Muhterem Hocam, Allah’ın yardımını almak için Allah yolunda olmak önemli midir?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’ın yardımını almak için Allah yolunda olmak önemli midir?
Cevap
Evet, %100. Allah, yardımlarını Allah yolunda olanlara veriyor.
Allahû Tealâ hiçbirinizin mutsuz olmasını istemez. Herkese yardım etmeye hazırdır. Ama ilk adımı bizler atmak mecburiyetindeyiz. Biz Allah’ın yardımını dilemedikçe, Allahû Tealâ bize yardım etmez. Bu, Allah’ın kanunudur.
Öyleyse Allah’ın yardımı ve o yardıma ihtiyaç duyan biz. İhtiyaç sahibi, yardımı Allah’tan istemedikçe Allah yardımı vermez.
Allah’ın yardımını nasıl dileriz? Çok basit bir formülü var. Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Allah’a ulaşma dilediği kalbinizden Allah’a ulaştığı an, Allah yardım elini uzatır. O temel üzerinizde 7 katlı bir saray inşa eder. O sebeple dileyemeyenler arasında daima farklılık vardır. Dileyenlerle dileyemeyenler arasında daima farklılık vardır.
Zumer Suresi'nin 54. âyet-i kerimesinde:
39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
“Rabbinize (Allah'a) yönelin (Ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin). Size azap gelmeden önce O’na teslim olun." Evet. Demek ki Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz. Azap gelmeden önce Allah'a teslim olacağız. Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim edeceğiz. “Sonra yardım olunmazsınız.” Yani biz Allah’a yönelmedikçe, yönelenler Allahû Tealâ’nın gösterdiği mürşide tâbî olmadıkça teslimlerimizi yapamayız. Teslimler Allah'ın yardımıyla gerçekleşir.
Allah bizden ruhun teslimini istiyor, Allah'ın yardımıyla. Fizik vücut teslimini istiyor, Allah'ın yardımıyla. Nefsin teslimini istiyor, Allah'ın yardımıyla. İradenin teslimi istiyor, Allah'ın yardımıyla. Yardım yoksa teslimiyet yoktur.
İşte Bakara 186:
2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar. (Bana ulaşmayı dilesinler.) Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
“Kullarım sana benden sordularsa ...” yani Allah’ın Resûlü (S.A.V) Peygamber Efendimiz mürşid. 2. safhada mürşide tâbiiyet var. Allah'a ulaşmayı dileyen kişiye Allah mürşid gösteriyor. Mürşide tâbî olanların ruhunu Allahû Tealâ Kendisine teslim alıyor.
Fizik vücut teslimin yapmak isteyenlerin, bunu dilemesi söz konusu. Ama mürşide tâbî olanların Allah’ın emirlerine itaat etmeleri halinde fizik vücut teslim oluyor. Nefs teslimini biz diliyoruz. Ama Mürşide tâbî olanlar zikir emrini yerine getirmesi halinde nefsimizi teslim edebiliyoruz. İrademizi de öyle.
Yani öncelikle biz talep makamındayız. Dua ediyoruz Allah’tan diliyoruz. Ama mürşidimiz, ruhun tesliminde o güne kadar işlediğimiz günahların sevaba çevrilmesi için dua, talep ediyor. Fizik vücut tesliminde Allah'ın emirlerine itaat yasaklara uyma noktasında bize yardım ediyor. Nefsin âfetlerini temizlenme noktasında, zikirde bize yardım ediyor vs. Ama hep Allah'ın yardımıyla bu işi yapabiliyoruz.
2. sual. Allah'ın üzerimizdeki yardımlarını arttıran unsur nedir?
Sevgili kardeşlerim, başlangıç noktasında ruhun Allah'a tesliminde gayret, himmet, nusret. Yani biz Allah'a ulaşmayı diliyoruz. Allah'ın gösterdiği mürşide tâbî olduğumuz zaman mürşidin duası bizim için himmet ve bu himmetin davet ettiği Allah'ın yardımıyla hedefe ulaşabiliyoruz. Ama bu iç dünyamızdaki durum. Dış dünyamızda da Allah yolunda hizmet söz konusu. İştiyak, liyâkat ve mükâfat.
