Muhterem Hocam, “Ameller niyetlere göredir.” hadîsinin Kur’ân-ı Kerim’deki dayanakları nelerdir?

Soru

Muhterem Hocam, “Ameller niyetlere göredir.” hadîsinin Kur’ân-ı Kerim’deki dayanakları nelerdir?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, Allah’a ulaşmayı dilemek bir niyettir. Ondan sonra O'nun bu niyetini kalbinde gören Allahû Teala, Rahîm esmasıyla tecelli ederek peş peşe onlara ihsanda bulunuyor. Hz. Ömer'den rivâyet ediliyor: "Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Resûl'ü için hicret ederse, hicreti Allah ve Resûl'ünedir.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim M4927, Îmâre, 155; B1 Buhârî, Bedü'l vahy, 1.

Hz. Ömer'den rivâyet edilen bir Hadîs:

"Ameller niyete göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Resûlü için hicret ederse, hicreti Allah ve Resûlü'nedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir."

Hicret olayı da, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasıdır. Nitekim nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 192.

"Tövbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez."

Evet, hicret dediğimiz olay: Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması. Ankebût Suresi'nin 26. âyet-i kerimesinde bu iki hadîsi desteklersek; sonucu bizi oraya götürüyor.

29/ANKEBÛT-26 Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Bundan sonra Lut (A.S), O'na (İbrâhîm (A.S)'a) îmân etti (tâbî oldu) ve dedi ki: "Muhakkak ki ben, Rabbime hicret edecek olanım (ruhumu yaşarken Allah’a ulaştıracağım). Muhakkak ki O; Azîz'dir (çok yücedir), Hakîm'dir (hüküm sahibidir)."

"Ben Rabbime hicret edeceğim." Rabbe hicret eden, Allah’ın Zat’ından üfürülen ruhtur. Ve bu tövbe ile ruh vücuttan ayrılıp Sırat-ı müstakîm'le seyr-i sülûke, yani hicrete başlıyor. Ruh Allah'ın Zat'ına ulaşana kadar devam ediyor. "Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez." Can boğaza gelince o zaman da tövbe sona eriyor.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Daavât, 98; İbn Mâce, Zühd, 30.

"Şüphesiz ki Allah, can boğaza gelmedikçe, kulun tövbesini kabul eder."

Ve kim Allah’a ve Resûl'üne hicret ederse, hicreti Allah ve Resûl'ünedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir. Allah razı olsun.

Dolayısıyla burada öncelikle niyet söz konusu. Ameller niyetlere tâbidir. İslâm'da niyet amelden üstündür. Bu sebeple niyetle kurtuluş olabilir; ama sadece amelle hiç kimsenin kurtuluşu mümkün değil. Allah Resûlü (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez.", "Sen de mi ya Resûlallah?", "Ben de, ama Rabbim beni rahmetine gark etmiştir."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.

"Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.",

Sahâbe soruyor: "Sen de mi ey Allah'ın Resûl'ü?",

"Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti."

Öyle olunca aslolan niyettir. Mesela İslâm'ın 5 şartını 80 yıl yerine getiren bir insan, 65 yıl yerine getiren bir insan, ameli boşa gittiği için kurtuluşa ulaşamayabiliyor. Ama hiçbir ameli olmayan, davet kendisine ulaştığı zaman, kalpten Allah’a ulaşmayı dileyen kişinin kurtuluşu söz konusudur. Bu da İslâm'da niyet amelden üstün olduğunu bize ispat ediyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma1