Muhterem Hocam, Allahû Tealâ'yı ilâh mevkiinden indirip nefsi ilâh edinmek ne demektir? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ'yı ilâh mevkiinden indirip nefsi ilâh edinmek ne demektir? Açıklar mısınız?
Cevap
Gizli şirkte olanların hepsi nefslerini ilâh edinenlerdir. İşte kim Allah'a ulaşmayı dilemezse o hevâsına tâbî oluyor. Ve Kasas 50: ”Fe in lem yestecîbû leke: Eğer senin davetine icabet etmezlerse onlar hevâsına, şeytanın adımlarına tâbî olanlardır. O zaman bil ki onlar hevâsına tâbî olmuşlardır.” buyruluyor Kasas 50'de. Evet, gördüğünüz gibi Câsiye 23 de bunlardan bir tanesi.
HEVÂSINA, ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLANLAR 1. BAKARA-120 ...De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak işte o, hidayettir.” Sana gelen ilminden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur. 2. Arâf-176 ...Ve fakat o dünyaya meyletti ve hevasına (nefsinin afetlerine) tâbî oldu. Artık onun hali, köpeğin hali gibidir ki; onunla ilgilensen de solur, onu terk etsen de solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavmin hali işte böyledir... 3. KEHF-28 ...Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan çevirme! Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız ve hevasına tâbî olan kimselere isteyerek, işinde haddi aşmış olanlara itaat etme! 4. TÂHÂ-16 Öyleyse ona (kıyâmet saatine), inanmayanlar ve hevesine tâbî olanlar, sakın seni ondan (kıyâmet gününe îmân etmekten) alıkoymasın. O takdirde sen (de) helâk olursun. 5. FURKÂN-43 Hevasını ilâh edinen kişiyi gördün mü? Yoksa sen mi ona vekil olacaksın? 6. KASAS-50 ...eğer sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır?... 7. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar hassasının üzerine gışavet çekti...
O zaman bütün resûller insanları Allah'a davet ederler. Resûlün davetine; Eğer sana icabet etmezler, daveti kabul etmezlerse onlar heveslerine tâbîdirler. Allah'tan bir hidayetçi olmaksızın kendi hevesine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır?
Bakara 120'de: Sana gelen ilimden sonra Allah'a ulaşma dileği, Allah'ın ilminden sonra eğer gerçekten onların hevâlarına uyarsan senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
Arâf 176'da: Ve onlar dünyaya meyletti, hevâsına, nefsin afetlerine tâbî oldular. Demek ki nefsin afetlerinin hepsi dünyayı talep ediyor.
Kehf 28: Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız, hevâsına tâbî olan kimseleri de isteyerek, işinde haddini aşanlarla beraber olma.
Tâhâ 16: Hevesine tâbî olan sakın seni ondan, kıyamet gününe îmân etmekten alıkoymasın.
Hevâsını ilâh edinen kişiyi gördün mü? Kasas 50 ve Câsiye 23 bunu ifade ediyor. Öyleyse kim hevâsına tâbî? Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerifinde: Bu ümmet için en çok korktuğum şey hevâ ve tûl-i emeldir. Hevâ Hakk’tan ayırır. Tûl-i emel ise âhireti unutturur.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Beyhakî, Şuabü’l-İmân, XIII, 174/10132 "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, hevâ ve tûl-i emeldir. Hevâ insanı Hak’tan alıkoyar. Tûl-i emel ise âhireti unutturur. Şu dünya, arkasını dönmüş gidiyor. Âhiret ise yüzünü dönmüş geliyor. Her birinin kendine has evlatları (tâlibleri) vardır. Eğer âhiret tâliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücünüz yeterse bunu yapın! Bolca amel-i sâlihler işleyin! (Zikir yapın) Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz."
Hevâ insanı Hakk’tan ayırır. Yani hevâ, nefsin 19 afetinin adı. Tûl-i emel ise kişinin dünyaya ait olan hayalleri. Tûl-i emel ise âhireti unutturuyor. Şu dünya arkasını dönmüş gidiyor, âhiretse yüzünü bize çevirmiş geliyor. Allah razı olsun.