Muhterem Hocam, Allahû Tealâ birçok âyette “Biz” ifadesini kullanmaktadır. Bu ifadeyle kendisinden mi bahsediyor? Ayrıca Kamer suresi 14. âyet-i kerimeyi bizlere açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Allahû Tealâ birçok âyette “Biz” ifadesini kullanmaktadır. Bu ifadeyle kendisinden mi bahsediyor? Ayrıca Kamer suresi 14. âyet-i kerimeyi bizlere açıklar mısınız?

Cevap

Kamer suresi 14. âyet-i kerimede;

54/KAMER-14 Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).

(Gemi) gözlerimizin önünde yüzerek akıp gidiyordu, inkâr edilmiş olana (Hz. Nuh’a) bir mükâfat olarak.

Hz. Nûh’a verilen bir mükâfat olarak geminin Allah’ın gözetimi altında su üzerinde yüzmesi anlatılmaktadır. Ancak bu âyeti doğru anlamak için öncesi ve sonrasıyla birlikte değerlendirmek gerekir. Kamer 12’de:

54/KAMER-12 Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).

Ve yeryüzünü pınarlar halinde fışkırttık. Böylece sular, takdir edilmiş olan emir üzerine birleşti.

54/KAMER-13 Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).

Ve onu, perçinlenmiş levhalardan oluşan (gemi) üzerinde taşıdık.

Hz. Nuh'un inşa ettiği gemiden bahsediyor. Cebrail (A.S.)'ın önderlik ettiği iki âyet sonrasına bakalım inşaallah.

54/KAMER-15 Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).

Ve andolsun ki Biz, onu (o gemiyi) bir âyet (ibret) olarak bıraktık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?

Sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) burada açıklamada bulunuyor. İslâm nedir? İslâm, Nûh’un gemisidir."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Hâkîm, Mûstedrek, III, 151: Ahmed, Müsned, III, 157: Tabarânî, El-Kebir, No:2636-2638

“İslâm, Nûh’un Gemisi’dir. Gemiye binen kurtulur.”

Başka bir Allah dostu da diyor ki: "İslâm Nuh'un gemisidir. Gemiye binen kurtulur." O zaman biz de şu anda gemide yerini alanlar mıyız, değil miyiz? Allah'a ulaşmayı diledik ve tâbiiyetimizi gerçekleştirdik. Hûd 29'a göre geminin kaptanı Nûh (A.S.)'ın;

11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).

Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

Allah'a ulaşmayı dileyenler olarak sizler, geminin mürettebatı olarak gemide yerinizi aldınız mı, almadınız mı? Eğer gemide yerinizi almasaydınız ulaşabilir miydiniz? Bu mânâdan bize bir açıklamada bulunuyor Rabbimiz inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20262 dk okuma0