynen olduğu gibi duruyor, değişmiş değil. Öyleyse buradan hareketle bir din birliği mutlaka gerçekleşecek, Allah'a ulaşmayı dilemeleri halinde, o zaman Allah'a ulaşmayı dileyip zikre başlarlarsa.
Hayır, dini bozmaları asla mümkün değildir.