Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın insanlara ulaştırdığı mutluluk davetinin muhtevası nedir?
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’nın insanlara ulaştırdığı mutluluk davetinin muhtevası nedir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimiz şöyle buyuruyor: Kur’ân-ı Kerim bütün insanlar için bir mutluluk davetçisidir. Kur’ân-ı Kerim bütün insanlar için bir mutluluk reçetesidir ve Kur’ân-ı Kerim bütün insanlar için bir mutluluk garantisidir.
Bu mutluluk davetiyesi Kur’ân-ı Kerim'in sadece hakikatlerinden oluşuyor. Biz sizi mutluluğa davet ettiğimiz zaman aslında Kur'ân'a davet etmiş oluyoruz. Mutluluğa ulaşmak istiyorsanız arkanıza beraberinde Kur’ân-ı Kerim'i almak ve Kur’ân-ı Kerim'i tatbik etmek mecburiyetindesiniz.
Dinin iki kaynağından bir tanesi Kur’ân-ı Kerim'dir. Bu dinin teorisidir. Ama pratiği, yani tatbikatı ise İslâm'dır. Kur'ân bütün insanları Allah'a davet eder, Allah'a kul olmaya davet eder.
Gerçekten Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hadîs-i Şerif'lerinde şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.
"...Size Allah'ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum: Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı. Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna. Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir. Bunun üzerine bir adam: −Ey Allah'ın Resûlü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu: −"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah'ın davasına, Allah'a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü'minler ve Allah'ın kulları diye isimlendirmiştir."
"Ben sizi dinlemeye davet ediyorum, itaat etmeye davet ediyorum. Ben sizi cihada davet ediyorum, hicrete davet ediyorum, cemaat olmaya davet ediyorum. Kim cemaatten ayrılırsa o şeytana lokma olur."
Bunun üzerine bir adam soruyor: "Ey Allah'ın Resûlü, bu kimse namaz kılsa, oruç tutsa da aynı mıdır?" diye sordu. "Kim cahiliye davasını iddia ederse mutlaka cehennemlik kimselerden olur." "Evet" diyor, namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. "Siz Allah'ın davasına, Allah'a davet ediniz. Çünkü Allah size Müslümanlar, mü'minler ve Allah'ın kulları diye isim vermiştir." Öyleyse en alt seviyede Allah'a kul olmak söz konusu. Yaradılış gayemiz de Allah'a kul olmaktır. Zâriyât suresinin 56. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyurur:
51/ZÂRİYÂT-56 Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni. Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.
Gerçekten de yaratılış gayemiz bu ve Fâtiha suresinde de "İyyâke na'budu" yani "Sadece Sana kul oluruz" buyurulmaktadır.
FÂTİHA SURESİ
1. FÂTİHA – 1 Bismillâhir rahmânir rahîm. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın ismi ile.
2. FÂTİHA – 2 El hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne). Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.
3. FÂTİHA – 3 Er rahmânir rahîm(rahîmi). Rahmân'dır, Rahîm'dir.
4. FÂTİHA – 4 Mâliki yevmid dîn(dîne). Dîn gününün mâlikidir. ŞUARÂ – 82 Ve dîn günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O'dur.
5. FÂTİHA – 5 İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn (nestaînu). (Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
6. FÂTİHA – 6 İhdinâs sırâtel mustakîm(mustakîme). (Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e hidayet et (ulaştır).
7. FÂTİHA – 7 Sırâtallezîne en'amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne) O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Ama başlangıç noktasında herkes 19 negatif özelliğin sahibidir. Bu 19 negatif özellikten bir tanesi de herkesin başlangıçta şeytanın kulu ve dostu olmasıdır.
Öyleyse şeytanın kulu ve dostu olanların şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtularak Allah'a kul olması bir dilektir. İşte şu anda ekranda görüyorsunuz.
ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ
1. Allah'ın âyetlerinden gafildir. Yûnus-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra'd-27
5. Fısktadır. Bakara-26
6. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142
7. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27
8. İsyandadır. Yûnus-11
9. Fitnededir. A'râf - 27 / Enfâl - 28
10. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En'âm 39 -122 / 8-24
11. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
12. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'âm-43
13. Sebîlel gayy'dadır. A'râf-146
14. Birbirine düşmandır. Âl-i İmrân-103
15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65
16. Gideceği yer cehennem. Mu'minûn-103 / A'râf-178
17. Takva sahibi değildir. Rûm-32
18. Mü'min değildir. Sebe-20
19. Hidayette değildir. Yûnus-45
11. Madde şeytanın kulu ve dostudur âyet-i kerimeler; Bakara 257 ve Zumer 17
İşte o şeytanın kulu ve dostu olanlar davete muhatap olduklarında kalben Allah'a ulaşmayı dilerlerse, Zumer 17'ye göre şeytana kul olmaktan kendilerini kurtarırlar ve Allah'ın kulu olurlar.
Allah'ın kulu olanlar için kesin müjde vardır. Kul olmakla mutluluk aynı safhaları içerir. Kim Allah'a Ekber kul olursa Azîm kul olursa o kul hem dünya saadetinin hem de cennet saadetinin de sahibi olur. Allah'ın Kur'ân'dan muradı tahakkuk eder.
Bir Hadîs-i Şerif'te şöyle buyurulmaktadır:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Bihar-ül Envar, c.92, s.29
"Saadetli insanlar gibi yaşamak isteyen, şehitler gibi ölmeyi arzulayan ve kıyamet gününde kurtulmayı dileyen, mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan, dalâletten kurtulup hidayet üzere hidayet bulmayı istiyorsanız, Kur’ân-ı Kerim'i ders alın. Kur’ân-ı Kerim'i her yönüyle öğrenmeye çalışın. Şüphesiz Kur’ân-ı Kerim, Rahmân'ın kelâmıdır ve şeytana karşı insanı koruyan bir kalkan ve amel terazisini ağırlaştırandır."
1. Mutlu olmak isteyen,
2. Şehit olmak isteyen,
3. Kıyâmet gününde kurtulmayı dileyen,
4. Mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan,
5. Dalâletten kurtulmayı isteyen,
6. Hidayete kavuşmayı isteyen,
Kur’ân-ı Kerim'i ders alsın. Kur’ân-ı Kerim'i her yönüyle öğrenmeye çalışsın.
Çünkü Kur’ân-ı Kerim,
1. Rahmân'ın kelâmıdır.
2. Şeytana karşı insanı koruyan bir kalkandır.
3. Amel terazisini ağırlaştırandır.
"Saadetli insanlar gibi yaşamak isteyen, şehitler gibi ölmeyi arzulayan, kıyamet gününde kurtulmayı dileyen, mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmayı arzulayan ve dalâletten kurtulup hidayette bulunmak isteyen Kur’ân-ı Kerim'i ders alsın."
Demek ki saadetli ve mutlu insanlar gibi yaşamak isteyen, şehitler gibi ölmeyi arzulayan, kıyamet gününde kurtulmayı dileyen, mahşer gününde arşın gölgesi altında bulunmak arzulayan ve dalâletten kurtulup hidayete bulunmayı isteyen Kur’ân-ı Kerim'i ders alsın.
Başlangıç noktasında herkes dalâlette. Dalâletten kurtulup hidayete adım atmak hidayeti dilemekledir. Allahû Tealâ hepimize bunu farz kılmıştır. Başlangıçta herkes dalâlette. İşte âyetlere baktığımız zaman bunu açıkça görüyoruz.
BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE
1. Bakara-198: ... Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O'nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.
2. Âli İmrân-164: ... (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
3. En'âm-77: Ay'ı doğarken görünce: "Benim Rabbim bu." dedi. Fakat kaybolunca: "Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum." dedi.
4. Şuarâ-20: Musa (A.S): "Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım." dedi.
5. Şûrâ-52: ... sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. ...
6. Cuma-2: ... O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7. Duha-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
Ama dalâlette olan insanlar mutlaka tebliğe muhatap olurlar. Tebliğe muhatap oldukları zaman daveti kabul ederlerse o zaman dalâletten kurtulup hidayete ererler. Allahû Tealâ da bunu söylüyor. Allah razı olsun.