Muhterem Hocam, Allahû Tealâ Kur'ân'da neden bazen 'Ben' bazen de 'Biz' diye sesleniyor?

Soru

Muhterem Hocam, Allahû Tealâ Kur'ân'da neden bazen 'Ben' bazen de 'Biz' diye sesleniyor?

Cevap

​Sevgili kardeşlerim yaratılışta diyor ki: "Siz benimle beraber miydiniz ki ben sizi kâinatın yaratılmasında yardımcı kıldım?" Yok, biz yoktuk, O vardı. Ama öbür taraftan da bize hitap ederken Cebrâil (A.S) var, bize hitap ederken Kur'ân âyetleri, kelâmı var vesaire. Diyor ki: "Bu zikri biz indirdik onu biz koruyacağız. "Gerçekten zikrin sahibi kim? Allah. Ama Cebrâil (A.S)’a veriyor. Ama ondan sonra kitap hâline getiriyor ve oradan bize veriliyor. Dolayısıyla burada diğer unsurlar da devreye girdiği için öyle "Biz" diye. Ama sonuçta bütün kudret ve kuvvetin tek sahibi kim? Allahû Tealâ. Zumer 45-46. âyet-i kerimesinde,

39/ZUMER-45  Ve izâ zukirallâhu vahdehuşmeezzet kulûbullezîne lâ yu’minûne bil âhıreh(âhıreti), ve izâ zukirellezîne min dûnihi izâ hum yestebşirûn(yestebşirûne).

Ve Allah’ın vahdaniyeti (Tek’liği) zikredildiği zaman, ahirete (Allah’a ulaşmaya) îmân etmeyenlerin kalpleri nefretle ürperir. O’ndan (Allah’tan) başkası zikredildiği zaman onlar sevinirler.

39/ZUMER-46  Kulillâhumme fâtıras semâvâti vel ardı âlimel gaybi veş şehâdeti ente tahkumu beyne ıbâdike fî mâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).

De ki: "Allah’ım! Gökleri ve yeri yaratan, gaybı (görünmeyeni) ve görüneni bilen Sensin. Kullarının arasında, ihtilâf etmiş oldukları şeyler hakkında hüküm verecek olan Sensin."

"Şefaatin sadece Allah'a ait olduğunu öğrenecekler. Allah'ın vahdaniyeti, tekliği zikredildiği zaman ahirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir. Allah'tan başkası zikredildiği zaman onlar sevinirler. Zumer 46: "De ki: Allah'ım, gökleri ve yeri yaratan, gaybı (görünmeyeni) ve görüneni bilen sensin. Kulların arasından ihtilaf etmiş oldukları şeyler hakkında hüküm verecek olan Sensin." Yani şefaatin sadece Allah'a ait olduğunu Allahû Tealâ birçok âyet-i kerimede söylüyor. Öyleyse yardımın, kudretin, kuvvetin tek sahibi O.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 14 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma4