Muhterem Hocam, Allahû Tealâ neden tek insana ruhundan üfürmüş? Başka varlıklara ruh neden vermemiştir açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ neden tek insana ruhundan üfürmüş? Başka varlıklara ruh neden vermemiştir açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşim Allahû Tealâ'nın dizaynı öyle. Allahû Tealâ Bakara 30'da:
2/BAKARA-30 Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).
Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.
“Rabbin meleklere: Ben muhakkak ki yeryüzünde bir halife kılacağım.” Yeryüzünün hükümdarı, Allah'ı temsil eden, Allah'ın yeryüzündeki vekili.
Allahû Tealâ cinleri yaratmıştır gayb âleminin varlıkları olarak. Allahû Tealâ melekleri yaratmıştır emr âleminin varlıkları olarak. Ama meleklere ve cinlere: “Ben yeryüzünün halifesi olarak insanı yaratacağım. Ondan sonra ona ruhumdan üfürdüğüm zaman hepiniz ona secde edeceksiniz.” Nereden biliyoruz? İşte birçok Kur’ân âyetinde bu tekrarlanıyor.
Ama biz Secde 7, 8 ve 9'a baktığımız zaman Allahû Tealâ bizi evvela bir fizik bedenle halk ediyor. Sonra bir nefs ile dizayn ediyor. Sonra Secde 9'da ruhundan üfürüyor.
32/SECDE-7 Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn(tînin).
Ki O, herşeyin yaratılışını en güzel yapan ve insanı yaratmaya, ilk defa tînden (nemli topraktan) başlayandır.
32/SECDE-8 Summe ceale neslehu min sulâletin min mâin mehîn(mehînin).
Sonra onun neslini, basit bir suyun özünden (nutfeden) kıldı (yarattı).
32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
“Biz onu dizayn ettik ve ona ruhumuzdan üfürdük.” 7, 8'de fizik vücudun, nefsin, sonra da Allah'ın Zat'ından üfürülen ruhun bize verildiğini görüyoruz.
İşte melekler: “Biz seni tesbih ve takdis ediyoruz. Kan dökecek, fesat çıkaracak birisi bizden nasıl üstün olabilir?” Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum. Ve eğer iddia sahibiyseniz isimleri söyleyin."" Allahû Tealâ Hz. Âdem (A.S)'a 99 esmayı öğretiyor. Ona verdiği bir üstünlük de esmaların öğretilmesi. Aynı sual Hz. Âdem (A.S)'a sorulduğu zaman, meleklerin “Biz bilmiyoruz.” demesine karşılık Hz. Âdem (A.S) esmaları tek tek söylüyor.
Ve ondan sonra Allahû Tealâ buyuruyor ki Bakara Suresi'nin 34. âyet-i kerimesi:
2/BAKARA-34 Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).
Ve meleklere: “Âdem’e secde edin.” dediğimiz zaman İblis hariç, (onlar) hemen secde ettiler. (İblis) direndi ve kibirlendi. Ve kâfirlerden oldu.
İşte Allahû Tealâ Zatından üfürdüğü ruh sebebiyle yeryüzünün halifesi olarak insanı seçmiş. Melekleri değil, cinleri değil, insanı seçmiş. İnsan bu sebeple yeryüzünde halifesi olması hasebiyle Allah'ı temsil ediyor. Allah'ın vekili. İnsan her devirde huzur namazının imamı.
Allahû Tealâ Enbiyâ 73 ve Secde 24'te bunu söylüyor.
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Aynı zamanda Allah'ın kendilerine şeriat kitabı verdiği bütün nebîler insanlardan seçilmişlerdir. Hiçbir cin nebî, hiçbir melek nebî yoktur. Öyleyse insanla Allah arasındaki ilişkide en üst seviyedeki makam nübüvvettir, insanlardan seçilir. İmamettir insanlardan seçilir. Hilafettir insanlardan seçilir. Ama arkasından risalet geliyor. Risalet meleklerden de seçiliyor, insanlardan da, cinlerden de.
Nitekim Hacc Suresi'nin 75. âyet-i kerimesinde: Allah meleklerden, insanlardan resûller seçer.
22/HACC-75 Allâhu yastafî minel melâiketi rusulen ve minen nâsi, innallâhe semîun basîr(basîrun).
Allah, meleklerden ve insanlardan resûller seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir.
En’âm 130'da ise Allah insanlardan ve cinlerden resûller seçer.
6/ENÂM-130 Yâ ma’şerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrathumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne).
Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.
Risalet hem insanlardan hem cinlerden hem meleklerden olmasına karşılık hilafet, imamet ve nübüvvet sadece insanlardan seçiliyor. Allah'ın insana verdiği ruh sebebiyle."