Muhterem Hocam, A’râf 179. âyet-i kerimede uzuv engelleri açıklanırken âyet hassalardaki engelleri de içersine almakta mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, A’râf 179. âyet-i kerimede uzuv engelleri açıklanırken âyet hassalardaki engelleri de içersine almakta mıdır?

Cevap

Evet. A’râf 179. âyette Allah’ın söylediği, cehenneme gidecek olan insanlar kalplerinde fıkıh olduğu hâlde fıkıh edemeyenlerdir. Fıkıh edememelerinin sebebi, kalplerindeki idrake engel olan ekinnetin olmasıdır. Gözlerinde hicab-ı mestûre vardır, irşad makamını, irşad makamı olarak göremezler. Kulaklarında vakra vardır, irşad makamının söylediklerini işitemezler.

Kalpleri kör, sağırdır ve dilsizdir. İdrak edemezler, işitemezler, göremezler. İdrak edemezler, ekinnet olduğu için. İşitemezler, vakra olduğu için. Göremezler, gışavet olduğu için.

Bu insanlara Allahû Tealâ “ölüler” diyor. Bu İnsanlar, Allah’a ulaşmayı dilememiş olan, âmenû olmayan insanlardır. Âmenû olmadıklarını, Allah’a ulaşmayı dilemediklerini; hem işitemediklerinden, kulaklarındaki vakra alınmamış; göremediklerinden, gözlerindeki hicab-ı mestûre alınmamış; idrak edemediklerinden, kalplerindeki ekinnet alınmamış, yerine ihbat konulmamış olduğundan, anlıyoruz.

Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz’e “Sen mezardaki ölülere işittiremezsin. Onlar ölülerdir. Söylediklerini işitmezler. Benim davetim sadece işitenler icabet eder.” diyor. En’âm 36:

EN'ÂM-36: İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).

(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem'î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah'a döndürülür.)

Neml Suresinin 80. âyet-i kerimesinde de aynı hakikat ifade ediliyor.

NEML-80: İnneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).

Muhakkak ki sen, ölülere işittiremezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da (Allah'ın) davetini işittiremezsin.

Hiç kimse başlangıçta davete icabet edemez. Çünkü kulaklarında vakra vardır. İnsanlar, başlangıçta gözlerinin üzerinde hicab-ı mesture adında bir perde olduğu için irşad makamına alelade bir insan olarak görürler. Peygamber Efendimiz’i (S.A.V) herhangi bir insan olarak kabul etmişlerdir. Allah’ı temsil ettiğini, Allah’ın nebîsi, peygamberi olduğunu idrak edememişlerdir. Allah’ın temsil edildiği bir insanla başka bir insanı mukayese etmek imkânının sahibi değillerdir.

Ne zaman Allah sizi seçmiş ise, siz Allah’a ulaşmayı dilemişseniz, Allah sizin üzerinizde Rahmân esması ile tecellî etmeye başlamışsa, gözlerinizdeki hicab-ı mestureyi alır, sizin baktıktan sonra insanı irşad makamını irşad makamı olarak görmenizi temin eder. Kulaklarınızdaki vakrayı alır. Onun söylediklerini işitmeye başlarsınız, mânâsına varırsınız. Kalbinizdeki ekinneti alır, onu idrak edersiniz, kendinize mal edersiniz.

Davete icabet etmeniz hâlinde dünyadaki nadir mutlu insanlardan olursunuz. Çünkü davete icabet ettiniz. Ruhunuzu da, nefsinizi de, iradenizi de birer birer Allah’a teslim etmekle noktalanacak. İşte bunların hepsinin de adı, ayrı ayrı hidayetlerdir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 22 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20262 dk okuma0