Mükâfat, Allah yolunda yaşadığımız mutluluklar. Ama o mükâfatı Allah'tan alabilmek, o mutluluğu Allah'tan alabilmek liyâkatı gerektiriyor.
Kimdir liyâkat sahibi kişiler? İştiyak sahibi kişilerdir. Allah'ın yardımını almanın sadece bir tek yolu var. O yardıma liyâkat kazanmak. Allah'a hizmet etmek konusunda, Allah'ın emirlerini yerine getirmek konusunda ne kadar gayretin sahibiyseniz ona göre Allah katında değerlenirsiniz. Lâyık olmadığınız bir şeyi Allah'tan istiyorsanız evvelâ sizi ona lâyık kılmak istikâmetine harekete geçer. Şartları ona göre dizayn eder.
Daimî zikre ulaşırken bu yardım özellikle ön safta gelir ve kişi bilmektedir ki kendi gayretinin ötesinde mürşidin himmeti vardır. Allah'ın nusretiyle hedefe ulaşmıştır.
Öyleyse gayret, himmet, Nusret; İştiyak, liyâkat, mükâfat. Buradaki mükâfat mutluluktur. Yani mutlu olmak istiyorsak bu mutlulukta hedefe ulaşmak istikametinde gayret göstermeliyiz. Mürşidin duası bizimle beraber, Allah'ın yardımıyla o liyâkate ulaşıyoruz ve o liyâkatın gerektirdiği mükâfatı Allahû Tealâ bize veriyor.
Bizim Allah'a yardım etmemiz mümkün müdür?
Allah nasıl bizim mutlu olmamızı istemiş, ilk adımı Allah'a ulaşmayı dileyerek, Allah'ın bize gösterdiği mürşide tâbî olmak suretiyle ruhumuzu Allahû Tealâ'ya teslim ettiysek, bizim dışımızda bunu gerçekleştirmeyen insanların da Allah mutlu olmasını istiyor ama onlar bilmiyorlar. Öyleyse Muhammed Suresi'nin 7. âyeti kerimesinde:
47/MUHAMMED-7: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tensurûllâhe yensurkum ve yusebbit akdâmekum.
Ey âmenû olanlar! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.
Allah'a yardım etmek, insanları Allah'a davet etmektir. Onları mutlu etmek. Bu Allah'ın yardımıdır. Allah da bize yardım ediyor. Biz, insanları Allah'ın yoluna davet etmekle Allah'a yardım etmiş oluyoruz. Allah'ın yardımcıları oluyoruz. Ama Allah da zikirde bize yardım etmekle ayağımızı sabit kadem kılıyor.
Allah'a direkt olarak yardım edemezsiniz. Allah'ın yardıma ihtiyacı yoktur. Allah yolunda yaptığınız her hizmet Allah'a dolaylı bir yardımdır. Allah'a yardım Allah'ın dinine yardımdır. Biliyorsunuz ki kâinatta tek bir din vardır. Allah'a teslim olmak. Ona yardımcı olduğunuz zaman Allahû Tealâ size mutlaka yardımcı olur. Hedefiniz nerede bulunursanız bulunun, beraber olduğunuz bir şeyleri paylaştığınız insanlara Allah'ın güzelliklerini anlatmak olmalıdır. Bunları anlattığımız zaman bu Allah'a yardımdır, ama Allah da bize yardım ediyor. Ne diyor?
“Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim.”
Hadîs-i şerifte: "Hz. Ali, bir kişinin senin vesilenle hidayet ermesi senin için üzerine güneşin doğup batığı yerlerin hepsine sahip olmaktan daha iyidir.”
İşte bir kişinin bizimle bizim vesilemizle hidayete ermesi Allah'ın yardımıyla gerçekleşmektedir. Allah razı olsun.