Muhterem Hocam, Allah’ın isimlerinden bir El Hak diğeri de El Adl Allahû Tealâ’nın bu isimlerinin nasıl tecellî ettiğini bizlere açıklar mısınız? Hakkın ve adaletin yerine getirilmesinde bizim üzerimize düşen görevler nelerdir?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’ın isimlerinden bir El Hak diğeri de El Adl Allahû Tealâ’nın bu isimlerinin nasıl tecellî ettiğini bizlere açıklar mısınız? Hakkın ve adaletin yerine getirilmesinde bizim üzerimize düşen görevler nelerdir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim hak enfusîdir ama adalet afakîdir. Adalet çoğul olduğu noktada yani şöyle söyleyelim; ne diyelim birebir ilişkilerde El-hak esması geçerlidir ama ikiden fazla iki ve ikiden fazla durum söz konusu olduğunda mutlaka adalet esması devreye giriyor. Şimdi bir davranış biçimleri açısından bir slaytımız var.
ALLAH'IN ADALETİNİN TECELLÎ ETMESİ KİŞİ KÖTÜLÜK / ZULÜM (şerr) YAPARSA (-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için derecat kaybeder. (+100) Tokat yiyen kişi zulme uğradığı için derecat kazanır. KİŞİ KÖTÜLÜĞE KARŞI KÖTÜLÜK (ZULÜM) (KISAS) YAPARSA (-100 +100) Tokat atan kişi tokat yerse derecat kazanır. (+100 -100) Tokat yiyen kişi karşılık verirse derecat kaybeder. KİŞİ KÖTÜLÜĞE KARŞI SESSİZ KALIRSA (AF) CASİYE – 14: …(Allah’ın) cezalandıracağı kavmi bağışlasınlar. (-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için derecat kaybetmiş olur. (+100) Tokat yiyen kişi affettiği için derecat kazanır. KİŞİ KÖTÜLÜĞE (şerrRE) İYİLİKLE MUKABELE EDERSE FUSSULET – 34: Hasene ve seyyie, eşit değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur. (-100) Tokat atan kişi zulüm yaptığı için kaybettiği derecat ile kalır. (+100 +100) Tokat yiyen kişi affetmesi yanında, iyilikle karşılık verdiği için yine derecat kazanır.
A ile B olarak temsil edelim. A B’ye zulmediyor. Zulmeden taraf zalim, bu mazlum da bu ve mazlum hak sahibi. Allahû Tealâ’nın da El Adl esması gereğince anında birebir ilişki içerisinde hak sahibi, Allahû Tealâ hakkı hak sahibine teslim ediyor. Bu hangi derecatı kazanıyorsa, kaybediyorsa o da onu kazanıyor. Ama eğer adalet devreye girecekse, bu kişi kendisi de kısas tatbik edecekse o zaman kazandığını kaybediyor. Fakat Allahû Tealâ’nın bizden istediği ne? Bizden istediği daima af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etme.
İşte Câsiye sûresinin 14 âyet-i kerîmesinde: "Allah’ın cezalandıracak kavmi bağışlayın." Bunun amel defterine kayıp olarak geçti mi? Geçti. Bunun amel defterine kazanç olarak geçti mi? Geçti. Öyleyse kesinlikle bu kişinin ben öcümü alacağım intikam alacağım dediği zaman aslında kaybedenlerden oluyor. Zaten Allahû Tealâ adaleti gerçekleştirmiş. Ama eğer kişi bu sefer de kendisi öç almaya intikam almaya kalkarsa; bu sefer kendisi yanlış yapmış oluyor. Yani kendisi derecat kaybediyor. O halde Allah’ın bizden insanlardan istediği şey ne? Af. İşte A’râf sûresinin 199 âyet-i kerîmesinde;
7/A'RÂF-199 Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne). Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.
Cahiller kimler? Cahiller kendileri başka insanlara zulmedenlerdir. Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz: "Zulmetmeyiniz ve zulme karşılık zulümle cevap vermeyiniz. Zarar vermeyiniz ve zarara zararla karşılık vermeyiniz." Her iki halde de zulmeden zaten yanlış yapıyor. şerr işliyor şerrre karşı şerr, aynı onun gibi bir kayıp söz konusudur. Ama eğer Şûrâ sûresinin 40 âyet-i kerîmesine bakacak olursak ne görüyoruz;
42/ŞÛRÂ-40 Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne). Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.
O zaman Allahû Tealâ’nın bize derecat vermesini istiyorsak ne yapmamız lazım? Her olayda affetmemiz lazım ve her olayda karşı taraftan yana davranmamız lazım. Affedeceğiz ve yine haksızlığı daha doğrusu yanlışlığı kendi üzerimize almak suretiyle karşı taraftan yana olacağız. Öyle olursak o zaman Allahû Tealâ’nın emrini yerine getirmiş oluruz.