Muhterem Hocam, Allah'ın Zat'ı nasıl görülür?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'ın Zat'ı nasıl görülür?
Cevap
Allah'ın katında en üstün kanun liyakat ve mükafat kanunu. Başka bir deyimle Allah'ın biz insanlara mükâfatları var. Ama her mükâfatın bir bedeli var. İnsanoğlu için en üst noktadaki mükâfat nedir?" derseniz, Allah'ın Zat'ını görmektir. Dünyada seçilenler için Allah'ın Zat'ını görmekten daha üst seviyede bir mükâfat yoktur. O halde en üst seviyedeki mükâfata ulaşmak, Allah'ın Zat'ını görmek bir bedeli gerektiriyor.
Dünya hayatında Allah'ın Zat'ını görmek kapısı herkese açık mıdır? Evet. Şu anda dünya üzerinde 8 milyar insan var, 8 milyar insanın hepsine de bu dünyada Allah'ın Zat'ını görmek kapısı herkese kesinlikle açıktır. Ama mal alıcıya satılır. Herşeyin bedeli peşin ödenir. Yani siz Allah'ın Zat'ını görmeyi diliyorsanız bedeli var. "Bedeli nedir?" derseniz, bedeli nefs tezkiyesi ve tasfiyesidir. Evet, Allah'ın Zat'ını görmenin bedeli nefs tezkiyesi ve tasfiyesidir.
Allah Resûl'ü: "Nefsine arif olan Rabbine arif olur (Rabbini görür)." buyuruyor. Kimdir nefsine arif olan? Nefsini 7 kademede tezkiye eden, daha sonra tasfiye eden kişi kesinlikle nefsine arif olan kişidir. Nefsine arif olan bir insan Rabbine de arif olur mu? Evet, Rabbinin Zat'ını görür.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Acluni, Keşfül-Hâfâ II/343 (2532)
“Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu.”
“Nefsini bilen, Rabbini bilir. Nefsine arif olan, Rabbine arif olur.”
Allahû Tealâ Hucurât Suresinin 7. âyet-i kerimesinde bakın nefsi nasıl tanımlıyor: "Bilin ki Allah'ın Resûl'ü içinizdedir. Eğer emirlerde size uysaydı, belki Allah'ın lânetine bile uğrardınız, sıkıntıya düşerdiniz. Lâkin size Allah îmânı sevdirdi ve kalplerinizi bu îmânla tezyin etti ve küfrü, fıskı ve isyanı sizden beri kıldı. İşte onlar irşada ulaşanlardır." Küfrün, fıskın ve isyanın beri kılınması kişinin daimî zikre ulaşmasını ifade ediyor.
49/HUCURÂT-7 Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
Başlangıç noktasında yaratılışımıza baktığımız zaman 3 vücut ve serbest iradenin sahibiyiz. Fizik vücudumuz bu dünya âlemine ait, nefsimiz berzah âlemine ait ve Allah'ın Zat'ından üfürülen bir ruh var. Allah'ın bizdeki ruhu 19 tane hasletin sahibidir. Sevgi, îmân, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekînet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, hakikât, ketumiyet, faziletler, vefa, ihlas ve tevhid olmak üzere 19 tane haslet ruhta var.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Nefsiniz daimî zikre ulaştığı zaman da nefsiniz de ruh gibi oluyor. Nefsinize de 19 tane fazilet oluyor: Sevgi, îman, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekînet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketumiyet, hakikat, faziletler, vefa, ihlâs ve tevhid. Öyleyse eğer Allah'ın Zat'ını görmek nefs tezkiyesi ve tasfiyesi ile oluşuyorsa daimî zikre ulaşan kişi kesinlikle nefsini tezkiye ve tasfiye etmiştir. Ruh bize üfürüldüğü zaman nasıl 19 tane hasletin sahibi ise, daimî zikre ulaştığımız zaman da nefsimiz de 19 tane faziletin sahibi olur. Ama ruh ne yaptı? Bize üfürülen ruh seyr-i sülûk aşamasından geçti.
