Muhterem Hocam, âmenû olmak ve Allah’a sarılmayı dilemek arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, âmenû olmak ve Allah’a sarılmayı dilemek arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız?

Cevap

Nisâ Sûresinin 175. âyet-i kerimisinde Allahû Tealâ:

4/NİSÂ-175 Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan Mustakîm (mustekîmen). Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

Allah’a sarılmak, âmenû olmak, Allah’a ulaşmayı dilemek ve Allah’a sarılmak… Allah’a sarılmak; ruhun Allah’ın Zât’ına ulaşması, Allah’ın Zât’ında yok olmasını ifade ediyor. Yani kim Allah’a ulaşmayı diler ve ruhunu Allah’a ulaştırırsa, Allah’ın Zât’ında yok olsaydı demek arasında bir ilişki. Birisi başlangıcı, diğeri sonucu ifade ediyor. Ve Nisâ-175 bu iki muhtevayı birden içeriyor. Allah’a ulaşmayı dilemek âmenû olmak; ama sarılmayı dilemek, âmenû olmanın gerçekleşmesi demektir. Allah’ın Zât’ına ulaşan ruh, Allah’ın Zât’ında kaybolur ve böylece Allah’a sarılmış olur. Âmenû olmanın birinci hedefi, Allah’ın Zât’ına ulaşmaktır. Ulaşmayı dileyen bir insan, Nisâ 175’e göre sadece ulaşmayı dilemiş olmuyor; Allah’ın Zât’ında yok olmayı da, Allah’ın Zât’ına sarılmayı da diliyor. İşte Allahû Tealâ bu âyette “sarılmak” ifadesini kullanıyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20261 dk okuma1