Muhterem Hocam, anlattığınız tasavvuf ilmini nereden ve nasıl alabiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, anlattığınız tasavvuf ilmini nereden ve nasıl alabiliriz?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, mutluluk gerçekten çok kolay. Sana zor gelmesinin arkasında olayı bilmiyorsun. Yani Allah’ı yanına almadığın için sana zor geliyor. Ama biz de diyoruz ki kullar için imkânsız. Tamam, senin için zor, imkânsız ama Allah için çok kolay. Allah’la birlikte olmak da bir dilektir. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksin ve “Allah” diye zikredeceksin. Devamlı Allah seninle beraber. O zaman Allah seninle beraberse senin için zor bir şey olabilir mi? Yani mutluluk o kadar kolay ki zor olan mutsuzluktur. Zor olan bu dünyada mutsuz olmak, kolay olan mutlu olmaktır. Çünkü mesela insanlar dünyayı tercih ettikleri için her gün yüzlerce insanla karşılaşıyorlar, onlara karşı akrobatik hareketlerle başarı kazanmaya çalışıyorlar.
Allah Kur’ân-ı Kerim’de bir misal veriyor. Sadece Rabbimizin rızası için Onun emirlerine itaat edeceğiz ve bir bir sonuçları Allahû Tealâ bize müjdeleyecek. Dolayısıyla, nitekim Rabbimiz ne diyor?
39/ZUMER-29: Daraballâhu meselen raculen fîhi şurekâu muteşâkisûne ve raculen selemen li racul(raculin), hel yesteviyâni mesel(meselen), el hamdulillâh(el hamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Allah, şu meseleyi örnek verdi. Aralarında anlaşamayan birkaç ortağa (birden) bağlı kişi ile tek bir adama teslim olan kişinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah’a mahsustur. Ama onların çoğu bilmezler.
Tek bir adam dediği mürşide teslim olacaksın. Diğerinde ise birden fazla kişi var. Hiç ikisi bir olur mu? Dolayısıyla mürşide bağlı olan, Allah’ın kendisine tevdi ettiği emirlere itaat etmesi hâlinde çok kısa zamanda, çok kolay bir şekilde mutluluk yaşar. Mutluluk gerçekten çok kolay. “Her güçlükle birlikte bir kolaylık var.” dediği budur Allahû Tealâ’nın. Ve Bakara 185’te:
2/BAKARA-185: Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.
“Allah sizin için kolaylık diler, Allah sizin için zorluk dilemez.” Öyleyse dikkat edin. Mutluluk kolaydır; Allah mutlu olmamızı istiyor. Mutsuzluk zordur; Allah mutsuz olmamızı istemiyor. Bu kadar basit.
Etiketler: Mutluluk, Kolaylık, Mürşide Teslim, Zikir
SORU 4
Muhterem Hocam, anlattığınız tasavvuf ilmini nereden ve nasıl alabiliriz?
Cevap:
Sevgili kardeşlerim, anlattığım tasavvuf ilmi sadece bir dilek. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksin. Şimdi hemen kendinizi hak aynasında, Kur’ân aynasında öğrenin. Kur’ân aynasında kendinize baktığınız zaman, zahirî âlemde yaşayabilmeniz için bir fizik beden, berzah âlemine ait olan bir nefs ve Allah’ın Zat’ından üflenen bir ruha sahipsiniz. Ve Allah’ın katından yeryüzüne geldik. Geldiğimiz zaman nefsin manevî kalbinde, gördüğünüz gibi 19 tane karanlık var, hastalık. Ruhta da 19 tane haslet var. Şeytan sadece karanlıklara tesir edebiliyor ve şeytan insanların baş düşmanı. Hemen şimdi şeytanı da devreye alalım.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
Öyleyse 2 tane düşmanımız var: Birisi nefsimiz, diğeri de şeytan. Şimdi şeytanla nefs arasındaki ilişkide şeytanın üzerimizde bir kuvveti yok. Sadece teklif ediyor. Onun için İbrâhîm 22’de şeytan diyor ki: “Allah size hak vaadde bulundu. Ben de size vaadettim ama hep yalan söyledim.” Yani Allah hep doğruyu söylüyor, şeytan da bize hep yalanı söylüyor. Ve yalanı nefsimiz de bizim aklımıza kabul ettiriyor. Halbuki diyor ki: “Ben sizi zorlamadım. Ben sizi davet ettim. Siz davetimi kabul ettiniz.” diyor. Öyleyse nefsin afetleri istikametindeki daveti kabul etmeyeceğiz.
