Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’ya göre fayda ve zarar kavramlarının muhtevası nedir?
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ’ya göre fayda ve zarar kavramlarının muhtevası nedir?
Cevap
Allahû Tealâ’nın ve bir başkasının bir insan üzerinde vücuda getirdiği kader unsuru sadece iki şekilde tecelli edebilir:
Biri bize bir zarar verir. Bu bizim için bir hayırdır. Derecat kazandığımız için bize bir fayda sağlar.
Hayrı ve şerri, faydayı ve zararı anlatabilmek için size hep bir soba misali veriyoruz. Diyorum ki birisinin bir sobaya ihtiyacı var ve biz ona bir soba hediye ediyoruz. Bir hayır yaptığımız için derecat kazanıyoruz. Ama o hediye ettiğimiz kişi ne bir derecat kazanıyor, ne bir derecat kaybediyor. Sadece bir faydaya ulaşıyor. Çünkü ısınma ihtiyacı var ve o ihtiyacın giderilmesi söz konusu.
Sonra bir hırsız geliyor bu sobayı çalıyor. Kişinin düşünce standartlarına bakıyoruz. Kötü bir olay. Çünkü fayda kayboldu. Sobasının çalınması suretiyle ona bir zarar verildi. İşte onun zarar adını verdiği olay Allah’ın yerinde sadece hayırdır. Çünkü derecat kazanacaktır. Bakara sûresinin 216. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
2/BAKARA-216 Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerrdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Savaşta kişi eğer Allah yolundaysa, Allah’a ulaşmayı dilemişse o zaman şehit olur. Şehitlik mertebesi Allah katında en üst seviyedeki bir mertebe, salâha kişiyi ulaştırıyor. Ama kişi hoşlanmıyor. Gazi olabilir. O hâlde insanlar için hoşuna giden, hoşa gitmeyen öyle şeyler olur ki, onlar şerr zanneder. Ama belki hayırdır, hoşlarına giden birçok olaylar olur ki onu hayır zanneder. Belki de şerrdir. Bütün bunların hepsini Allah biliyor. Bizler bilmiyoruz.
Allah olayları hayır ve şerr ölçüsüyle değerlendirir. İnsanlar da olayları fayda ve zarar mütalaası içinde değerlendirirler. Aslında farklı bir değerlendirme. Şerr, bize derecat kaybettiriyor. Hayır, bize derecat kazandırıyor. Yani Allahû Tealâ’nın değerlendirme sistemi, olaylarda biz derecat mı kaybediyoruz? Biz derecat mı kazanıyoruz?
Olay bizi sevindirse de bizi üzse de biz derecat kazanıyorsak; o bir hayırdır. İşte evimizin önündeki arabayı bir hırsız çaldı. Biz üzülüyoruz ama derecat kazanıyoruz. Ama aynı zamanda biz başkasına bir araba hediye ettik. Yine derecat kazanıyoruz. İkisi de bize derecat kazandırıyor. Hayır ve mutluluk verici bir olay.
Öte yandan başkasının evin önündeki arabayı çalıyoruz. Derecat kaybediyoruz. Aynı zamanda bizi sevindiren birisi de ne diyelim? Bize faiz parasını veriyor. Yani haram olan bir şeyi alıyoruz. Hoşumuza gitse dahi biz derecat kaybediyoruz. Örneğin; milli piyango hoşumuza gidiyor. Başkasının arabasını çaldığımız zaman da hoşumuza gidiyor. Derecat kaybediyoruz. Şerr. Milli piyangodan para kazandığımız zaman da derecat kaybediyoruz. Şerr. Yani; derecat kaybettiren herşey şerr, derecat kazandıran herşey hayır. Olayları böyle değerlendirmek lâzım.