Muhterem Hocam, Allah’ın yoluna girmeden bu dünyada felâh içinde huzurla yaşanabilir mi? Akrabalar birbirleriyle sevgi içinde geçinebilirler mi?
Soru
Muhterem Hocam, Allah’ın yoluna girmeden bu dünyada felâh içinde huzurla yaşanabilir mi? Akrabalar birbirleriyle sevgi içinde geçinebilirler mi?
Cevap
"Sevgili kardeşim, bir yaratılışımıza beraberce bakalım. Allahû Tealâ bizi bir fizik bedenle yaratmış, Hicr 26’da. Fizik bedenimiz doktorların ihtisas alanı.
15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Bu bedenin içerisinde iki vücudumuz daha var. Bir de Şems 7'de bizi bir nefsle dizayn etmiş. Ama nefsimizin manevî kalbinde şeytanın da pençelerini geçirebildiği 19 tane hastalık var: kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik vesaire 19 tane âfet ve şeytan yüzde yüzüne tesir ediyor.
91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Gelelim Allah'ın Zat'ından üfürülen bir ruh. Doğar doğmaz Allah bize ruhundan üfürüyor. Ruhta da 19 tane haslet var. İnsanoğlu serbest iradenin sahibi; dilediğini yapma yetkisine sahip. Karar organı akıl. Akıl ya ruhun talebine uyacak: Allah'ın emrine itaat. Senin de ifade ettiğin gibi Allah'ın yoluna girmeden de kişi devamlı ruhun talebine uyarsa mutluluk içinde bir hayatı yaşayabilir. Hangi şartta? Akıl devamlı ruhun talebine uysa.
Ama bir de nefsimiz var ve nefse şeytan %100 tesir ediyor. Aklın doğru karar vermesi, aklın devamlı olarak Kur'ân-ı Kerim hükümlerine göre karar vermesi demektir. Ama akıl da başlangıç noktasında âyetlerden gafil.
Şimdi Bakara 170'te: ""Allah'ın indirdiği şeye tâbî olun yani Kur'ân-ı Kerim'e tâbî olun."" denildiğinde ""Hayır, biz atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona tâbî oluruz."" Onların ataları hiçbir şey akletmiyor; yani âyetlerden gafil ve hidayete ermemiş olsalar bile mi? Akletmeyen, Allah'a ulaşmayı dilemeyen, ruhunu Allah'a ulaştırmayan kişiler olsa dahi mi?
BAKARA-170 Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbi olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (yola) tâbi oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi?
ENBİYÂ-10 Andolsun ki; içinde, sizi zikreden (sizden bahseden) bir kitap indirdik. Hâlâ akıl etmez misiniz?
Kur’ân-ı Kerim’de Akıl ORTAK AKIL NEFS 19 AFETİ dizayn edilmiştir. 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile dizayn edilmiştir. 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. Sekinnet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit
Öyleyse görüyorsunuz ki başlangıç noktasında nefs-i emmarede ve şeytan nefsin âfetlerine tesir etmek suretiyle aklın devamlı olarak nefsin istikametinde karar vermesini sağlıyor. İrade nefsin âfetlerine karşı koyan güç. Ama akıl da bulunduğu ortamda şuur sahibi olur. Aile ortamında şuurlanan bu akıl; ailenin fertleri eğer Allah'ın âfetlerinden gafilse, emirleri yerine getirmiyor, yasakları işliyorlarsa o zaman nefsin talebine uyacaktır. Ve nefs, başka ailedeki bireylerin nefsleriyle hep çatışacaktır. Yani nefs-i emmarede kişi iç dünyasında nefsle ruh arasındaki kavga sebebiyle huzursuz, mutsuz. Ruhun nefse azâbı sebebiyle huzursuz ve mutsuz. Başkalarının zulmü sebebiyle huzursuz ve mutsuz bir hayatı yaşayacak.
Ancak mutluluk ne zaman söz konusu olabilir? Allah'ın katından hidayetçilerin bu kişiye tebliğiyle, yani nasıl şeytan devamlı nefse vahyediyor; ama ruhun Allah'tan vahiy alabilmesi daimî zikre bağlı. O zaman daimî zikirle nefs-i emmaredeki bir insan arasında onu o seviyeye ulaştıracak olan Allah'ın mürşididir. Mürşidin devreye girmesi lâzım.
Ama Allah'ın yoluna girmeden, yani mürşide tâbî olmadan felâh içinde huzurla yaşanabilir mi? Hayır. Ancak davranış biçimlerini düzenli yaparsa onun mutluluğunu yaşar. Ama orada da iç dünyasında huzura ermesi pek mümkün görünmüyor."