Allah'a ulaşmayı diledik, mürşidimize tâbî olduğumuz zaman ruh vücudumuzdan ayrıldı, 7 tane gök katı yükseldi, 7 tane âlem geçti ve yoklukta Allah'ın Zat'ına ulaştı. Ruh nasıl bütün bu âlemleri geçti, seyr-i sülûkü yaşadıysa, nefsimizin de kalbi 19 kademede müzeyyen olması lâzım. 19 kademede nefsimizin müzeyyen olması için ruh evvela zemin kattaki Anadergâh'ı gördü mü? Evet. Çünkü tövbe eder etmez ruhumuz bizden ayrıldı, nereye ulaştı? Anadergâh'ta yerini aldı. Sonra rahle-i tedrisi, yani zemin kattaki Anadergâh'ı gördü ruh. O işlemi geçirdi. Sonra ruhlar kafilesine katıldı, seyr-i sülûk başladı.
1. gök katı: Secde mahali
2. gök katı: Suvarma havuzları
3. gök katı: 2 katlı mescid
4. gök katı: Mescid-i Aksa
5. gök katı Mescid-i Haram
6. gök katı: İhlâs
7. gök katı Salâha geçme.
Ruh bunların hepsini geçti mi? Geçti. Ne yaptı? Görerek geçti. Nefsimizin de bunları görmesi gerekir mi? Gerekir. Yani nefsimizin 19 kademede müzeyyen olması mutlaka gök katlarını görmesine bağlıdır. Ne zaman bu zemin kattaki Anadergâh'ı görür? Ulûl’elbab kademesinde daimî zikre ulaştığı zaman. Ne zaman bu gök katlarını görmeye başlar? İhlâs kademesine geçtiği zaman. Ruh başlangıçta zaten daimî zikirdeydi, seyr-i sülûku yaşadı, nefs de daimî zikre ulaştığı zaman bu sefer nefsin, kalp gözüyle bunların hepsini ruh gibi görmesi lâzım. Zemin kattaki Anadergâhı görmesi lâzım, 7 tane gök katını görmesi lâzım, 7 âlemi geçmesi lâzım ve varlıklar âleminin son noktası olan Sidretül Münteha'daki ağacı gördüğü zaman ihlâsı bitiriyor, tamamlıyor.
"Nefsine arif olan Rabbine arif olur."
İşte ihlâsa ulaştığı zaman Allah o kişiye ne yapıyor? Tövbe-i Nasuh'a davet ediyor. Tövbe-i Nasuh ile tövbe edebilen kişinin otomatik olarak kalbi 4 kademe daha müzeyyen oluyor.
1. kademe: Günahların örtülmesi (sâlihler)
2. kademe: Salâh nurunun verilmesi (şehitler)
3. kademe: Günahların sevaba çevrilmesi (sıddıklar)
4. kademe: İradenin teslimi (mürşidler)
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ
Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar
3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar
14.basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK
Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar
Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar
22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ
25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ
27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ
28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ
28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER
28.2 ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER
28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ
28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBÎLER VE VELÎ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
İşte Hucurât Suresinin 7. âyet-i kerimesi irşada ulaşan, kalbi 18 kademede müzeyyen olan birisinden bahsediyor: "Bilin ki, Allah'ın Resûl'ü içinizde. İşlerinizde size uysaydı Allah'ın lânetine uğrardınız, sıkıntıya düşerdiniz. Allah size imanı sevdirdi ve kalplerinizi onunla tezyin etti."