14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Kabul etmediğimiz zaman neyi kabul etmiş oluyoruz? Allah’ın davetini kabul ediyoruz. Bir tarafta şeytanın daveti var, bir tarafta Allah’ın daveti var. Allah’ın daveti mürşidledir. Hemen mürşidi devreye alalım. Şeytan nefsin 19 afetine tesir ediyor ve nefs vasıtasıyla fizik vücuda şerr işletiyor. Allahû Tealâ mürşid vasıtasıyla ruha tesir ediyor ve bize derecat kazandıran hayır olayları söylüyor. Sonuçta bir tercih; serbest iradenin sahibi biziz.
Tercihimizi Allah istikametinde kullanmak demek, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an, Allahû Tealâ bu talebi kalbinizde gördüğü an, 99 esmanın sahibi Rabbimiz Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve şeytana diyor ki: “Bak, benim kulum beni tercih etti. Defol git buradan.” Kuvvetin sahibi Allah. Ve o zaman şeytan devreden çıkıyor. Şeytanın devreden çıkması nefsin de tezkiye ve tasfiyesine sebebiyet veriyor. Çünkü şeytan devamlı karanlıklarını kalbimize göndermek suretiyle bizi Allah’tan uzaklaştırıyor. Ama biz tercihimizi Allah’tan yana kullandığımız an Allahû Tealâ derhal şeytanı devreden çıkartıyor. 4 âyet gereğince Allah diyor ki: Şeytanın sultanlığı benim kullarım üzerinde yoktur. Şeytanın sultanlığı tevekkül edenlere yoktur. Şeytanın sultanlığı âmenû olanlara yoktur. Şeytanın sultanlığı sadece kendisine dost olanlaradır. Bakın: Hicr 42, İsrâ 65, Nahl 99, Sebe 21.
ALLAH’IN MÜSAADESİ VE İZNİ OLMADAN HİÇBİR ŞEY ZARAR VEREMEZ ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR.
KORUMA KALKANI VARDIR.
1. BAKARA-102: ... Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar...
2. MÂİDE-105: Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinizedir borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez...
3. TEGÂBUN-11: Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.
4. MUCÂDELE-10: Muhakkak ki necva (gizli fısıldaşma) şeytandandır, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mahzun etmek içindir. Ve Allah’ın izni olmadıkça onlara bir darlık (sıkıntı) verecek değildir. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.
1. HİCR-42: Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerinden) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.
İSRÂ-65: Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).
2. NAHL-99: Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.
3. SEBE-21: Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah’a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah’a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). ...
4. ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
O zaman yapmanız gereken, sadece tasavvuf ilmini öğrenmek istiyorsanız, Zumer 17’ye göre Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz. Allah bu talebi kalbinizde gördüğü an O size tasavvuf ilmini öğretecektir inşaallah.
Bu tasavvuf ilmi nereden? Kur’ân’dan. Tabii sevgili kardeşim, Kur’ân bir mutluluk davetiyesi, reçetesi ve garantisi; ve tasavvuf da Kur’ân’daki İslâm’ın bütünüdür. İnsan olmak isterseniz tasavvuf; bu bir dilektir. Mutlu olmak isterseniz tasavvuf; bu da ruhun Allah’a teslimidir. Allah’a yakın olmak isterseniz tasavvuf. Ve başka insanları mutlu etmek isterseniz? Tasavvuf. Tasavvuf, tasavvuf, tasavvuf.
Ve mutlaka sizin hedefe ulaşabilmeniz için... Şeytan nefsinizin afetlerine tesir ediyor. O afetleri Allah’ın katından faziletlerle yer değiştirirseniz, 19 afetin yerine 19 fazilet yerleşirse o zaman zülcenahayn olursunuz: 2 kanatlı ve sadece mutlulukları yaşayan birisi olursunuz. Allah’ın izniyle işte şu anda nefsin 19 afeti dışarıya, 19 tane fazilet içeriye. Nefs 19 faziletle akla ulaşır. Ruh da 19 tane hasletle akla ulaşır. İkisinin talebi aynı. Böylece kişi sadece mutlulukları yaşayan birisi olur.