Allah’ın uzattığı o ipe tutunmadan Allah’a yakîn olmak mümkün müdür?

Soru

Allah’ın uzattığı o ipe tutunmadan Allah’a yakîn olmak mümkün müdür?

Cevap

Hayır. Çünkü ruhumuz vücudumuzdan ayrılmaz. Sırat-ı Mustakîm’e ulaşmaz.

Ve günde namaz kılan herkes 45 kere Allahû Tealâ’dan: “Beni Sıratı Mustakîm’e ulaştır.”

Tek başımıza Sıratı Mustakîm’e ulaşabilir miyiz? Sıratı Mustakîm emr âleminde bir fizik yol. Fizik ötesine geçmek dış bir yardımladır. Allah’ın yardımıyladır. O sebeple Sıratı Mustakîm’e ulaşmak mutlaka mürşide tâbî olmakla mümkündür.

DEVRİN İMAMI’NIN RUHU GELİR

MÜ’MİN – 15:

Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

RUH VÜCUDU TERK EDER

NEBE – 39:

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür.

Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sırat-ı Mustakîm’i) yol ittihaz eder.

(Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.

Mürşide tâbî olduğumuz zaman devrin imamının ruhu başımızın üzerine geliyor.

Ve Mü’min Sûresi’nin 15. âyet-i kerimesine göre dereceleri yükselten, arşın sahibi Allah dilediği kulların üzerine emrinden bir ruh gönderir. “Senin Allah’a ulaşma günün geldi. Vücudu terk et.” diye ona emri verir.

O zaman da Nebe Sûresi’nin 39. âyet-i kerimesi: “İşte bugün Hakk günüdür. Dileyen kişi Rabbine giden bir yol tutar.” O zaman ruh vücuttan ayrılır. Mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü, ona tâbî olunduğu gün Hakk günüdür. Dileyen, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi kendisini Rabbine ulaştıran yolu, Sıratı Mustakîm’i yol ittihaz eder. Allah’a ulaşan kişiye Allah, meab sığınak ve melce olur.

3/ÂLİ İMRÂN-112

Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).

Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah’ın ipine (Sıratı Mustakîm’e) ve insanlardan bir ipe (Allah’a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah’tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah’a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

Evet. Âli İmrân Sûresi’nin 112. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “İnsanların üzerinde zillet damgası oldu. Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutulanlar hariç. Allah’tan bir ip Sıratı Mustakîm, insanlardan bir ip de mürşid. Ama mürşide tâbî olmadan Sırat-ı Mustakîm’e ulaşmak mümkün değil.

İp, kendisine asıldığımız zaman onun tırmandırılmasıyla bir yere ulaşacağımız vasıtanın adıdır. İşte o vasıta eğer Allah’ın ipini alıyorsa bu Sıratı Mustakîm’dir. Yani vücudumuzdan ayrılan ruhumuzu Allah’a ulaştıran yoldur.

Kim mürşidine ulaşırsa o, Allah’a ulaştıran ruh ipine sımsıkı sarılır. O kişinin Allah’ın yolundan ayrılması, Allah’tan kopması mümkün değildir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 29 Ekim 20263 dk okuma0