49/HUCURÂT-7 Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
Kalbin tezyini, zemin katta Anadergâh'ın görülmesiyle 7 kademe, gök katlarının görülmesiyle 7 kademe (14 kademe) daha müzeyyen olması, yetmez Tövbe-i Nasuh ile tövbe edip Salâh Makamında da 5 kademe daha müzeyyen olmakla toplam 18 kademe (irade teslimi ile) müzeyyen olmasını ifade eder. İradesini Allah'a teslim eden neye arif oluyor? Nefsine arif oluyor. Nefsine arif olan mutlaka Rabbine de arif olur mu? %100. Nefsine arif olana Allahû Tealâ mutlaka Zatı'nı o kişiye gösteriyor. Öyleyse bu yol bütün insanlara açık. Allah'ın Zat'ının görülmesi herkesin hakkı. Ama bir bedeli var. Bu bedel, nefs tezkiyesi ve tasfiyesidir.
Allah'ın en üst seviyedeki kanunu liyakât ve mükâfat kanunudur. Neye lâyıksanız bedelini ödemek zorundasınız. "Ben 2. kat cennete gitmek istorum." diyorsanız bedeli mürşide tâbiiyettir. "Ben 1. kat cennetin sahibi olmak istoyurm." diyorsanız bedeli Allah'a ulaşmayı dilemektir. 3. kat cennet; ruhun teslimi. "Ben 4. kat cennete gitmek istiyorum." diyorsanız bedeli fizik vücut teslimi. "Ben 5. kat cennete gitmek istiyorum." diyorsanız bedeli daimî zikirdir. Kısacası mal alıcıya satılır, herşeyin bedeli peşin ödenir, tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Cennet olanların hepsi Allah'ın Zat'ını göreceklerdir. Ama marifet dünya hayatını yaşarken Allah'ın Zat'ını görmek. İşte dünya hayatında Allah'ın Zat'ını görenlerin başında kim geliyor? İlim sahipleri geliyor. Yani Allahû Tealâ'nın Zat'ını gösterdiği kişi ilim sahibidir.
İLİM SAHİPLERİ (ÖĞRETENLER)
1. KUR’ÂN’IN LAFZINI ÖĞRENENLER
CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. …
2. KUR’ÂN’IN RUHUNU ÖĞRENENLER
ÂLİ İMRÂN-20: … "Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik." O kitap verilenlere ve ümmîlere: "Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?" de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir.
3. HİKMETİ ÖĞRENENLER
NİSÂ-113: Ve eğer Allah’ın fazlı ve rahmeti senin üzerine olmasaydı, onlardan bir grup mutlaka seni saptırmaya kastedecekti. Ve onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Ve Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah’ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.
4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER
BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup, açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
5. MARUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER
ÂLİ İMRÂN-104: Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
6. RESÛLLER
ÂRAF-62: Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).
7. DEVRİN İMAMLARI
ENBİYÂ-73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
SECDE-24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Eğer 8 milyar insanında şu anda Kur’ân'a göre ilim açısından röntgenini çekersek, 3 grup insan karşımıza çıkıyor:
1- Cahiller
2- İlim verilenler
3- İlmin sahipleri
Cahiller kimlerdir? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, âyetlerden gâfil olanlardır. Onları devre dışı tutuyor. İlim verilenler kimlerdir? 7 âyet-i kerimede Allahû Tealâ ilim verilenlerden bahsediyor. Allah’a ulaşmayı dileyenler ilim verenlerdir. Mürşidine tâbî olanlar ilim verenlerdir. Ruhun teslim yapan ilim verilenlerdir ama aynı zamanda 3. basamaktan itibaren ilim de verilenlerdir. Yani ruh teslimi yapan hem ilim verilenlerdir hem de ilmin sahibidir. Fizik vücut teslimi yapan hem ilim verilenlerdir hem de ilmin sahibidir. Nefs teslimi yapan ilim verilenlerdir aynı zamanda ilmin sahibidir. Ama iradesini Allah'a teslim eden, Allah'ın Zat'ını Allah’ın zatını görenlerin hepsi ilim verilenler olup aynı zamanda en üst seviyede ilmin sahibidirler. Çünkü son sır nedir? Allah’ın Zat'ını görmektir.