Muhterem Hocam, annem babam benim kalbimi çok kırdılar. Ben de onlarla şu an konuşmuyorum. Burada nasıl bir doğru düşünce alışkanlığı içinde olmalıyım, bu konuda ne buyurursunuz?
Soru
Muhterem Hocam, annem babam benim kalbimi çok kırdılar. Ben de onlarla şu an konuşmuyorum. Burada nasıl bir doğru düşünce alışkanlığı içinde olmalıyım, bu konuda ne buyurursunuz?
Cevap
Sevgili kardeşim, her sual mutlaka Kur’ân-ı Kerim içerisinden cevabı verilmeli. Şimdi anne baba ile ilgili ayetlere baktığımız zaman şunu görüyoruz: Lokmân Suresinin 15. ayet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: Anne babaya ihsanla davranmak…
ANNE VE BABAYA İHSANLA DAVRANMAK
1. BAKARA-83 Biz, İsrailoğulları’ndan: “Allah’tan başkasına kul olmayın, ana-babaya, yakınlara (akrabaya), yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun, insanlara güzel söz söyleyin, namazı (hakkıyla) kılın, zekâtı verin.” diye misak almıştık. Sonra da sizden pek azınız hariç, (misakınızdan geri) döndünüz. Ve siz, yüz çeviren kimselersiniz.
2. NİSÂ-36 Ve Allah'a kul olun. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ve ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa (eşlere), yolda kalmışa ve elinizin altında sahip olduklarınıza (köleye, cariyeye, işçilere) ihsanla davranın. Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez.
3. EN'ÂM-151 De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım; O’na bir şeyi ortak koşmayın. Anne, babaya ihsanla davranın. Yokluk (fakirlik) sebebiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. Kötülüğün açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haklı olmanız hariç kimseyi öldürmeyin ki; onu Allah haram kıldı. ...
4. İSRÂ-23 Rabbin, ondan başkasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (takdir etti, hükmetti). Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara (ikisine) “öf” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (güzel, yumuşak) söz söyle!
5. ANKEBÛT-8 Ve Biz insana, anne ve babasına güzel davranmasını vasiyet ettik (emrettik). Ve eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse o taktirde, o ikisine itaat etme. Dönüşünüz, Banadır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.
6. LOKMÂN-15 Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
7. AHKÂF-15 İnsana, anne ve babasına ihsanla davranmasını vasiyet ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Ve onun taşınması ve sütten kesilmesi 30 aydır. Nihayet erginlik çağına ulaştığı zaman 40 yaşını tamamladı. Şöyle dedi: “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin ni’metlere şükretmekte, Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve zürriyetimi ıslâh et. ...
Şimdi Allahû Tealâ’nın bu kadar hükmü Kur’ân-ı Kerim’de yer almışken sadece bir nokta itibariyle: "Annen baban bilmediğin bir şeyle sana şirk koşarsa ona itaat etme." Yani anne baba diyor ki: “Allah’a ulaşmayı dilemek yok, mürşide tâbîyet yok.” Bu sapık inancı çocuğuna aşılarsa, o zaman çocuğa diyor ki: “Sen sakın ha sakın ona itaat etme.”
Nitekim kâlû belâ gününde Allah iki konuda bizi uyarıyor: Birisi yeminlerimiz, diğeri de içinde yetiştiğimiz aile ortamı. A’râf 172'den sonra A’râf 173. ayet-i kerimesinde:
7/A'RÂF-173 Ev tekûlû innemâ eşreke âbâunâ min kablu ve kunnâ zurriyyeten min ba’dihim, e fe tuhlikunâ bimâ fealel mubtilûn(mubtilûne).
“Veya fakat daha önce babalarımız da şirk koştu ve biz onlardan sonraki nesiliz. Hal böyle iken bâtılla amel edenlerin yaptıklarından dolayı mı bizi helâk edeceksin?” dersiniz diye.
"Fakat daha önce babalarımız da şirk koştu ve biz onlardan sonraki nesiliz." Yani baba, şirkli inancını çocuğuna aşılıyor. "Hal böyle iken bâtılla amel edenlerin yaptıklarından dolayı mı bizi helâk edeceksin? dersiniz diye." Dememeniz için Allahû Tealâ mürşidleri gönderiyor. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e Yâsîn Suresinin 6. ayet-i kerimesinde ne diyor?
36/YÂSÎN-6 Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
Babaları uyarılmamış bir kavmi, uyarman içindir. Çünkü onlar gâfillerdir.
Yani daha önce Resûl gelmiş, babasını uyarmış ama baba hiçbir zaman uyarıyı dikkate almamış. O zaman dikkate almayan bu kişi şirkli bir inancın içerisinde ve doğan çocuğuna da onu veriyor. İşte Allah, Resûl'ünü onun için gönderiyor. Yani babaları uyarılmamış olan kavmi... Yani, o çocukları uyarman için...
Öyleyse, A’râf 173’te bunu birleştirdiğimiz an; baba kendisine ihtar gelmiş, ikaz gelmiş: “Allah’a ulaşmayı dile.” Dilememiş. Dilemeyince, elbette o şirkli inançla hayatını tüketiyor. Ama arkasından çocukları var ve o sapık inancını çocuğuna aşılıyor. İşte o çocuğun günahı yok. O zaman Allahû Tealâ diyor ki: "O çocuğa mutlaka Ben bir uyarıcı Resûl göndereceğim, ona tebliğ yapacak." İşte nezir olmasının arkasında olay budur.
O zaman bunun dışında, annen, baban kalbini kırmış olabilir. Hemen gidip onlardan özür dilemen, onların elini öpmen, onlarla bu dünya hayatında güzel geçinmen söz konusu. Sadece ve sadece Allah’a karşı şirk koşma noktasında babana, annene itaat etmeyeceksin. Onun dışındaki noktalarda ihsanla davranman Allah’ın emrettiği bir güzelliktir.